Kütahya’nın hafızalara kazınan, adına türküler yakılan, şiirler yazılan efsane mesire alanı Hasılhas (bugünkü adıyla Haslas), 1930’lu yıllarda Ilıca bölgesinde adeta bir doğa harikası olarak Kütahyalıların en gözde kaçış noktalarından biriydi.
Nostalji Kütahya Fotoğrafları serimizin bugünkü durağında, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ilıca ve Hasılhas çevresinde başlayan yapılaşmayı gözler önüne seren çok özel bir kare yer alıyor. Bu fotoğraf, sadece bir manzarayı değil, bir dönemin yaşam kültürünü de gözler önüne seriyor.

Adına Türküler Yakılan Yer: Hasılhas
Bugün “Haslas” olarak bildiğimiz bölge, geçmişte Hasılhas adıyla anılıyor ve Kütahya kültüründe derin izler bırakıyordu. Öyle ki bu bölge için yakılan türküler, Hasılhas’ın Kütahyalıların gönlündeki yerini açıkça ortaya koyuyor:
Hasılhas başında benim mezarım,
Gelenin geçenin bağrını ezerim…
Ben ölürsem kayıp olsun mezarım…Hasılhas başında vurdular beni,
Ölmeden mezara koydular beni…
Bu dizeler, Hasılhas’ın sadece bir mesire alanı değil, Kütahya’nın duygusal ve kültürel hafızasının merkezlerinden biri olduğunu gösteriyor.

Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Ilıca’da Yapılaşma
Paylaşılan tarihi fotoğraf, Ilıca girişine göre Haslas’ın kuzeyine düşen bölgede, Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlayan yapılaşmayı gözler önüne seriyor. O dönemlerde bölge;
-
Hem şifa kaynağı kaplıcalarıyla,
-
Hem havuzu, mesire alanları ve doğal güzellikleriyle
Kütahyalıların nefes aldığı, dinlendiği ve aileleriyle vakit geçirdiği en gözde mesire alanlarından biri konumundaydı.

Kütahya’nın Kaybolan Değerlerinden Biri
Zamanla değişen şehirleşme, kontrolsüz yapılaşma ve ihmallerle birlikte Hasılhas’ın o eski ihtişamı da yavaş yavaş hafızalarda kalan bir hatıraya dönüştü. Bugün pek çok Kütahyalı, bu bölgenin geçmişte nasıl bir cennet köşesi olduğunu ya bilmiyor ya da sadece büyüklerinden duyduğu kadarıyla hatırlıyor.
Ancak bu tür fotoğraflar ve anlatılar, Kütahya’nın geçmişte ne kadar zengin bir kültürel ve doğal mirasa sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bir Fotoğraf, Bin Hatıra…
Bu kare, sadece bir manzara değil;
Bir dönemin yaşam tarzı,
Bir şehrin kaybolan ruhu,
Ve Kütahya’nın unutulmuş cennetlerinden birinin sessiz çığlığı…





