Kütahya’nın binlerce yıllık geçmişi, yapılan arkeolojik kazılarla her geçen gün daha da netleşirken, ortaya çıkan tablo dikkat çekici bir gerçeği de gözler önüne seriyor: Bu zengin miras yeterince korunamıyor.
Emekli Kütahya Müzesi Müdürü Arkeolog Metin Türktüzün, Dumlupınar Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmede, kentin tarihsel derinliğine rağmen koruma bilincinin aynı seviyede olmadığını vurguladı.
Binlerce yıllık kesintisiz yerleşim
Türktüzün’e göre Kütahya’da yerleşim izleri Paleolitik dönemden itibaren kesintisiz devam ediyor. Ancak arkeolojik çalışmalar ağırlıklı olarak Eski Tunç Çağı ile birlikte Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine odaklanıyor.

Kütahya’nın yalnızca bir Anadolu şehri değil, aynı zamanda çok katmanlı bir medeniyet merkezi olduğuna dikkat çeken Türktüzün, kentteki her kazının yeni bir tarih sayfası açtığını ifade etti.
Kazılar artıyor, risk de büyüyor
Kent genelinde yürütülen altyapı, baraj ve inşaat çalışmaları sırasında çok sayıda arkeolojik buluntuya rastlandığını belirten Türktüzün, bu durumlarda müze ekiplerinin kurtarma kazıları yaptığını söyledi.
Kureyşliler Barajı, Seyitömer Höyüğü ve Aizanoi Antik Kenti gibi alanlarda yapılan çalışmaların uluslararası öneme sahip bulgular ortaya çıkardığını vurgulayan Türktüzün, özellikle Amazon Lahdi gibi eserlerin dünya çapında dikkat çektiğini belirtti.
Kütahya sadece tarih değil, başkentti
Türktüzün, Kütahya’nın Germiyanoğulları Beyliği’ne yaklaşık 130 yıl başkentlik yaptığını, ardından uzun süre Anadolu eyalet merkezi olarak önemini koruduğunu hatırlattı.
Bu süreçte inşa edilen Ulu Camii, II. Yakup İmareti ve medreselerin, kentin tarihsel kimliğinin önemli parçaları olduğunu ifade etti.

Asıl sorun: koruma refleksi zayıf
Ancak tüm bu zenginliğe rağmen en kritik sorun değişmiyor.
“Kütahya binlerce yıllık bir medeniyet merkezi. Ama bu mirası korumakta yeterince başarılı değiliz.”
Türktüzün’ün bu sözleri, yalnızca bir tespit değil, aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıyor. Çünkü her yeni kazı, geçmişi ortaya çıkarırken; yetersiz koruma, geri dönüşü olmayan kayıplar riskini büyütüyor.





