Dumlupınar Gazetesi’nin “Makam Dışı” programının altıncı konuğu, Kütahya Yeni Parti İl Başkan Adayı Avukat Şeref Han oldu. Dumlupınar Gazetesi mikrofonuna konuşan Han, kendisini “insan” olarak tanımlarken Kütahya’nın tarihî ve turistik değerlerinin yeterince değerlendirilmediğine dikkat çekti. Aile hayatından avukatlık mesleğine, günlük alışkanlıklarından hayallerine kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulunan Han, kentteki tarihî mirasın daha fazla sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı.

“İNSAN KALABİLMEK GÜNÜMÜZDE ÇOK ZOR”

Kendisini tek kelimeyle “insan” olarak tanımlayan Şeref Han, günümüzde insan kalabilmenin giderek zorlaştığını ifade etti. Kadına, çocuğa, hayvana ve doğaya yönelik olumsuzluklara değinen Han, “İnsan kalabilmek şu anda herhâlde Türkiye’de en zor yapılabilecek şeylerden bir tanesi. Biz insan kalmaya çalışıyoruz.” dedi.

Çocukluk yıllarını meraklı, heyecanlı ve hayallerini gerçekleştirmek için sınırları zorlayan bir dönem olarak anlatan Han, ailesi için de kolay bir çocuk olmadığını dile getirdi. Henüz altı yaşındayken ceviz toplamak amacıyla bahçelerindeki kavak ağacını ceviz ağacının üzerine düşürmeye çalıştığını anlatan Han, girişiminin annesinin dikkatini çektiğini söyledi. Ağacın sallanmaya başlaması üzerine babasının bir ekiple gelerek ağacı halatlarla çektirdiğini belirten Han, çocukluk anısını tebessümle hatırladığını ifade etti.

TİYATRO HAYALİ AVUKATLIK MESLEĞİNE DÖNÜŞTÜ

Edebiyat ve tiyatroya çocukluk yıllarından itibaren ilgi duyduğunu belirten Han, ortaokul döneminde başlayan tiyatro merakının lise yıllarında skeç yazıp sahneye koymaya kadar uzandığını anlattı. En büyük hayalinin konservatuvarda tiyatro eğitimi almak olduğunu söyleyen Han, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmasının ardından ailesinin tiyatro eğitimi konusundaki desteğinden vazgeçtiğini aktardı.

Avukatlık mesleğini seçmesinde Tavşanlı Atatürk Lisesi’ndeki edebiyat öğretmeninin de etkili olduğunu belirten Han, öğretmeninin münazaralardaki jest ve mimiklerini gözlemleyerek kendisine avukat olması gerektiğini söylediğini dile getirdi. Mesleğinden memnun olduğunu ifade eden Han, tiyatroculuğun ise içinde ukde kaldığını belirtti.

“MUTLULUK VE BİLGİ PAYLAŞTIKÇA AZALMAZ”

Ailesinden aldığı en önemli değerin insanlığını kaybetmemek olduğunu söyleyen Han, annesinin ve rahmetli babasının öğütlerinin hayatında önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. Aile bağlarının güçlü olduğunu belirten Han, amcasının ve halalarının çocuklarını kardeşi gibi gördüğünü anlattı.

İnsanın mutluluğu tek başına yaşayamayacağına dikkat çeken Han, paylaşmanın önemini şu sözlerle dile getirdi: “İki şey var ki paylaştığınızda sizde azalmayıp karşıda da artıyor. Biri mutluluk, biri de bilgi.”

Kendisinde en sevdiği özelliğin kin ve nefreti uzun süre içinde barındırmamak olduğunu belirten Han, kendisine yapılan kötülükleri zamanla unuttuğunu söyledi. İyi niyetinin zaman zaman suistimal edildiğini ve yardım taleplerini geri çevirmekte zorlandığını da sözlerine ekledi.

“İNSANLAR İNSANLARA RAĞMEN DEĞİL, İNSANLARLA BİRLİKTE YÜKSELMELİ”

Dışarıdan ciddi görünmesine rağmen yakın dostları arasında esprili bir kişiliğe sahip olduğunu belirten Han, arkadaşlarıyla saatlerce sohbet ettiğini anlattı. Çevresinde zaman zaman çekinilen biri olarak algılandığını ifade eden Han, kendisini en çok öfkelendiren durumun insanların birbirlerinin hayatını gereksiz yere zorlaştırması olduğunu söyledi.

Özellikle çözüm üretmesi gereken sistemlerin yeni sorunlar oluşturmasına tepki gösteren Han, Almanya’da eğitim alan oğlunun deneyimleri üzerinden Türkiye’deki kamu hizmetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Han, “Çünkü Türkiye’de sistem problem üretmek üzerine kurulmuş, çözüm üretmek üzerine değil.” ifadelerini kullandı.

İnsanların yükselme isteğini doğal karşıladığını ancak bunun başkalarına zarar vererek gerçekleşmesini doğru bulmadığını belirten Han, “İnsanlar insanlara rağmen değil, insanlarla birlikte yükselmeli.” dedi.

AVUKATLIK YILLARI BOŞANMAYA BAKIŞINI DEĞİŞTİRDİ

Meslek hayatında zamanla değişen düşüncelerini boşanma davaları üzerinden anlatan Han, avukatlığının ilk on yılında kendisine başvuran çiftleri boşanmaktan vazgeçirmeye çalıştığını söyledi. Evlilikleri kurtarmanın aileleri korumak anlamına geldiğini düşündüğünü belirten Han, zaman içinde bu yaklaşımının bazı insanlar açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini fark ettiğini dile getirdi.

Boşanmaktan vazgeçirdiği bazı kişilerin çocuk sahibi olmalarına rağmen mutsuz aile ortamlarında yaşamaya devam ettiklerini gördüğünü aktaran Han, bu deneyimlerin düşüncelerini değiştirdiğini ifade etti.

Han, “Evlenmek ne kadar doğalsa boşanmak da o kadar doğal.” diyerek insanların yeni bir hayat kurma ve ikinci bir şans elde etme hakkına sahip olduğunu vurguladı.

Haksız olduğunu fark ettiğinde özür dilemeye ve kırdığı kalpleri onarmaya çalıştığını da belirten Han, verdiği kararların yanlış olduğuna ilişkin bir işaret gördüğünde kendisini yeniden değerlendirdiğini söyledi.

AİLESİYLE VAKİT GEÇİRMEK ONA HUZUR VERİYOR

Yoğun iş temposunun ardından kendisini en çok mutlu eden şeyin sevdiklerinin yanında olmak olduğunu ifade eden Han, annesinin dizlerine başını koyarak dinlenmenin, eşinin kendisine sarılmasının ve müzik eşliğinde kahve içmenin kendisine huzur verdiğini anlattı.

Sabah saat 06.00’dan itibaren güne başladığını belirten Han, haber kanallarını takip ettiğini, bilgisayarını açtığını, sosyal medya hesaplarını kontrol ettiğini ve günlük programını hazırladığını söyledi. Akşam saatlerini de sevdiğini dile getiren Han, gecenin kendine özgü bir güzelliği olduğunu ifade etti.

Çay tiryakisi olduğunu vurgulayan Han, hafif demli ve kendine özgü buruk bir tada sahip çayı tercih ettiğini belirtti. Türk halk müziği, Türk sanat müziği ve protest müziğe ilgi duyduğunu söyleyen Han, yakın dostlarıyla bir araya geldiklerinde bağlama eşliğinde türkü söylediklerini anlattı.

Kitap okumayı geçmişteki kadar sürdüremediğini, gözleriyle ilgili yaşadığı sorunlar nedeniyle film ve dizi gibi görsel içeriklere daha fazla yöneldiğini belirten Han, günümüzde akıllı telefonlar sayesinde bilgiye ulaşmanın kolaylaştığına da dikkat çekti.

B2B5A32F F54C 465C B703 Ede70C929031

“KÜTAHYA’YA ÇOK CİDDİ HAKSIZLIK EDİYORUZ”

Programda Kütahya’nın tarihî ve turistik değerlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şeref Han, kentin sahip olduğu zenginliğin yeterince tanınmadığını savundu. Kütahya’nın kendi sakinleri tarafından dahi hak ettiği ilgiyi görmediğini belirten Han, özellikle Eskişehir’e yönelik turistik ilgiyi örnek göstererek kentin tarihî mirasının daha fazla sahiplenilmesi gerektiğini söyledi.

Kütahya’da 526 tescilli konak bulunduğunu belirten Han, bu yapıların korunması yerine yıkılarak yerlerine apartman yapılmasının düşünülmesine tepki gösterdi. Germiyan Sokağı’nın yaklaşık 600 yıllık geçmişine değinen Han; Saadettin Camisi, Ulu Cami, Yakubiye ve farklı medeniyetlerden izler taşıyan yapılar üzerinden kentin tarihî zenginliğine dikkat çekti.

Kütahya’nın tarihî mirasının bir arada sunduğu çeşitliliğin önemli bir turizm potansiyeli oluşturduğunu ifade eden Han, termal turizm açısından da kentin değerli kaynaklara sahip olduğunu belirtti. Eynal, Simav ve Gediz’deki termal alanların yanı sıra Murat Dağı’nın da Kütahya’nın öne çıkan değerleri arasında yer aldığını söyledi.

Kentin sahip olduğu imkânların yeterince değerlendirilmediğini dile getiren Han, “Başta olmak üzere Kütahya’ya çok ciddi haksızlık ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

KÜTAHYA’DA HUZUR BULDUĞU YER: GERMİYAN SOKAĞI

Kütahya’da birkaç saat yalnız kalmak ve dinlenmek istediğinde Germiyan Sokağı’nı tercih edeceğini belirten Han, bölgede bulunan Dedeman Otel çevresinin kendine özgü bir atmosfere sahip olduğunu anlattı.

Tarihî yapıların, camilerin ve sakin bir ortamın bir arada bulunduğunu söyleyen Han, bölgede kitap okuyarak veya kahve içerek vakit geçirilebileceğini ifade etti. Han, Germiyan Sokağı’nın huzurlu atmosferinin Kütahyalılar tarafından daha fazla değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

“KEŞKE BAZI ANLARIN TADINI DAHA FAZLA ÇIKARSAYDIM”

Geçmişe dönme imkânı olsa çocukluk yıllarındaki kendisine ne söyleyeceği sorulan Han, hayatı boyunca yoğun bir tempoda yaşadığını belirterek bazı anları daha sakin geçirmeyi dilediğini söyledi.

İşlerinin yoğunluğu nedeniyle oğullarının bazı doğum günlerini kaçırdığını anlatan Han, ailesine ayırdığı zaman konusunda geçmişte yaptığı hataları tekrarlamak istemediğini ifade etti.

Kendisiyle bir gün geçiren birinin onu nasıl tanımlayacağı sorusunu da yanıtlayan Han, siyasi çalışmaları, avukatlık mesleği, şehirler arası ziyaretleri ve dostlarıyla buluşmaları arasında yoğun bir yaşam sürdüğünü anlattı. Bu temponun yorucu olmasına rağmen farklı insanlarla tanışmanın ve sohbet etmenin hayatına renk kattığını söyledi.

MAKAM DIŞI PROGRAMINDA KADINLARIN TOPLUMDAKİ YERİNE VURGU

Programın sonunda Dumlupınar Gazetesi ekibine teşekkür eden Şeref Han, kendisini ağırlayan kadınların nezaketinden ve zarafetinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Han, kadınların toplumun her alanında daha etkin olması gerektiğini vurguladı.

Kütahya’da Yunus Emre Caddesi’nde Şaşırtan Gelişme
Kütahya’da Yunus Emre Caddesi’nde Şaşırtan Gelişme
İçeriği Görüntüle

Dumlupınar Gazetesi’nin “Makam Dışı” programı, kamuoyunun tanıdığı isimleri meslekleri ve unvanlarının ötesinde, kişisel yaşamları, düşünceleri ve bilinmeyen yönleriyle tanıtmayı sürdürüyor.

Muhabir: SEVAL ÇUKUR