Onun ellerinde çamur yalnızca toprak olmaktan çıkıyor, renkler çiçeklere, desenler ise yüzyıllara meydan okuyan sanat eserlerine dönüşüyordu.

Kütahya’da Başlayan Bir Çini Ustalığı Hikâyesi
Hamza Üstünkaya, 1947 yılında Kütahya'da dünyaya geldi. Babası, çinicilik dünyasında "Çinicilerin çinicisi" olarak tanınan Hacı Mehmet Üstünkaya'ydı.
Çocukluk yıllarından itibaren çamurun, boyanın ve fırının içinde büyüyen Hamza Üstünkaya, çini sanatının inceliklerini küçük yaşlarda tanıdı.
Ortaokul eğitimini yarıda bırakan Üstünkaya, 1960'lı yıllarda babasının teşvikiyle çini fabrikalarını gezerek desenleri ve üretim tekniklerini incelemeye başladı.
Askerlik dönüşünde bir süre tuhafiyecilik yapan Hamza Usta, ancak gönlünü verdiği çini sanatından uzak kalamadı. Dükkânını kapatarak yeniden çiniciliğe yöneldi ve kendi atölyesini kurdu.
Kütahya Çini Sanatına Yeni Teknikler Kazandırdı
Hamza Üstünkaya, babasından öğrendiği geleneksel yöntemleri sürdürmekle yetinmedi. Çini sanatına kendi yorumunu ve özgün tekniklerini kazandırmak için çalıştı.
Özellikle kabartma boya tekniğini geliştirmesi, sanat hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri oldu.
İğne ve fırçayla kazıma yöntemleri üzerinde çalışan usta, çiçekleri, bahar dallarını ve tomurcukları çini tabaklara taşıdı.
Onun eserlerinde çini, yalnızca dekoratif bir ürün olmaktan çıkarak kendine özgü bir anlatımı bulunan sanat eserine dönüştü.
Büyük Ustalardan Eğitim Aldı, Kütahya’nın İlk Çini Sergisini Açtı
Hamza Üstünkaya, sanat yolculuğunda Muhsin Demironat ve Nezihe Bilgütay Derler gibi önemli ustalardan ders aldı.
Özgün desenleriyle katıldığı ilk yarışmada üçüncülük elde eden Üstünkaya, ardından Kütahya'nın ilk çini sergisini açarak sanatını daha geniş kitlelerle buluşturdu.
Bilgi ve birikimini kendisine saklamayan usta, geliştirdiği teknikleri başka çini ustalarına da öğretti.
Ancak zaman içerisinde özgün çalışmalarının özensizce taklit edilmesi nedeniyle sanatından bir süre uzaklaştı.

Kızıyla Birlikte 102 Santimetrelik Dev Çini Tabak Yaptı
Hamza Üstünkaya'nın sanat yolculuğunda ailesinin de önemli bir yeri vardı.
Kızı Gülseren'in üçüncü kuşak çini sanatçısı olarak kendi atölyesini kurması, usta sanatçının yeniden üretime dönmesinde etkili oldu.
Baba ve kız, 2011 yılında birlikte çalışarak 102 santimetre çapında dev bir çini tabağa hayat verdi.
Üç kuşağa uzanan çinicilik geleneği, bu kez baba kızın ortak eserinde kendisini gösterdi.
Türkiye’nin Yaşayan İnsan Hazineleri Arasına Seçildi
Hamza Üstünkaya'nın Kütahya çini sanatına yaptığı katkılar ulusal düzeyde de takdir gördü.
2017 yılında Türkiye'nin Yaşayan İnsan Hazineleri arasına seçilen Hamza Üstünkaya, ödülünü 2020 yılında aldı.
Sanat hayatı boyunca binlerce özgün desen hazırlayan ustanın 7 bini aşkın tasarımı bulunduğu tahmin ediliyordu. Eserleri ve desenleri kitaplaştırılarak gelecek kuşaklara aktarılmaya başlandı.
2024 yılında ise 120 santimetrelik bir çini tabağa işlediği özgün deseniyle kendi rekorunu kırdı.
Adı Kütahya’da Yaşamaya Devam Ediyor
Hamza Üstünkaya'nın Kütahya'ya ve çini sanatına bıraktığı miras, yalnızca eserleriyle sınırlı kalmadı.
Kütahya'da bir sokağa ve Dumlupınar Üniversitesi bünyesindeki bir çini atölyesine adı verildi.
31 Ekim 2025 tarihinde, 78 yaşında hayata veda eden Hamza Usta, geride üç kuşağa uzanan bir sanat geleneği, binlerce desen ve yetiştirdiği sanatçılar bıraktı.
Kütahya’nın Çini Tarihinde Unutulmayacak Bir İsim
Kütahya denildiğinde akla gelen en önemli kültürel değerlerden biri olan çini sanatına ömrünü adayan Hamza Üstünkaya, geleneksel sanatın gelişmesine katkı sağlayan isimler arasında yer aldı.
O, toprağa yalnızca şekil vermedi; ona çiçek açtırdı.
Fırının ateşinden geçen eserleriyle Kütahya'nın sanat tarihine iz bırakan Hamza Üstünkaya'nın adı, yetiştirdiği sanatçılar ve geride bıraktığı binlerce desenle yaşamaya devam edecek.
Çünkü bazı ustalar hayata veda etse de eserleri hiç solmaz...





