Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’deki etkileri giderek ağırlaşırken, Türk şirketleriyle bağlantılı ticari gemilere düzenlenen saldırılar endişeye neden oldu. Fransız gazetesi Le Monde’un 16 Ekim 2026 tarihli haberine göre, ekim ayının ilk yarısında yalnızca sekiz gün içinde Türk armatörlerle bağlantılı dört gemi insansız hava araçlarının hedefi oldu.
Saldırılar sonucunda üç ticari gemi battı, en az 12 kişi yaşamını yitirdi ve 11 denizciden haber alınamadı. Özellikle Bulgaristan ve Romanya açıklarında yaşanan gelişmeler, uluslararası deniz taşımacılığı açısından güvenlik endişelerini artırdı.
SEKİZ GÜNDE DÖRT GEMİ HEDEF ALINDI
Karadeniz’de meydana gelen saldırıların son örneklerinden biri, İstanbul merkezli Sarfo Denizcilik tarafından işletilen Azov-Concord adlı ticari gemi oldu.
12 Ekim’i 13 Ekim’e bağlayan gece saldırıya uğrayan gemi battı. Le Monde’un aktardığı bilgilere göre gemide bulunan mürettebattan yalnızca beş kişi kurtarılabildi.
Daha önce, 5 Ekim’de de Türk şirketine ait Royad-Mammadov adlı gemi Romanya açıklarında saldırıya uğradı.
Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıyan geminin, Ukrayna’nın İzmail Limanı’ndan İtalya’ya mısır taşıdığı öğrenildi.
Romanya makamları, gemideki yangının ardından iki kişinin hayatını kaybettiğini, 11 mürettebatın ise kurtarıldığını açıkladı.
SALDIRILARIN ARKASINDA KİM VAR?
Karadeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılar, Rusya ile Ukrayna arasında karşılıklı suçlamalara neden oldu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, saldırılardan Rusya’yı sorumlu tuttu.
Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev de saldırıların arkasında Moskova’nın bulunmasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirtirken, kesin kanıtların henüz ortaya konulmadığına dikkat çekti.
Rusya’nın diplomatik temsilcileri ise suçlamaları kabul etmedi.
Saldırıların sorumluluğuna ilişkin iddialar bulunmakla birlikte, bütün olayların failleri bağımsız biçimde kesinleştirilmiş değil.
AVRUPA’DAN TİCARİ GEMİLERE YÖNELİK SALDIRILARA TEPKİ
Yaşanan gelişmelerin ardından Avrupa ülkelerinden de açıklamalar geldi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ticari gemilere yönelik saldırıları kınayarak sorumluların hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
Romanya Cumhurbaşkanı Nicușor Dan ise sivil deniz taşımacılığının hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu belirterek saldırıların durdurulması çağrısında bulundu.
Karadeniz’deki güvenlik sorunlarının yalnızca kıyıdaş ülkeleri değil, Avrupa’nın ticaret ve enerji güvenliğini de etkileyebileceği değerlendiriliyor.
ANKARA’DAN DİKKATLİ DİPLOMASİ: KARADENİZ YENİ CEPHE OLMAMALI
Türkiye, yaşanan gelişmelerin ardından Karadeniz'deki çatışmaların daha geniş bir alana yayılmaması gerektiği yönündeki tutumunu yineledi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ekim'deki açıklamasında Rusya ve Ukrayna'nın kış ayları öncesinde askeri avantaj elde etmek amacıyla Karadeniz'deki operasyonlarını yoğunlaştırdığını belirtti.
Bölgedeki güvenlik risklerine dikkat çeken Fidan, Karadeniz'in yeni bir savaş cephesine dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.
Ankara, hem Moskova hem de Kiev ile diplomatik ilişkilerini sürdürürken ticari deniz taşımacılığının korunmasına yönelik çağrılarını devam ettiriyor.
ERDOĞAN İLE PUTİN GÖRÜŞMESİNDE KARADENİZ GÜVENLİĞİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Karadeniz'deki gelişmeleri değerlendirdi.
7 Ekim'deki görüşmeye ilişkin Cumhurbaşkanlığı açıklamasında, Karadeniz'de seyrüsefer güvenliğinin sağlanmasının önemine dikkat çekildi.
Ancak açıklamada Türk şirketleriyle bağlantılı gemilere yönelik saldırılara ve yaşanan can kayıplarına doğrudan yer verilmedi.
Türkiye'nin diplomatik yaklaşımında, Karadeniz'deki gerilimin büyümesini önleme ve bölgedeki ticaret yollarının güvenliğini koruma hedefleri öne çıkıyor.
TÜRKİYE'NİN DOĞAL GAZ GÜVENLİĞİ DE GÜNDEMDE
Karadeniz'de artan askeri hareketlilik, yalnızca ticari gemilerin güvenliğini değil, Türkiye'nin doğal gaz tedarikinde önemli rol oynayan enerji altyapısını da gündeme taşıdı.
Rusya'dan Türkiye'ye uzanan Mavi Akım ve TürkAkım doğal gaz boru hatlarının Karadeniz'in altından geçmesi, bölgedeki güvenlik gelişmelerinin enerji sektörü açısından da yakından takip edilmesine neden oluyor.



