Kütahya’nın tarihî yapıları arasında özel bir yere sahip olan Başmelekler (Taksiyarhis) Kilisesi, köklü geçmişi ve çok katmanlı inanç mirasıyla yeniden gündeme geldi. Dumlupınar Gazetesi’nden Muammer Mert Opuş’un sorularını yanıtlayan Araştırmacı Tarihçi İsmail Germiyanoğlu, kilisenin bilinmeyen yönlerini ve taşıdığı sembolik anlamları detaylarıyla aktardı.
İki Büyük Meleğin Adından Gelen Kimlik: Cebrail ve Mikail
Germiyanoğlu’na göre Başmelekler Kilisesi, konumu itibarıyla Kütahya’nın önemli Rum Ortodoks ibadethanelerinden biri. Tarihçi, kilisenin adının Hristiyanlıkta büyük önem atfedilen Başmelek Mikail ve Cebrail’den geldiğini vurguladı.
Rum topluluğu arasında yapının farklı adlarla da anıldığını belirten Germiyanoğlu, Aya Haralambos ve Aziz Menas isimlerinin de bu kilise ile ilişkilendirildiğini ifade etti.
Efsanelerle Örülü Bir Tarih: Aziz Menas’ın İzleri
Tarihçi Germiyanoğlu, kilisenin adanmış olduğu isimlerden Aziz Menas’ın, 309 yılında Roma döneminde Kütahya’da infaz edilen önemli bir figür olduğunu anlattı. Halk arasında anlatılan efsaneye göre infaz yerinin Hıdırlık bölgesinin altındaki Kocakaya olduğu da biliniyor.
Islahat Fermanı Sonrası İnşa Edilen Osmanlı Dönemi Kilisesi
Başmelekler Kilisesi’nin yapım sürecinin, 1856 Islahat Fermanı sonrasına denk geldiğini belirten Germiyanoğlu, bu dönemde gayrimüslimlere tanınan özgürlüklerin Anadolu’daki kilise mimarisine de yansıdığını söyledi.
Bölgenin daha eski dönemlerde de ibadethane olarak kullanılmış olabileceğine dikkat çekerek, “Kaynak yok ama muhtemelen burada daha önce çok mütevazı bir ibadet yapısı vardı.” dedi.
Roma ve Bizans Dönemi Malzemeleri Yapının Her Yerinde
Germiyanoğlu, kilisenin özellikle dikkat çekici yanlarından birinin devşirme mermer malzemeler olduğunu kaydetti. Kapı girişindeki mermer sütunlardan içeride kullanılan sütunlara kadar birçok unsurun Roma ve Bizans dönemlerine ait parçalar olduğunu belirtti.
Kilise içerisindeki üst bölümün geçmişte vaftizhane, alt bölümün ise vaftiz kuyusu olduğuna dair iddiaların da tarihsel ritüellerle örtüştüğünü söyledi.
Kütahya’nın Çok Katmanlı İnanç Geçmişi: Paganizmden Hristiyanlığa
Germiyanoğlu, kilisenin bulunduğu alanın yalnızca Hristiyanlıkla değil, çok daha eski dönemlerle de bağlantılı olduğunu vurgulayarak, “Roma Paganizmi, Yunan Paganizmi ve daha eskiye gidersek Frig inancı… Kütahya çok zengin bir inanç coğrafyasıdır.” ifadelerini kullandı.
Üç Nefli Bazilika Planı ve Dikkat Çeken Çan Kulesi
Mimarisi üç nefli bazilika şeklinde olan kilisenin, bombeli dış tasarımıyla hemen fark edildiğini belirten tarihçi, çan kulesinin ise hem sütunları hem de taş işçiliğiyle dönemin nadide örnekleri arasında yer aldığını söyledi.
Kilisede bulunan Türkçe ancak Yunan harfleriyle yazılmış kitabenin, Rum cemaatinin ana dilinin Türkçe olduğunun somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Kitabeye göre çan kulesi 1885 yılında yapıya eklenmişti.
Yıkımdan Son Anda Kurtulan Çan Kulesi ve Kızılay Dönemi
Germiyanoğlu, 1960’lı yıllarda çan kulesinin yıkılmak istendiğini, hatta iskele kurulduğunu ancak yapının tescilli olması nedeniyle bu kararın iptal edildiğini anlattı.
Cumhuriyet döneminde Rumların Kütahya’dan ayrılmasıyla boş kalan kilisenin bir süre camiye dönüştürülmek istendiğini, içeride hâlâ görülebilen minber kalıntılarının bu girişime ait olduğunu belirtti.
1950’lerde ise mülkiyetin Kızılay’a geçtiğini ve uzun yıllar Kızılay deposu olarak kullanıldığını ekledi.
Yüz Yılı Aşkın Süredir Bakımsız Ama Ayakta
Araştırmacı tarihçi, yapının bugüne kadar hiç restorasyon görmemiş olmasının hem ilginç hem de endişe verici olduğuna değinerek, “Cemaat nasıl bıraktıysa öyle duruyor. Yüz yılı aşkın süredir hiçbir müdahale yapılmadı.” dedi.
Kütahya’nın Kültür Hafızasına Açılan Bir Kapı
Germiyanoğlu’nun değerlendirmeleri, Başmelekler Kilisesi’nin yalnızca bir Rum Ortodoks ibadethanesi değil; Kütahya'nın çok katmanlı kültürel mirasının en önemli tanıklarından biri olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.





