Kütahya’da eğitim emekçilerinin temsilcilerinden Eğitim Sen Kütahya Şube Başkanı Hilal Gökbel, Dumlupınar Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamada, gündemdeki fon yolsuzluğu iddialarını, kamu kaynaklarının kullanımını, emekli ve kamu çalışanlarının ekonomik koşullarını ve muhalif medya kuruluşlarına yönelik kayyum uygulamalarını değerlendirdi.

Fonlara ilişkin iddiaların bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini savunan Gökbel, Meclis denetiminin ve şeffaflığın önemine dikkat çekti. Yolsuzluk iddialarının yalnızca mali boyutuyla değil, toplumun farklı kesimlerine yönelik ekonomik sonuçlarıyla da ele alınması gerektiğini belirtti.

“AK PARTİ VE MHP’DEN ARAŞTIRMA KOMİSYONUNA DESTEK BEKLERDİK”

Fon yolsuzluğu iddialarının Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştırılması gerektiğini dile getiren Gökbel, AK Parti ve MHP’nin tutumunu eleştirdi.

Gökbel, “Bu fon yolsuzluğunda, fon soygununda, ülkenin geleceğinin çalınması konusunda AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisinden beklentimiz, Meclis araştırma komisyonunun oluşturulmasına destek vermeleri yönünde olurdu. Şeffaflığın ön plana çıkması noktasında çok isabetli bir karar olurdu.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu iddiaların üst düzey yöneticilere kadar uzanabileceğini düşündüğünü belirten Gökbel, araştırma komisyonu kurulmasına karşı çıkıldığını ileri sürdü.

Gökbel'in bu değerlendirmeleri, soruşturmanın kapsamı ve siyasi sorumluluklara ilişkin iddialar niteliği taşıyor.

“10 MİLYON EMEKLİYİ RAHATLATACAK BİR KAYNAK OLABİLİRDİ”

Yolsuzluk iddialarının ekonomik büyüklüğüne dikkat çeken Gökbel, iddia edilen kayıpları emeklilerin ve kamu çalışanlarının gelirleriyle karşılaştırdı.

“Buradan elde edilen haksız kazanç, 10 milyon emekliyi rahatlatacak, onları insanca yaşama düzeyine ulaştıracak bir ücret oluşturabilirdi.” diyen Gökbel, kamu çalışanlarının gelirlerinin artırılması için de önemli kaynaklar ayrılabileceğini savundu.

Gökbel, söz konusu kaynakların kamu çalışanlarına yönlendirilmesi halinde yüzde 30-40 düzeyinde ücret artışlarının mümkün olabileceğini ileri sürdü.

“ÖĞRENCİLERE ÜCRETSİZ YEMEK VE TEMİZ SU SAĞLANABİLİRDİ”

Fonlara ilişkin iddiaları eğitim harcamaları üzerinden de değerlendiren Gökbel, öğrencilerin temel ihtiyaçlarının karşılanması için kamu kaynaklarının kullanılmasının önemine değindi.

Gökbel, “Bu ülkenin öğrencileri için ödenemeyen ücretsiz bir öğün yemek, bu vurgunda elde edilen paralarla karşılanabilirdi. Her öğrenciye ücretsiz temiz su imkânı sağlanabilir, kırtasiye yardımları ve sene başında velilerin yaptığı okul harcamaları karşılanabilirdi.” dedi.

Ekonomik kaynakların toplum yararına kullanılmasının önemini vurgulayan Gökbel, özellikle dar gelirli ailelerin çocuklarının eğitim giderlerinin azaltılması gerektiğini ifade etti.

“200 MİLYAR DOLARLIK ZARARDAN SÖZ EDİYORUZ”

Fon piyasasında yaşanan gelişmelerin yalnızca doğrudan yatırım yapan vatandaşları değil, borsada işlem gören diğer şirketleri de etkilediğini savunan Gökbel, ekonomik kaybın çok daha geniş boyutlarda olduğunu ileri sürdü.

Gökbel, “Borsanın normal hisseleri üzerinde meydana gelen düşüşler, düzgün çalışan şirketlerin yaşadığı değer kayıplarıyla beraber ülkenin 200 milyar dolarlara ulaşan rakamlarla zarar ettiği ortada.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu rakamın emeklilere, kamu çalışanlarına ve öğrencilere yönelik sosyal desteklerle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gökbel, kamu kaynaklarının toplumun ihtiyaçları için kullanılmasının önemini vurguladı.

Ancak Gökbel'in dile getirdiği 200 milyar dolarlık zarar tutarı, bağımsız ve resmî bir hesaplamayla doğrulanmış değil.

“ÜLKENİN YÜZDE 95'İ RAHATLATILABİLİRDİ”

Ekonomik eşitsizliklere yönelik eleştirilerini sürdüren Gökbel, iddia edilen haksız kazançların toplumun geniş kesimlerinin yaşam koşullarını iyileştirmek için kullanılabileceğini savundu.

Gökbel, “Bu ülkenin yüzde 95'lik kesimini rahatlatacak bir ücret seviyesine ulaşmasını sağlayacak bir paraydı. Ancak yüzde 5'lik kesimin vurgun yapıp servetlerine servet katmaları kabul edilebilir bir durum değildir.” dedi.

Yaşananların kendilerini derinden üzdüğünü belirten Gökbel, fon piyasasındaki iddiaların şeffaf bir şekilde araştırılması gerektiğini yineledi.

“YOLSUZLUK İDDİALARININ PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

Türkiye'de geçmiş dönemlerde gündeme gelen yolsuzluk iddialarını da hatırlatan Gökbel, benzer tartışmaların tekrar yaşanmasını eleştirdi.

Geçmişte bazı bakanlar ve kamu yöneticileri hakkında ortaya atılan iddialara değinen Gökbel, mevcut fon tartışmasının da üzerinin kapatılmaya çalışıldığını düşündüğünü söyledi.

“Bizler Eğitim Sen olarak, KESK olarak bunun peşini asla bırakmayacağız. Sürekli sorgulamaya, bununla ilgili sorular sormaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Gökbel, kamu kaynakları ve sermaye piyasalarına ilişkin bütün iddiaların bağımsız biçimde soruşturulması gerektiğini savundu.

HALK TV'YE KAYYUM KARARI HAKKINDA DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMA

Dumlupınar Gazetesi'nin kayyum atamalarına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Hilal Gökbel, muhalif belediyelere, siyasi partilere ve medya kuruluşlarına yönelik uygulamalara tepki gösterdi.

Hisarcık'ta Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında veli buluşması
Hisarcık'ta Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında veli buluşması
İçeriği Görüntüle

Özellikle gazetecilere yönelik sansür iddiaları ve televizyon kanallarına kayyum atanması konularında eleştirilerde bulunan Gökbel, söz konusu uygulamaların demokratik haklar açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Muhalif gazetecilere uygulanan sansürü, muhalif gazetelere ve televizyon kanallarına yapılan karartmaları ve kayyum atamalarını asla kabul etmiyoruz.” diyen Gökbel, bu konulardaki itirazlarını sürdürmeye devam edeceklerini söyledi.

“KAYYUM ATAMALARINI GÜNDEM DEĞİŞTİRME ÇABASI OLARAK GÖRÜYORUZ”

Kayyum kararlarının zamanlamasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gökbel, bu kararların fon yolsuzluğu iddialarından kamuoyunun dikkatini uzaklaştırmayı amaçladığını düşündüğünü ifade etti.

Gökbel, “Bu hukuksuzluk, yolsuzluk, talan ve vurgun ekonomisinin üstünü kapatmak, farklı bir gündem oluşturmak için yapılan bir çalışma diye düşünüyorum.” dedi.

Halk TV ve diğer muhalif yayın kuruluşlarına yönelik olası hukuka aykırılık iddialarının da araştırılması gerektiğini belirten Gökbel, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Tabii ki Halk TV'nin ve benzeri muhalif kanalların varsa hukuksuzlukları, varsa yolsuzlukları, bunların üzerine de gidilmeli. Ancak ben bunun gündemi değiştirmek, gündemi farklı noktalara çekmek için yapıldığını düşünüyorum.”

Muhabir: Hüseyin Gezgin