Okullarda güvenlik tartışması derinleşiyor
İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bulunan Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan bıçaklı saldırı, eğitim kurumlarında okul güvenliği ve öğretmenlerin can güvenliği konusunu bir kez daha ülke gündeminin ilk sıralarına taşıdı. Uzun süredir devamsız olduğu belirtilen bir öğrencinin okula kesici aletle girerek iki öğretmen ve bir öğrenciyi hedef alması sonucu bir öğretmen yaşamını yitirirken, yaralıların olduğu öğrenildi.
Eğitim camiasını sarsan olayın ardından sendikalar ve eğitim örgütleri, yaşananların bireysel bir şiddet vakası olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, eğitim politikaları, kamusal eğitim anlayışı ve güvenlik önlemleri üzerinden kapsamlı bir tartışma başlattı.
Rehberlik süreci biliniyordu, önlem neden alınmadı?
Saldırıyı gerçekleştiren öğrenciyle ilgili daha önce rehberlik görüşmeleri yapıldığı, tutanaklar tutulduğu ve psikiyatrik tedavi sürecinin bulunduğu yönündeki bilgiler, ihmaller zinciri iddialarını güçlendirdi. Eğitimciler, riskli olduğu bilinen bir öğrenciye ilişkin gerekli koruyucu ve önleyici mekanizmaların devreye sokulmamasının ciddi bir yönetim sorunu olduğunu vurguladı.
Sendika temsilcileri, sorumluluğun okul yönetimi ya da öğretmenlere yüklenemeyeceğini belirterek, sistemsel eksikliklere dikkat çekti.
“Bu tablo münferit değil” vurgusu
Eğitim-İş tarafından yapılan açıklamada, yaşanan saldırının tekil bir olay olmadığı belirtilerek, okulda şiddet olgusunun son yıllarda giderek arttığına işaret edildi. Açıklamada, eğitimin kamusal niteliğinin zayıflaması, öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması ve liyakat tartışmalarının eğitim kurumlarındaki yapısal sorunları derinleştirdiği ifade edildi.
Eğitim emekçileri, laik eğitim, bilimsel eğitim ve özgür düşünce ortamı zemininden uzaklaşılmasının okullardaki iklimi olumsuz etkilediğini savundu.
Alışveriş merkezlerinde var, okullarda yok
Güvenlik tartışmalarının en dikkat çekici başlıklarından biri ise denetim mekanizmaları oldu. Açıklamada, alışveriş merkezlerine kesici aletle girmenin mümkün olmadığı bir ortamda okullarda bu tür saldırıların yaşanmasının güvenlik zafiyetini gözler önüne serdiği kaydedildi.
Uzmanlar, eğitim kurumlarının yalnızca akademik değil aynı zamanda güvenli yaşam alanları olması gerektiğini belirterek, fiziki güvenlikten psikososyal destek sistemlerine kadar çok katmanlı bir koruma modelinin zorunlu olduğuna dikkat çekiyor.
Kamusal eğitim ve politika eleştirisi
Eğitim örgütleri, yaşanan olayın ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nın önceliklerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Öğrencilerin ve öğretmenlerin güvenliğinin sağlanmasının temel sorumluluk olduğuna işaret edilerek, eğitimde ayrıştırıcı ve ideolojik uygulamaların şiddet ortamını beslediği görüşü dile getirildi.
Açıklamada, eğitim sisteminde yaşanan güvencesizlik, baskı ve gelecek kaygısının hem öğretmenler hem de öğrenciler üzerinde ağır bir psikolojik yük oluşturduğu ifade edildi.
Eğitim emekçilerinden mücadele mesajı
Sendika, okullarda şiddetin sona ermesi ve eğitim kurumlarının yeniden bilimin ve özgürlüğün mekânı haline gelmesi için mücadele çağrısı yaptı. Öğretmenlerin görev yaptıkları kurumlarda korunamadığı bir yapının kabul edilemez olduğu vurgulanırken, hayatını kaybeden öğretmen için başsağlığı, yaralılar için acil şifa dilekleri paylaşıldı.




