Son yıllarda obezite oranlarında yaşanan hızlı artış, sadece bedeni değil, ruh sağlığını da tehdit eden ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüştü. Toplumda diyet hâlâ çoğu zaman yalnızca “zayıflama” ve “kalori hesabı” olarak görülürken, Diyetisyen Sümeyye Korkmaz, Dumlupınar Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmelerde bu bakış açısının eksik ve yanıltıcı olduğuna dikkat çekti.

Korkmaz, diyetin yalnızca kilo vermeye odaklanan geçici bir süreç olmadığını; kişinin düşünce yapısını, duygusal durumunu ve yaşam alışkanlıklarını da kapsayan bütüncül bir değişim olduğunu vurguladı. Obezitenin psikolojik etkilerinin çoğu zaman göz ardı edildiğini belirten Korkmaz, kilo problemi yaşayan bireylerde özgüven kaybı, stres, kaygı ve motivasyon düşüklüğünün sıkça görüldüğünü ifade etti. Bu durumun, diyet sürecinin sürdürülebilirliğini doğrudan etkilediğini söyledi.

“Diyetin merkezinde psikoloji var”

Toplumda diyetin hâlâ sadece yasaklar ve listelerden ibaret sanıldığını dile getiren Korkmaz, bu algının yanlış olduğunun altını çizerek, “Bilimsel veriler ve klinik deneyimlerim çok net bir gerçeğe işaret ediyor: Diyet sürecinin merkezinde psikoloji yer alır. Sadece ne yediğimiz değil, neden yediğimiz de bu sürecin en kritik parçasıdır” dedi.

Sağlık Emekçileri Uyardı: “Bu Vergi Sistemi Sağlığı Çökertir”
Sağlık Emekçileri Uyardı: “Bu Vergi Sistemi Sağlığı Çökertir”
İçeriği Görüntüle

“Sorun irade değil, stresle baş etme biçimi”

Birçok kişinin diyete başlayıp kısa sürede bırakmasının çoğu zaman “irade eksikliği” olarak yorumlandığını belirten Korkmaz, asıl nedenin psikolojik altyapı olduğunu söyledi. “Asıl mesele; kişinin stresle baş etme biçimi, kendisiyle kurduğu iç diyalog, geçmiş başarısızlık deneyimleri ve beklenti yönetimidir. Psikolojik olarak hazır olmayan bireylerde, en doğru beslenme planı bile uzun vadede sürdürülebilir olmuyor” diye konuştu.

“Kişinin ne hissettiği en az ne yediği kadar önemli”

Motivasyon ve stresin diyet başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Korkmaz, yüksek stres altında artan kortizol hormonunun iştah kontrolünü bozabildiğini ve özellikle karbonhidrat isteğini artırdığını söyledi. “Düşük motivasyon ise beslenme planına uyumu ciddi şekilde azaltır. Bu nedenle etkili bir diyet süreci, sadece ne yendiğini değil, kişinin o süreçte nasıl hissettiğini de mutlaka hesaba katmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Duygusal yeme süreci sabote ediyor”

Son yıllarda sıkça konuşulan “duygusal yeme” kavramına da değinen Korkmaz, bu davranışın fizyolojik açlıktan bağımsız olarak stres, kaygı, mutsuzluk, yalnızlık ya da öfke gibi duygularla tetiklendiğini belirtti. “Bu durumda birey yemeği bir ihtiyaç değil, bir rahatlama aracı olarak kullanır. Bu fark edilmeden sadece kalori kısıtlamasına gidilirse süreç çoğu zaman suçluluk ve kontrol kaybı döngüsüyle sonuçlanır” dedi.

“Yeni diyete ‘nasıl olsa yapamıyorum’ düşüncesiyle başlanıyor”

Geçmiş diyet deneyimlerinin yeni süreci doğrudan etkilediğine dikkat çeken Korkmaz, “Daha önce defalarca deneyip başarısız olan bireyler, yeni bir sürece çoğu zaman ‘Ben zaten yapamıyorum’ düşüncesiyle başlıyor. Olumsuz beden algısı da diyetin sağlıklı bir değişim süreci olmaktan çıkıp cezalandırıcı bir hale gelmesine neden oluyor” şeklinde konuştu.

4C837E6E D731 4Cfb A476 0229C0E7814C

“Psikolojik faktörler başarıyı doğrudan etkiliyor”

Fiziksel olarak doğru planlanan diyetlerde bile bazen sonuç alınamamasının mümkün olduğunu belirten Korkmaz, bunun arkasında çoğu zaman yüksek stres, yetersiz uyku, duygusal baskı, mükemmeliyetçilik ve kontrolcü düşünce yapıları gibi faktörlerin yer aldığını söyledi. “Bu durum hem metabolizmayı hem de davranışsal uyumu olumsuz etkileyebiliyor” dedi.

“Kalıcı başarı beden ve zihin birlikte ele alındığında mümkün”

Diyetin sadece kilo verme süreci olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Korkmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Diyet; alışkanlıkları, düşünce kalıplarını, duyguları ve kişinin kendisiyle olan ilişkisini kapsayan bir yaşam değişimidir. Kalıcı ve sağlıklı sonuçlar ancak beden ve zihnin birlikte ele alındığı, kişiye özel ve sürdürülebilir bir yaklaşımla mümkündür.”

Diyetisyen Sümeyye Korkmaz’ın değerlendirmeleri, obeziteyle mücadelenin yalnızca beslenme listeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini bir kez daha ortaya koyarken, sürecin psikolojik boyutunun en az fiziksel boyut kadar önemli olduğunu gözler önüne serdi.

Feb54D92 1Dc9 416C 9623 495C21Da11E2

Muhabir: Münevver YILMAZ