Şaka demek kurtarmıyor: yapay zekâ ile görsel oynatmanın hukuki bedeli
Son dönemde yapay zekâ uygulamaları üzerinden yapılan paylaşımlar, yeni bir hukuki tartışmayı da beraberinde getirdi. Özellikle bazı platformlarda, kullanıcıların tanımadıkları kişilerin fotoğraflarını yükleyip “bu kişiye bikini giydir” ya da “fotoğrafı çıplak hale getir” gibi komutlarla görselleri değiştirmesi, kısa sürede sosyal medyada yaygınlaştı. İlk bakışta “eğlence” gibi sunulan bu içeriklerin, gerçekte ağır sonuçlara yol açabilecek bilişim suçu niteliği taşıdığı belirtiliyor.
Uzmanlara göre burada temel sorun, fotoğrafı kullanılan kişinin hiçbir şekilde rıza göstermemesi. Görüntünün değiştirilmesi ve paylaşılması, doğrudan özel hayatın gizliliği ilkesine aykırı kabul ediliyor. Üstelik yapılan müdahale cinsel içerik taşıyorsa, dosyanın kapsamı daha da ağırlaşıyor.
Bu tür paylaşımlar neden suç sayılıyor?
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Avukat Gizem Gonce, bir kişinin fotoğrafının yapay zekâ yardımıyla bikini giydirme ya da çıplaklaştırma gibi işlemlere maruz bırakılmasının açık biçimde suç teşkil ettiğini söylüyor. Gonce’ye göre, burada ihlal edilen yalnızca bir görüntü değil, kişinin onuru, mahremiyeti ve kişilik hakları.
Hukuki açıdan bakıldığında, izinsiz şekilde bir görselin değiştirilmesi ve dolaşıma sokulması, özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunu oluşturuyor. Eğer ortaya çıkan görüntü cinsel çağrışım taşıyorsa, dosyaya müstehcenlik suçu da eklenebiliyor. Bu da cezaların ciddi şekilde artması anlamına geliyor.
“Şaka yaptım” savunması neden geçerli değil?
Birçok kullanıcı, bu tür içerikleri “eğlence” ya da “şaka” amacıyla paylaştığını öne sürüyor. Ancak hukuk dünyasında bu savunmanın bir karşılığı bulunmuyor. Avukat Gizem Gonce, Türk Ceza Kanunu’nun temel ilkelerinden birini hatırlatıyor: “Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz.”
Yani kişi, yaptığı eylemin suç olduğunu bilmediğini iddia etse bile, eğer ortada hukuka aykırı bir fiil varsa sorumluluktan kaçamıyor. Bu nedenle “sadece şaka yaptım” demek, cezai süreci ortadan kaldırmıyor; aksine çoğu zaman dosyanın ciddiyetini değiştirmiyor.
Hangi suçlar gündeme gelebilir?
Bu tür izinsiz fotoğraf müdahaleleri, tek bir suç başlığı altında kalmıyor. Gonce’ye göre aynı eylem birden fazla suç tipini birlikte doğurabiliyor. Öncelikle, kişinin görüntüsünün rızası olmadan değiştirilip paylaşılması özel hayatın gizliliğinin ihlali kapsamına giriyor. Eğer görüntü cinsel içerik barındırıyorsa, müstehcenlik suçu da oluşabiliyor.
Bunun yanı sıra, eylemin sosyal medya ya da başka bir bilişim sistemi üzerinden yapılması, bazı durumlarda cezayı ağırlaştırıcı bir unsur olarak değerlendirilebiliyor. Yani “sadece internette paylaştım” demek, hukuki açıdan bir hafifletici sebep sayılmıyor.
Görselin sadece bir kişiye gönderilmesi durumu değiştirir mi?
Kimi kullanıcılar, değiştirilmiş görseli herkese açık şekilde değil, yalnızca özel mesajla tek bir kişiye gönderdiklerini savunuyor. Ancak bu da hukuki sonucu değiştirmiyor. Uzmanlara göre, görüntünün kaç kişiye ulaştığından bağımsız olarak, izinsiz şekilde üretilmesi ve paylaşılması suçun oluşması için yeterli.
Yani kapalı gruplar, özel mesajlaşmalar ya da bire bir gönderimler de aynı şekilde hukuki sorumluluk doğuruyor. Bu noktada önemli olan, mağdurun rızası dışında bir müdahalenin yapılmış olması.
Mağdur olanlar ne yapmalı?
Avukat Gizem Gonce, bu tür bir durumla karşılaşan kişilerin vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerektiğini vurguluyor. İlk adım olarak, yapılan paylaşımın mutlaka belgelenmesi gerekiyor. Ekran görüntüleri alınmalı, linkler saklanmalı ve mümkünse içeriğin yayılma şekli kayıt altına alınmalı.
Ardından, kişinin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurulması öneriliyor. Sürecin geciktirilmesi, ileride zaman aşımı gibi riskler doğurabiliyor. Ayrıca hem maddi hem de manevi zararların tazmini için hızlı davranmak büyük önem taşıyor.
Yapay zekâ özgürlük mü, sorumluluk mu?
Teknolojinin sunduğu imkânlar her geçen gün genişlerken, yapay zekâ ile yapılan bu tür müdahaleler, dijital dünyada etik ve hukukun sınırlarını yeniden gündeme taşıyor. Uzmanlar, teknolojinin sağladığı gücün sorumlulukla kullanılmaması halinde, bireylerin ciddi hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceğini hatırlatıyor.



