YÖK’ün uluslararasılaşma politikası sahada nasıl karşılık buluyor
Türkiye’de yükseköğretim alanında son yılların en belirgin yönelimlerinden biri, üniversitelerin sınırlarını kampüs duvarlarının ötesine taşıyan uluslararasılaşma adımları oldu. Bu sürecin merkezinde yer alan Yükseköğretim Kurulu, yalnızca yabancı öğrenci kabul eden değil; aynı zamanda küresel akademik ağlara entegre olan, bilgi ve kültür üreten üniversite modeli üzerinde duruyor.
Bu stratejinin sahadaki örneklerinden biri ise Kütahya’dan çıktı. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ)’nün Endonezya’da gerçekleştirdiği kapsamlı ziyaret programı, politikanın teoride kalmadığını, doğrudan uygulamaya dönüştüğünü gösteren somut bir adım olarak öne çıktı.
Endonezya açılımı neyi hedefliyor
Akademik iş birlikleri nasıl şekillendi
DPÜ heyeti, Endonezya’daki temasları kapsamında altı farklı üniversiteyle masaya oturdu. Görüşmelerde akademik değişim programları, ortak araştırma projeleri ve kurumsal protokoller gündeme geldi. İmzalanan iş birliği anlaşmalarıyla iki ülke arasında öğrenci ve akademisyen hareketliliğinin artırılması planlanıyor.
Üniversite yönetimi, bu sürecin sadece resmi ziyaretlerle sınırlı olmadığını; uzun vadeli ve sürdürülebilir ortaklıklar hedeflendiğini vurguladı. Böylece uluslararası üniversite modeli, kağıt üzerindeki bir vizyon olmaktan çıkıp pratiğe dönüşüyor.
Rektör Kızıltoprak hangi mesajları verdi
Stratejik ülke vurgusu neden önemli
Heyete başkanlık eden Süleyman Kızıltoprak, Endonezya’nın genç ve dinamik nüfusuna dikkat çekti. Kızıltoprak, ülkenin eğitim alanındaki potansiyelinin Türkiye için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti.
“Uluslararasılaşma politikası, üniversitelerin küresel ölçekte daha görünür ve etkin olmasını hedefliyor. Biz de bu vizyon doğrultusunda hareket ediyoruz. Endonezya, genç nüfusu ve eğitime verdiği önemle stratejik bir konumda” sözleriyle temasların arka planını anlattı.
Nitelikli öğrenci politikası nasıl uygulanıyor
Nicelikten niteliğe geçiş ne anlama geliyor
Son yıllarda uluslararası öğrenci sayısını artırmanın ötesine geçen bir yaklaşım benimseniyor. Amaç, yalnızca kontenjan doldurmak değil; akademik başarısı yüksek, donanımlı öğrencileri Türkiye’ye kazandırmak.
DPÜ, bu çerçevede Endonezya’nın önde gelen liselerinin yöneticileriyle doğrudan temas kurarak başarılı öğrencilerin Türkiye’de eğitim almasını teşvik edecek adımlar attı. Bu yöntemle seçici ve kalite odaklı bir öğrenci profili oluşturulması hedefleniyor.
Üniversitede hâlihazırda yaklaşık 7 bin uluslararası öğrenci bulunurken, bunların 400’den fazlasını Endonezyalı öğrenciler oluşturuyor. Öğrenciler, eğitim öncesinde Türkçe yeterliliklerini TÖMER aracılığıyla tamamlıyor.
Kızıltoprak, bu öğrencilerin yalnızca diploma almadığını; mezuniyet sonrası ülkelerine döndüklerinde Türkiye ile kalıcı bağlar kuran kültür elçileri haline geldiğini ifade etti.
Kültürel diplomasi neden öne çıkıyor
Sanat ve akademi birlikte nasıl ilerliyor
Uluslararasılaşma süreci yalnızca bilimsel iş birlikleriyle sınırlı kalmıyor. Kültür ve sanat, diplomasinin tamamlayıcı bir unsuru olarak görülüyor. DPÜ’nün Endonezya programında düzenlenen “Türk çini sanatı” konferansı bu yaklaşımın somut örneklerinden biri oldu.
Konferansta Türk çini ve seramik sanatının tarihsel gelişimi, estetik özellikleri ve kültürel miras boyutu anlatıldı. Etkinliğe Endonezyalı akademisyenler, siyasetçiler ve Türkiye’nin diplomatik temsilcileri katıldı. Program, kültürel etkileşimin akademik ilişkilerle nasıl bütünleşebileceğini gözler önüne serdi.
Uluslararasılaşma kalıcı bir model mi
Süreklilik neden önemli
DPÜ yönetimi, Endonezya temaslarının tek seferlik bir ziyaret olmadığını özellikle vurguluyor. Planlanan adımlar, çok yıllı bir stratejinin parçası olarak kurgulanıyor. Bu yaklaşım, YÖK’ün sürdürülebilir uluslararasılaşma modeline birebir uyum sağlıyor.
Kızıltoprak, “Bu süreç anlık değil; planlı, çok boyutlu ve uzun soluklu olmalı. Akademik iş birlikleriyle kültürel bağları birlikte güçlendirmek zorundayız” diyerek kalıcı ilişkilerin önemine dikkat çekti.
Politika ile uygulama arasındaki bağ güçleniyor mu
DPÜ’nün attığı adımlar, YÖK politikalarının yalnızca strateji belgelerinde kalmadığını; üniversiteler tarafından sahada karşılık bulduğunu gösteriyor. Akademik anlaşmalar, öğrenci hareketliliği ve kültürel diplomasi faaliyetleri bir arada yürütülerek bütüncül bir model ortaya konuyor.
Kütahya’dan başlayan bu açılım, Türkiye’nin küresel yükseköğretim arenasında daha görünür olma hedefinin üniversite ölçeğinde nasıl hayata geçirildiğini gösteren dikkat çekici örnekler arasında yer alıyor.







