Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, 2026-2027 Akademik Yılı açılışı kapsamında düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada Terörsüz Türkiye, toplumsal huzur, kardeşlik ve ortak gelecek mesajları verdi. Öğrencilere seslenen Kızıltoprak, huzurun gündelik hayatta kurulduğunu belirterek, gençlerin toplumsal barışın ve kardeşliğin güçlenmesinde önemli sorumluluklar üstlendiğini ifade etti.

Kütahya İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz, öğretmen ve öğrencilerle buluştu
Kütahya İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz, öğretmen ve öğrencilerle buluştu
İçeriği Görüntüle

Whatsapp Image 2026 09 22 At 10.23.21

“Huzur Gündelik Hayatta Kurulur”

Konuşmasında toplumsal huzurun yalnızca büyük hedeflerle değil, günlük yaşamda sergilenen davranışlarla da şekillendiğine dikkat çeken Rektör Kızıltoprak, öğrencilerin birbirlerine karşı anlayışlı ve saygılı olmasının önemini vurguladı.

Üniversite yaşamından örnekler veren Kızıltoprak, kantinde, amfide, sınav öncesinde ya da otobüs durağında kurulan iletişimin huzur ortamına katkı sağlayabileceğini belirtti.

Kızıltoprak, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Çünkü huzur gündelik hayatta kurulur. Bir kantinde otururken, amfide hocanın gelmesini beklerken, bir sınava hazırlanırken ya da bir otobüs durağında vasıta beklerken; bir selamla, bir gülüşle, erdemli bir davranışla ve arkadaşınızın hakkını kendi hakkınızmış gibi değerli görmenizde huzur sağlanır.”

Vatan kavramının kapsamına değinen Kızıltoprak, vatanın yalnızca üzerinde yaşanılan topraklardan ibaret olmadığını; ortak tarih, dil, kültür ve değerlerle anlam kazandığını dile getirdi.

Mavi Vatan, Gök Vatan ve Yeşil Vatan kavramlarına da değinen Kızıltoprak, vatanı oluşturan tüm unsurlara sahip çıkılması gerektiğini belirtti. Malazgirt Zaferi ve Dumlupınar Zaferi gibi tarihî dönüm noktalarının ortak hafızadaki yerine işaret eden Kızıltoprak, cumhuriyet ve devletle duyulan gururun da bu bütünün bir parçası olduğunu ifade etti.

Whatsapp Image 2026 09 22 At 10.23.21 (1)

Kızıltoprak, vatanın ortak tarih, dil, şarkılar, türküler ve emekle birlikte yaşatılan bir duygu olduğunu belirterek, Türkiye Cumhuriyeti’ni gelecek nesillere aktarmanın herkesin sorumluluğu olduğunu kaydetti.

Kızıltoprak'tan Nazım Hikmet’in Dizeleriyle Kardeşlik Mesajı

Konuşmasında şair Nazım Hikmet’in Anadolu’yu ve memleket sevgisini anlatan dizelerine de yer veren Kızıltoprak, farklı kültürlerden insanların aynı vatanın parçası olduğuna dikkat çekti.

Kızıltoprak, “Bu memleketin taşı da toprağı da böğürtü böceği de, yeşili de çiçeği de, her renkten, her kültürden insanı da bizim.” sözleriyle ortak aidiyet ve sorumluluk anlayışını vurguladı.

Şairin “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” dizelerini de hatırlatan Kızıltoprak, Dumlupınar Zaferi’nin adını taşıyan üniversitenin öğrencilerinin hem bireysel özgürlüklerine sahip çıkmalarını hem de kardeşlik anlayışıyla bir arada yaşamalarını önemsediklerini ifade etti.

Whatsapp Image 2026 09 22 At 10.23.20

''Vatan Aynı Zamanda Ortak Tarihimizdir''

Kızıltoprak açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ''Huzur gündelik hayatta kurulur. Bir kantinde otururken, amfide hocanın gelmesini beklerken, bir sınava hazırlanırken ya da bir otobüs durağında vasıta beklerken; bir selamla, bir gülüşle, erdemli bir davranışla ve arkadaşınızın hakkını kendi hakkınızmış gibi değerli görmenizde huzur sağlanır.

Vatan, üzerinde yaşadığımız bu kara toprak parçasıdır. Ama vatan dediğimizde biz Mavi Vatan'ı da anlıyoruz, Gök Vatan'ı anlıyoruz, Yeşil Vatan'ı anlıyoruz. Bütün vatanı vatan kılan unsurlara sahip çıkmalıyız. Vatan sadece maddi olarak yeryüzü, gökyüzü, Mavi Vatan ve yeşil ormanlarımız değil; aynı zamanda ortak tarihimizdir. Malazgirt Zaferi'ni kutlamamız, Dumlupınar Zaferi'yle gurur duymamız, cumhuriyetimizle, devletimizle, tarihimizle gurur duymamızdır. Vatan; dilimizdir, şarkılarımızdır, türkülerimizdir, emeğimizdir ve birlikte yaşattığımız, yaşadığımız canlı bir duygudur.

Büyük şairlerimizden Nazım Hikmet, Anadolu'yu Uzak Asya'dan Akdeniz'e uzanan büyük bir tarih ve hayat coğrafyası olarak tanımlar:

“Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket bizim.”

Bu memleketin taşı da toprağı da böğürtü böceği de, yeşili de çiçeği de, her renkten, her kültürden insanı da bizim. Buradaki “bizim” sözü sadece bize sahiplik duygumuzu hatırlatmaz. Evet, biz bu vatanın her bir taşına, her bir damlasına sahibiz. Ama bir sorumluluğumuz var: Bu vatanı, bu Türkiye Cumhuriyeti'ni ilelebet yaşatmak ve payidar kılmak, bizim omuzlarımızdaki en büyük sorumluluktur sevgili arkadaşlar.

Şair şunu söyler: “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.” Biz bu topraklarda bir ağaç gibi tek ve hür, aynı zamanda bir orman gibi kardeşçe, ilelebet yaşamaya ant içmiş Dumlupınar Üniversitesi'nin çatısı altında, Dumlupınar Zaferi'nin ismini taşıyan bir üniversitenin öğrencileri olarak vatanımızla, milletimizle, cumhuriyetimizle ilelebet gurur duymaya devam edeceğiz ve milletimizi hür ve özgür bir şekilde yaşatmaya devam edeceğiz.

Bu tarih, Türk milletinin neleri başardığını gördü. Siz sevgili gençler, siz bizim yerimizi aldığınızda bu ülke muasır medeniyetin zirvesinde olacak. O zirveye siz taşıyacaksınız. O günler çok yakındır ve o günlerin sorumluluğu, kardeşlik ve ilerleme aşkını, o sevdayı yüklüyor. Biz çünkü Türk milletinin istiklaline ve Türk milletinin kardeşliğine baş koymuşuzdur. O yüzden biz her zaman gururla “Ne mutlu Türk'üm diyene!” diyoruz. Evet, hep birlikte söyleyebiliriz: Ne mutlu Türk'üm diyene!

Sevgili arkadaşlar, bir şairin “Baş koymuşum Türkiye'nin yoluna, düzlüğüne yokuşuna ölürüm. Asırlardır kır atımı suladım, ırmağın akışına ölürüm.” dediği topraklarda yetişiyoruz.

Vatanı sevmek, onun her şeyini sevmektir. Ülkeye bağlılık, rahat zamanlarda söylenen güzel sözlerle ölçülmez. Asıl bağlılık, güçlük karşısında sorumluluktan kaçmamak, umutsuzluğa teslim olmamak ve ortak gelecek için emek vermektir.

Sevgili gençler, biz sizi ortak geleceğimizin teminatı olarak görüyoruz. Burada, Dumlupınar Üniversitesi'nde okuyor olmak, bu üniversitenin öğrencisi olmak sizlere apayrı sorumluluklar da yüklüyor.

Bu topraklar, 30 Ağustos 1922'de kazanılan İstiklal Harbi'mizde gösterdiğimiz kahramanlığın da hafızasını taşıyor. Dumlupınar'da kazandığımız zaferden sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni kurduk. Cumhuriyetimizin kurulmasından itibaren 103 yıl geçti. Bu 103 yılda cumhuriyetimiz her geçen gün büyüyor. Askerî alanda, eğitim alanında, sağlık alanında, kültür alanında, sanat alanında, spor alanında cumhuriyetimiz gençlerine çok büyük imkânlar sunuyor.

Sevgili öğrenciler, üniversitemizde olimpik havuzumuzdan kütüphanemize, laboratuvarlarımızdan derslik alanlarımıza, Spor Kültür Dairemizden Öğrenci İşleri Dairemize kadar üniversitemizdeki her birimin önemini her zaman dile getiriyorum. Bizim için öğrenci önceliklidir. Her öğrencimiz çok değerlidir.''

Muhabir: Hüseyin GEZGİN