Kütahya Eski Müze Müdürü Emekli Metin Türktüzün’ün değerlendirmelerine göre, caminin kapısındaki kitabeye rağmen bugün ayakta olan yapı, Yıldırım Bayezid döneminden kalma değil. Sultan II. Abdülhamid döneminde inşa edilerek 1893 yılında ibadete açılan 12 kubbeli cami, mimarisi, tarihi ve geçmişten günümüze ulaşan ayrıntılarıyla dikkat çekiyor.

KÜTAHYA ULU CAMİİ YILDIRIM BAYEZİD DÖNEMİNDEN Mİ KALMA?

Kütahya’nın simge eserleri arasında yer alan Ulu Camii’nin tarihi, yıllardır merak edilen konuların başında geliyor. Kütahya Eski Müze Müdürü Emekli Metin Türktüzün’ün aktardığı bilgilere göre, caminin geçmişiyle ilgili bilinenler ile mevcut yapının inşa tarihi birbirinden ayrılıyor.

Caminin kapısında bulunan kitabeye rağmen, bugün görülen yapının Yıldırım Bayezid döneminden kalmadığı belirtiliyor. Mevcut Ulu Camii, Sultan II. Abdülhamid döneminde eski ahşap caminin yerine inşa edildi ve 1893 yılında ibadete açıldı.

Bu bilgi, Kütahya’nın tarihi mirasının doğru anlaşılması açısından önem taşıyor. Kentin yüzyıllara uzanan geçmişine tanıklık eden Ulu Camii, yalnızca dini işleviyle değil, mimari özellikleriyle de öne çıkıyor.

De04B318 4D35 4D5D A936 248543D0E8E2

12 KUBBELİ ULU CAMİİ’NİN MİMARI KİM?

12 kubbesiyle dikkat çeken Kütahya Ulu Camii’nin mimari tasarımı, iç süslemeleri ve yapım sürecindeki denetimi Yunan mimar İlias Hacıoğlu tarafından gerçekleştirildi.

Hisarcık’ta öğrenciler temiz çevre için sahaya indi
Hisarcık’ta öğrenciler temiz çevre için sahaya indi
İçeriği Görüntüle

Caminin inşa süreci, Osmanlı dönemindeki mimari anlayışın ve farklı kültürlerden gelen ustaların yapı sanatına katkısının dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Görkemli mimarisiyle Kütahya’nın kent kimliğinde önemli bir yer tutan Ulu Camii, tarihi dokusu ve iç mekânındaki ayrıntılarla ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

AÇILIŞI FUAT PAŞA VE HALKIN KATILIMIYLA YAPILDI

Tarihi kaynaklara ilişkin aktarılan bilgilere göre, Ulu Camii’nin açılışı Mutasarrıf Fuat Paşa ve yoğun halk katılımıyla gerçekleştirildi.

Caminin inşası ve tamamlanmasının ardından ortaya çıkan yapı, dönemin Kütahya’sında önemli bir gelişme olarak öne çıktı. Şehrin dini ve sosyal hayatında önemli bir yer edinen cami, sonraki yıllarda da Kütahya’nın simge eserlerinden biri olmayı sürdürdü.

MİMARINA ALTIN KILIÇ, NİŞAN VE ÖMÜR BOYU MAAŞ

Kütahya Ulu Camii’nin tarihindeki dikkat çekici ayrıntılardan biri de mimarı İlias Hacıoğlu’na verilen ödüller oldu.

Aktarılan bilgilere göre, caminin mimarına Osmanlı Hükümeti tarafından altın kılıç ve nişan verildi, ayrıca ömür boyu maaş bağlandı. Bu ödüller, yapının inşa sürecine ve ortaya çıkan esere verilen önemi gözler önüne seren ayrıntılar arasında yer alıyor.

GERMİYAN AİLESİNDEN HER YIL 60 KİLO BUĞDAY BAĞIŞI

Ulu Camii’nin geçmişine ilişkin bir diğer dikkat çekici bilgi ise Germiyan ailesinin yaptığı bağışla ilgili.

Aktarılan bilgilere göre, Germiyan ailesi camiye her yıl 60 kilogram buğday bağışında bulundu. Bu ayrıntı, tarihi dini yapıların yalnızca mimari eserler olmadığını, aynı zamanda geçmişteki sosyal dayanışma ve vakıf kültürünün de bir parçası olduğunu ortaya koyuyor.

ULU CAMİİ’NİN MERMER SÜTUNLARI AİZANOİ ANTİK KENTİ’NDEN Mİ GETİRİLDİ?

Kütahya Ulu Camii’nin iç mekânındaki mermer sütunlar da yapının öne çıkan özellikleri arasında bulunuyor.

Caminin içinde yer alan mermer sütunların, Çavdarhisar ilçesindeki Aizanoi Antik Kenti’nden getirildiği belirtiliyor. Antik dönemden izler taşıyan bu ayrıntı, Kütahya’nın farklı medeniyetlere ait tarihi mirasının aynı kentte nasıl buluştuğuna ilişkin dikkat çekici bir örnek olarak öne çıkıyor.

Aizanoi Antik Kenti, Kütahya’nın arkeolojik açıdan en önemli alanlarından biri olarak bilinirken, Ulu Camii de kentin Osmanlı dönemine uzanan mimari mirasını temsil ediyor.

KÜTAHYA’NIN TARİHİ MİRASI ULU CAMİİ İLE YAŞIYOR

Kütahya Ulu Camii, yalnızca ibadete açık tarihi bir yapı değil, aynı zamanda kentin kültürel kimliğinin önemli bir parçası. İnşa tarihi, 12 kubbeli mimarisi, mimarı, mermer sütunları ve geçmişten aktarılan bağış gelenekleriyle cami, Kütahya tarihine ışık tutan eserler arasında yer alıyor.

Emekli Müze Müdürü Metin Türktüzün’ün değerlendirmeleriyle yeniden gündeme gelen bu bilgiler, Kütahya’nın tarihi yapılarının daha yakından tanınmasının ve geçmişten günümüze ulaşan kültürel mirasın doğru bilgilerle gelecek kuşaklara aktarılmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Muhabir: BERK KILIÇ