SAĞLIK-SEN Kütahya Şubesi Başkan Adayı Batuhan Kabak’ın Dumlupınar Gazetesi’ne yaptığı açıklamalar, sağlık camiasında dikkat çekti. “Koltuk merkezli değil, saha merkezli anlayış” vurgusu yapan Kabak, sağlık çalışanlarının artık sadece vaat değil, ulaşılabilir ve aktif sendikacılık istediğini söyledi. Açıklamalarda personel eksikliği, nöbet yükü, değersizlik hissi ve sağlık çalışanlarının yaşadığı baskılar ön plana çıktı.
Kütahya’daki sağlık camiasında sendikal hareketlilik giderek hız kazanırken, SAĞLIK-SEN Kütahya Şubesi Başkan Adayı Batuhan Kabak’ın yaptığı açıklamalar sağlık çalışanları arasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yaklaşık 15-16 yıldır devlet memuru olarak görev yaptığını belirten Kabak, halen Kütahya Şehir Hastanesi’nde Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığını ifade etti.
Kabak’ın açıklamalarında öne çıkan en güçlü mesaj ise “ulaşılabilir sendikacılık” oldu. Özellikle saha vurgusunu ön plana çıkaran Kabak, mevcut sendikal anlayışın çalışanlarla bağının zayıfladığını savundu.
“Sağlık çalışanı sadece nöbet tutan kişi değil”
Sağlık sisteminin görünmeyen yükünü sağlık çalışanlarının sırtlandığını belirten Kabak, çalışanların yalnız bırakıldığını düşündüklerini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Sağlık çalışanı sadece nöbet tutan kişi değil; emeğiyle sistemi ayakta tutan kişidir.”
Bu cümle haberin en kritik noktalarından biri. Çünkü Kabak burada yalnızca seçim propagandası yapmıyor; sağlık çalışanlarının psikolojik ve mesleki kırılma noktasına işaret ediyor. Ancak söylemin güçlü olması tek başına yeterli değil. Eğer bu söylem somut çözüm mekanizmalarıyla desteklenmezse, “sahada olacağız” mesajı kısa süre içinde klasik sendikal söylemler arasında eriyebilir.

“Servis servis geziyoruz” çıkışı dikkat çekti
Batuhan Kabak’ın en dikkat çeken bölümlerinden biri de “masa başı sendikacılık” eleştirisi oldu. Kabak, ekipleriyle birlikte servis servis gezdiklerini ve çalışanların sorunlarını birebir dinlediklerini söyledi.
“Sendikacılığın masa başından değil, sahadan yapılması gerektiğine inanıyoruz.”
Buradaki stratejik nokta şu:
Kabak’ın dili doğrudan “ulaşılabilirlik” üzerine kurulu. Bu, özellikle son yıllarda sağlık çalışanlarının en büyük şikâyetlerinden biri olan “yalnız bırakılma hissi”ne oynayan güçlü bir iletişim modeli. Ancak riskli tarafı da var. Çünkü saha merkezli söylem, beklentiyi çok yükseltir. Yetki alındığında aynı görünürlüğün sürmemesi ciddi güven kaybına dönüşebilir.
Sosyal medya çıkışı sağlık camiasında yankı uyandırdı
Kabak’ın açıklamalarındaki en sert başlıklardan biri ise sağlık çalışanlarının sosyal medya etkileşimleri nedeniyle baskı hissettiğine yönelik sözleri oldu.
“Bir paylaşımı beğendi diye sorgulanan sağlık çalışanları olduğunu duyuyoruz. Biz bunu doğru bulmuyoruz.”
Bu açıklama doğrudan sağlık kurumlarındaki çalışma psikolojisine temas ediyor. Çünkü sağlık sektöründe son yıllarda görünmeyen baskı, mobbing algısı ve idari çekinceler çalışanların en çok konuştuğu başlıklardan biri haline geldi.
Ancak burada önemli bir eksik de var:
Kabak iddiaları dillendiriyor fakat örnek, veri veya somut vaka paylaşmıyor. Bu da açıklamanın politik etkisini artırırken, haber değeri açısından “iddia düzeyinde” kalmasına neden oluyor.
“Korku değil, gönül kazanmak”
Kabak’ın söyleminde sürekli tekrar eden üç temel kavram dikkat çekiyor:
- Samimiyet
- Saha
- Gönül bağı
Özellikle şu sözler sendikal yarışın yönünü gösteren mesajlardan biri oldu:
“Bizim anlayışımız korkuyla değil, gönül kazanmak üzerinedir.”
Bu cümle dolaylı biçimde mevcut sendikal düzene eleştiri içeriyor. Açık isim verilmemesi siyasi dili kontrollü tutsa da, mesajın hedefi sağlık çalışanları tarafından net şekilde okunabilecek düzeyde.
“600’den 1000’in üzerine çıktık” iddiası
Kabak’ın en dikkat çekici çıkışlarından biri de kısa sürede yaşandığını söylediği üye artışı oldu.
“Yaklaşık 3 ay gibi kısa sürede üye sayımız 600’lerden 1000’in üzerine çıktı.”
Bu açıklama önemli çünkü sendikal yarışlarda sayı dili, psikolojik üstünlük oluşturmanın en etkili yöntemlerinden biri. Ancak burada kritik soru şu:
- Bu artış resmi kayıtlarla doğrulanabiliyor mu?
- Artış kalıcı mı yoksa seçim süreci etkisi mi?
- Sadece tepki oyları mı oluşuyor?
Bu soruların cevabı önümüzdeki süreçte sağlık sendikacılığının yönünü belirleyecek.
Sağlık çalışanlarının temel sorunları yeniden gündemde
Kabak’ın açıklamalarında sağlık çalışanlarının yaşadığı temel sorunlar da geniş yer buldu:
- Personel eksikliği
- Ağır nöbet yükü
- Ekonomik baskı
- Değersizlik hissi
- Kurumsal aidiyet kaybı
Özellikle “değersizlik hissi” vurgusu dikkat çekti. Çünkü sağlık çalışanlarının son yıllarda en fazla dile getirdiği sorunlardan biri yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda psikolojik yıpranma.
“Sendikacılık fincan takımı dağıtmak değildir”
Kabak’ın en sert ve en akılda kalıcı çıkışlarından biri ise şu ifade oldu:
“Sendikacılık yılda bir kez fincan takımı dağıtmak değildir.”
Bu söylem doğrudan klasik sendikal faaliyetlere eleştiri niteliği taşıyor. Mesaj net: çalışanlar artık sembolik jest değil, sahada mücadele eden yapı görmek istiyor.
Sağlıkta sendikal dengeler değişebilir
Kütahya’daki sağlık çalışanları arasında özellikle son dönemde “ulaşılabilir sendikacılık” talebinin yükseldiği gözlenirken, Batuhan Kabak’ın açıklamaları sağlık camiasındaki değişim beklentisini yeniden gündeme taşıdı.




