II. İnönü Muharebesi’nde gösterdiği kahramanlıkla şehit düşen Kütahyalı Üsteğmen Hüseyin Hüsnü Bey’in hayatı ve cephelerdeki mücadelesi, Milli Mücadele’nin fedakârlık dolu ruhunu bir kez daha gözler önüne serdi. Saray Mahallesi sakinlerinden Bekir Şahin Efendi’nin oğlu olan Hüseyin Hüsnü Bey, Çanakkale’den İnönü’ye uzanan savaş hattında vatan için çarpışarak tarihe adını yazdırdı.
Çanakkale’de Mustafa Kemal’in emrinde savaştı
Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra Çanakkale Cephesi’ne gönderilen Hüseyin Hüsnü Bey, Anafartalar’da Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasında görev aldı. Milli Mücadele yıllarında ise Garp Cephesi emrinde bulunarak Anzavur Ahmet ve Çerkez Ethem isyanlarının bastırılmasında aktif rol oynadı.
Süngü hücumunun en önündeydi
I. ve II. İnönü Muharebelerine katılan Hüseyin Hüsnü Bey, 61. Tümen 174. Alay 2. Tabur 7. Bölük Komutanı olarak görev yapıyordu.
28 Mart 1921’de, elinde tabancasıyla bölüğünün başında süngü hücumuna kalktığı sırada top mermisinin isabet etmesi sonucu ağır yaralandı ve resmi kayıtlara göre şehit düştü.

Kurşun yağmuru altında gelen fedakârlık
Kütahyalı gazi Ali Atıcı’nın aktardığı hatıra, yaşananları daha da çarpıcı hale getirdi. Bacağı kopmuş halde ateş hattında kalan Hüseyin Hüsnü Bey’i yalnız bırakmayan Tabur Komutanı Binbaşı Halis Bey ve Hüseyin Çavuş, yoğun ateşe rağmen komutanlarını kurtarmak için ileri atıldı.
Henüz hayatta olan Hüseyin Hüsnü Bey’i omuzlayarak seyyar hastaneye ulaştırmak isteyen iki asker, ikinci bir top mermisinin isabet etmesiyle birlikte şehit düştü.

Üç kahraman yan yana
Savaşın ardından bölgeye giden askerler, üç şehidin naaşına yan yana ulaştı. Bugün Hüseyin Hüsnü Bey, Binbaşı Halis Bey ve Hüseyin Çavuş’un kabirleri Bozüyük Metristepe Köyü girişindeki Doruk Şehitliği’nde bulunuyor.
Kütahya’ya yaklaşık 90 kilometre mesafede yer alan şehitlik, Milli Mücadele’nin en dokunaklı hatıralarından birine ev sahipliği yapıyor.
Hatırası yazılı kaynaklarla günümüze ulaştı
Şehit Üsteğmen Hüseyin Hüsnü Bey’in hayatı ve şehadeti, Hamza Güner tarafından 1966 yılında Aksu Dergisi’nde yayımlanan yazı ile kayıt altına alınarak günümüze ulaştı.
Bugün şehitliğe giden ziyaretçiler, kabrinin başında bu hatırayı okuyarak Milli Mücadele’nin fedakârlık ruhunu bir kez daha hissediyor.






