Ekonomik belirsizlik ve geleceğe ilişkin kaygılar, yalnızca bütçe planlamasını değil, kişilerin harcama alışkanlıklarını da etkileyebiliyor. Psikolojik Danışman Oğuzhan Duman, son dönemde gündeme gelen “doom spending” kavramının ekonomik kaygılar nedeniyle ihtiyaç dışı harcamalara yönelmeyi ifade ettiğini söyledi.
Dumlupınar Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulunan Duman, kişilerin gelecek konusunda endişe yaşadıkları dönemlerde “Param varken harcayayım” düşüncesine kapılabildiğini belirtti. Bu davranışın kısa süreli bir rahatlama sağlasa da uzun vadede yeni ekonomik sorunları beraberinde getirebileceğine dikkat çekti.
“İnsanların Kendini Rahatlatmak Amacıyla Yaptığı Harcamalar: ''Doom Spending''
İngilizcede “doom spending” olarak kullanılan kavram, Türkçede “kıyamet harcaması” şeklinde ifade ediliyor. Duman’a göre bu davranış, kişinin geleceğe yönelik kaygı ve belirsizlik yaşarken kendisini rahatlatmak amacıyla ihtiyaç dışı harcama yapmasıyla ortaya çıkıyor. Duman, kavramı açıklarken kişilerin ekonomik koşullar nedeniyle gelecekte parasal sıkıntı yaşayabileceklerini düşündüklerini ve bu nedenle ellerindeki parayı bekletmek yerine harcamaya yöneldiklerini ifade etti.
Bu davranışta temel motivasyonun her zaman ihtiyaç olmadığına dikkat çeken Duman, kişinin harcama yoluyla içinde bulunduğu kaygıdan kısa süreli olarak uzaklaşmaya çalışabildiğini belirtti.
İngilizcede “doom spending” olarak kullanılan kavramı açıklayan Duman, “İnsanların kendini rahatlatmak amacıyla, gelecek kaygısı içeren bir durum içerisinde ‘param varken harcama yapayım’ niyetiyle yaptığı harcamalardır doom spending” ifadelerini kullandı.
''İnsanlar Param Varken Alayim İşte Şeklinde Yaklaşım Sergiler''
Geleceğe yönelik ekonomik belirsizlik, doom spending davranışının önemli tetikleyicileri arasında gösteriliyor. Kişi, ilerleyen dönemde alım gücünün düşeceğini veya aynı ürünü daha yüksek fiyata almak zorunda kalacağını düşündüğünde harcamayı öne çekebiliyor.
“Şimdi almazsam daha sonra pahalı olabilir” düşüncesi, ihtiyaç olmayan ürünlerin satın alınmasına da zemin hazırlayabiliyor. Böylece gelecekte yaşanabileceği düşünülen ekonomik sıkıntıya karşı kısa vadeli bir çözüm olarak harcama tercih edilebiliyor.
Psikolojik Danışman Oğuzhan Duman, “Zaten doom spending'in temel sebeplerinden birisidir ekonomik belirsizlik, gelecek kaygısı. ‘Zaten harcamasam ne olacak, ileriye yönelik para sıkıntısı çekebilirim, sonradan şöyle olabilir, böyle olabilir’ düşüncesiyle insanlar ‘alayım işte, param varken harcayayım, kullanayım’ şeklinde yaklaşım sergiler” dedi.
Duman, alışveriş sırasında ortaya çıkan rahatlama ve mutluluk hissinin doom spending davranışının devam etmesinde etkili olabileceğini belirtti. Kişinin yaşadığı stres veya kaygıyla doğrudan mücadele etmek yerine alışverişe yönelmesi, kısa süreli bir ödül hissi oluşturabiliyor. Ancak bu rahatlamanın kalıcı olmadığını vurgulayan Duman, harcamanın ardından ekonomik yükün devam edebileceğine dikkat çekti.
İhtiyaç dışı alışverişlerin artması, zaman içerisinde borçların çoğalmasına veya bütçenin daha fazla zorlanmasına yol açabiliyor. Bu durum da başlangıçta azaltılmak istenen ekonomik kaygının yeniden ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Alışveriş Geçici Mutluluk Sağlıyor
Duman’ın değerlendirmesine göre alışveriş sırasında kişinin ödül sistemi devreye girebiliyor. Satın alma eylemi kısa süreli bir mutluluk ve rahatlama sağlayabiliyor. Ancak bu hissin geçici olduğuna dikkat çeken Duman, alışverişin kişinin asıl sorununu ortadan kaldırmadığını ifade etti. Ekonomik veya psikolojik sıkıntının devam etmesi halinde kişi benzer rahatlamayı yeniden yaşamak için tekrar harcamaya yönelebiliyor.
Bu durum, harcama ve kaygı arasında bir döngü oluşmasına neden olabiliyor.
Sosyal Medya ve İndirimler Harcama Dürtüsünü Tetikleyebiliyor
Doom spending davranışında sosyal medyanın da etkili olabileceğini belirten Duman, kişilerin olumsuz duygular yaşadığı dönemlerde sosyal medya içeriklerinden daha fazla etkilenebildiğini söyledi.
Sosyal medya platformlarında görülen telefon, ayakkabı, kıyafet veya farklı tüketim ürünleri, kişinin satın alma isteğini artırabiliyor. Özellikle ürünü kullanan kişilerin mutlu veya memnun gösterildiği içerikler, alışverişin olumlu bir deneyim olduğu algısını güçlendirebiliyor.
“Şimdi almazsam sonra pahalanır” düşüncesi
İndirim kampanyaları da ihtiyaç dışı harcamaların önünü açabilen unsurlar arasında bulunuyor. Ürünün ilerleyen dönemde daha pahalı olabileceği düşüncesi, kişiyi satın alma kararını hızlandırmaya itebiliyor.
Duman, “Şimdi alayım, sonra pahalanır” düşüncesinin bu süreçte etkili olabildiğine dikkat çekti. Böylece başlangıçta ihtiyaç olarak görülmeyen bir ürün, indirim veya fiyat artışı beklentisi nedeniyle satın alınabiliyor.
Birikim Yapamamak Harcama Davranışını Etkiliyor
Ekonomik koşullar nedeniyle birikim ve yatırım yapamayan kişilerin de benzer bir düşünce döngüsüne girebildiğini belirten Duman, paranın değerine ilişkin kaygıların harcama kararlarını etkileyebildiğini söyledi.
“Paramın zaten kıymeti yok” düşüncesinin kişiyi mevcut parasını harcamaya yöneltebileceğini ifade eden Duman, gelecekte fiyatların daha fazla artacağı endişesinin de bu davranışı güçlendirebildiğini belirtti.
Kişi, bugün satın almadığı bir ürünün ilerleyen dönemde daha pahalı olacağını düşünerek harcamayı öne çekebiliyor. Bu durum, düzenli birikim yapmanın önünde de engel oluşturabiliyor.
Harcama Yapmadan Önce Nelere Dikkat Edilmeli?
Duman, harcama davranışını kontrol altına almak isteyen kişilerin öncelikle tetikleyicilerini fark etmesi gerektiğini söyledi. Kişinin hangi durumlarda ihtiyaç dışı alışveriş yaptığını gözlemlemesi, davranışın nedenlerini anlamasına yardımcı olabilir.
Bu noktada “Ben hangi zamanlarda bu harcamaları yapıyorum?” sorusunun önemli olduğunu belirten Duman, harcama öncesinde kişinin kendi davranışını sorgulamasını önerdi.
Duman’a göre satın alma kararı öncesinde kişinin kendisine bazı temel soruları yöneltmesi gerekiyor. Bunların başında “Buna gerçekten ihtiyacım var mı?” sorusu geliyor. Bir ürünün satın alındığında kısa süreli mutluluk sağlayabileceğini kabul eden Duman, asıl önemli noktanın bu mutluluğun ardından ortaya çıkabilecek duygular olduğunu belirtti.
Kişinin kendisine “Bunu şimdi alırsam yarın pişman olur muyum?” sorusunu yöneltmesi, dürtüsel satın alma kararını yeniden değerlendirmesine yardımcı olabilir. Satın alınmak istenen ürünün gerçekten bir ihtiyaç olup olmadığı, mevcut bütçenin bu harcamaya uygunluğu ve alışverişin yalnızca anlık bir rahatlama amacı taşıyıp taşımadığı da göz önünde bulundurulabilir.
Kontrol Edilemeyen Harcamalarda Profesyonel Destek Önemli
Kişinin kendi harcama davranışını fark etmesine ve dürtülerini kontrol etmeye çalışmasına rağmen döngüyü sonlandıramadığı durumlarda profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Duman, uzman yardımının önemine dikkat çekti. Duman, kişi tetikleyicilerini fark ettiği halde harcama davranışı üzerinde kontrol sağlayamıyorsa profesyonel bir destek sürecine başvurmasının uygun olacağını ifade etti.
Bu yaklaşım, yalnızca harcamayı azaltmaya değil, kişinin alışverişe yönelmesine neden olan kaygı ve davranış döngüsünü anlamasına da yardımcı olmayı amaçlıyor.




