Kalp ve damar hastalıklarının erken tanısı, günümüzde kardiyolojinin en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. PARKHAYAT Kütahya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mahmut Akpek, klinik uygulamada giderek daha fazla yer bulan Cardisiografi (CSG) yöntemi hakkında bilimsel açıklamalarda bulundu.
“Cardisiografi(CSG), kalbin yaygın, sık görülen hastalıklarını olabildiğince çabuk tespit edebilmek için geliştirilen yeni yöntemdir. CSG, hastalarda kalp dolaşım bozukluklarının varlığını çok güvenilir bir şekilde saptayabilir. Yeni geliştirilen bu teknoloji doktorlara; hastalara kesin bilgileri kolay, hızlı ve invaziv olmayan bir şekilde sağlama ve ardından uygun tedavi planlarını derhal uygulama fırsatı verir.”

Doç. Dr. Mahmut Akpek, Cardisiografi’nin klasik EKG’den farklı olarak çok daha ileri düzeyde sinyal analizi yaptığını belirterek şunları söyledi:
“Cardisiografi, yapay zeka desteğiyle çalışan bir kalp tarama yöntemi olup, kalbin dolaşım bozukluklarını ve diğer rahatsızlıkları tespit etmek için geliştirilmiştir. Bu yöntem, non-invaziv bir tarama sağlayarak hastaların rahatını bozmaz ve dakikalar içinde sonuç verir. Yapay zeka, elde edilen verileri analiz ederek kalp sağlığınız hakkında kesin bilgiler sunar.”dedi.
KARDİSİOGRAFİ'NİN GELENEKSEL YÖNTEMLERE GÖRE AVANTAJLARI:
• Non-invaziv Yöntem: Cardisiografi, herhangi bir cerrahi veya girişimsel işlem gerektirmez. Damar içine kateter yerleştirilmez, kontrast madde verilmez ve radyasyon kullanılmaz. Bu nedenle hem hasta konforu yüksektir hem de komplikasyon riski son derece düşüktür.”
• Hızlı Sonuçlar: İşlem yaklaşık 10–15 dakika sürmektedir. Bu da özellikle yoğun hastane ortamlarında önemli bir avantaj sağlar. Hasta işlem sonrasında günlük yaşamına hemen dönebilmektedir.
• Yüksek Doğruluk Oranı: %90’ın üzerindeki duyarlılık oranı, Cardisiografi’nin kalp sağlığında yüksek güvenilirlik sunduğunu gösterir. Bu, özellikle orta risk grubundaki hastalarda ileri görüntüleme yöntemlerine karar verirken önemli bir avantaj sağlar.”
CARDİSİOGRAFİ;
• Göğüs ağrısı olan hastalarda,
• Diyabet, hipertansiyon ve hiperlipidemi gibi risk faktörleri bulunan bireylerde,
• Ailesel erken yaşta erken kalp hastalığı öyküsü olan kişilerde tanısal algoritmada değerli bir basamak olarak kullanılabilmektedir.
Sonuç olarak Cardisiografi; kardiyoloji pratiğinde bilimsel temelli, non-invaziv, hızlı ve yüksek doğruluk oranına sahip bir değerlendirme yöntemi olarak erken tanıda önemli bir yer tutmaktadır.
Doç. Dr. Mahmut Akpek, özellikle 40 yaş üzeri ve risk faktörü bulunan bireylerin düzenli kardiyolojik kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurguluyor. Erken risk analizi, kalp krizi ve ani kardiyak olayların önlenmesinde hayati rol oynamaktadır.




