Ehliyet sınavlarında yeni dönem tartışması
Türkiye genelinde her yıl yüz binlerce adayın girdiği ehliyet sınavı sistemi, uzun süredir özellikle direksiyon sınavı aşamasında yaşanan itirazlarla gündeme geliyor. Adaylar, değerlendirmelerin zaman zaman objektiflikten uzak yapıldığı iddiasını dile getirirken, bu tartışmalara yeni bir boyut kazandıran adım Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK)’ndan geldi. Kurum, sürücü belgesi almak isteyen adayların girdiği uygulama sınavlarının kamera kaydı ile kayıt altına alınmasını önerdi.
Bu tavsiye, sadece bir teknik düzenleme değil; aynı zamanda sınavlara duyulan güvenin yeniden inşa edilmesi açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Başvurunun arka planı neydi?
KDK’nin gündemine gelen dosya, İstanbul’da yaşayan bir sürücü adayının yaşadığı mağduriyetle başladı. Aday, yazılı sınavları geçtikten sonra katıldığı direksiyon eğitimi dersi uygulama sınavında ilk parkuru sorunsuz tamamladı. İkinci parkurda ise ciddi bir hata yapmadığını düşünmesine rağmen başarısız sayıldı. Bu durum, adayın hem yeniden sınava girmesine hem de tekrar ücret ödemesine yol açtı.
Aday, sınav değerlendirmesinin keyfi yapıldığını, bunun da hem maddi hem manevi kayba neden olduğunu belirterek KDK’ye başvurdu. Ayrıca benzer mağduriyetlerin önüne geçilmesi için sınavların daha şeffaf ve denetlenebilir hale getirilmesini talep etti.
KDK neden kamera kaydını gerekli görüyor?
KDK’nin karar metninde dikkat çekici gerekçeler yer aldı. Kurum, direksiyon sınavlarının kamera ile kayıt altına alınması halinde;
-
Sınav güvenliğinin artacağını,
-
Kamu hizmetine duyulan güvenin güçleneceğini,
-
Sınav görevlilerinin keyfi veya önyargılı değerlendirme yapma ihtimalinin azalacağını,
-
Olası uygunsuz davranışların ve kazaların daha net şekilde tespit edilebileceğini vurguladı.
Ayrıca kamera kaydı sayesinde adayların sınav sonucuna itiraz ederken somut delil sunabileceği, bu durumun da idari süreçlerde belirsizlikleri azaltacağı ifade edildi.
Şeffaflık ve denetlenebilirlik vurgusu
Kararda özellikle şeffaflık ve denetlenebilirlik kavramlarının altı çizildi. Bugüne kadar birçok aday, başarısız sayıldığı sınavlara ilişkin yalnızca sözlü değerlendirme ile karşı karşıya kaldığını, bu nedenle itiraz süreçlerinin çoğu zaman sonuçsuz kaldığını dile getiriyordu. Kamera kaydı uygulaması, bu tabloyu kökten değiştirebilecek bir araç olarak görülüyor.
Standardizasyon hedefi
KDK, kamera kayıtlarının sadece itiraz süreçlerinde değil, aynı zamanda sınav hizmetlerinde standardizasyonu güçlendireceğini de belirtti. Böylece Türkiye genelinde uygulanan sınavların daha eşit, ölçülebilir ve karşılaştırılabilir hale gelmesi amaçlanıyor.
MEB ne diyor?
Tavsiye kararı sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) da konuya ilişkin KDK’ye bilgi verdi. Bakanlık, ilgili yönetmelikte mevzuat güncelleme çalışmalarının sürdüğünü ve sınav sürecinin kamera kaydına alınmasına yönelik hüküm içeren bir taslak üzerinde çalışıldığını bildirdi.
Bu açıklama, yakın gelecekte ehliyet sınavı sisteminde önemli bir değişikliğin kapıda olabileceği şeklinde yorumlandı. Henüz kesin bir tarih verilmemiş olsa da, hazırlıkların devam etmesi, uygulamanın ciddi biçimde masada olduğunu gösteriyor.
Adaylar ve sektör ne bekliyor?
Sürücü kursları ve adaylar, uzun süredir direksiyon sınavı aşamasında yaşanan belirsizliklerin sona ermesini istiyor. Özellikle “geçti mi kaldı mı” sorusunun tek bir kişinin değerlendirmesine bağlı kalması, sistemin en çok eleştirilen yönlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Kamera kaydı uygulamasının hayata geçmesi halinde:
-
Adayların kendini daha güvende hissetmesi,
-
Görevlilerin daha dikkatli ve mevzuata uygun hareket etmesi,
-
İtiraz süreçlerinin daha hızlı ve net sonuçlanması bekleniyor.
Yeni sistem neleri değiştirebilir?
Uzmanlara göre bu adım, sadece teknik bir düzenleme değil; aynı zamanda kamu hizmetlerinde güven algısını doğrudan etkileyen bir reform niteliği taşıyor. Ehliyet sınavı gibi geniş kitleleri ilgilendiren bir alanda atılacak bu tür adımlar, benzer uygulamaların başka sınav ve değerlendirme süreçlerine de örnek olabileceği şeklinde değerlendiriliyor.
Özellikle adalet, şeffaflık ve hesap verebilirlik kavramlarının öne çıktığı bu yeni yaklaşım, sürücü adaylarının yıllardır dile getirdiği eleştirilerin önemli bir bölümüne yanıt verme potansiyeli taşıyor.



