Ege’de 8 denizcinin şehit olduğu facia, uluslararası mahkemede tarihi bir zafere dönüştü. Türkiye’nin egemenlik hakkını savunduğu dava, dünya hukuk literatürüne “Lotus İlkesi” olarak geçti.

Ege’de facia, Lahey’de hukuk savaşı

2 Ağustos 1926 gecesi Ege Denizi’nde Türk bandıralı Bozkurt gemisi ile Fransız yük gemisi Lotus çarpıştı. Çarpışmanın etkisiyle Bozkurt battı, 8 Türk denizci hayatını kaybetti.

Av. Şeref Han’dan Başkan Akgün’e güçlü destek: “Bu dil kabul edilemez”
Av. Şeref Han’dan Başkan Akgün’e güçlü destek: “Bu dil kabul edilemez”
İçeriği Görüntüle

Kazanın ardından Türkiye, olayda sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle Fransız kaptanı tutukladı. Fransa ise “açık denizde işlenen fiillerde Türkiye’nin yargılama yetkisi yok” diyerek konuyu uluslararası yargıya taşıdı. Böylece bir deniz kazası, devletlerin yargı yetkisini belirleyen tarihi bir davaya dönüştü.

Lahey’de kritik oylama

Dava, dönemin en yüksek yargı organı olan Daimi Adalet Divanı önünde görüldü. 7 Eylül 1927’de açıklanan kararda hakimler 6’ya 6 bölündü. Son sözü Divan Başkanı söyledi ve Türkiye haklı bulundu.

Mahkeme, Türkiye’nin Fransız kaptanı yargılayabileceğine hükmetti. Bu karar, genç Cumhuriyet için diplomatik ve hukuki bir dönüm noktası oldu.

Dünya hukukuna geçen karar: Lotus İlkesi

Kararla birlikte uluslararası hukuk literatürüne geçen temel prensip şöyleydi:

➡️ Bir devlet, uluslararası hukuk tarafından açıkça yasaklanmadıkça yargı yetkisini kullanabilir.

Bu yaklaşım, “Lotus İlkesi” olarak anılmaya başladı ve bugün hâlâ uluslararası hukuk derslerinde örnek vaka olarak okutuluyor.

Atatürk’ten tarihi soyadı

Davayı kazanan Türk heyetinin başında dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt bulunuyordu. Bu önemli hukuk başarısının ardından Mustafa Kemal Atatürk, kendisine “Bozkurt” soyadını verdi.

Cumhuriyet’in dünyaya verdiği mesaj

Bozkurt–Lotus davası, yalnızca bir deniz kazasının yargı süreci değil; yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin:

Egemenlik haklarını savunduğunu,

Uluslararası alanda eşit bir aktör olduğunu,

Hukuk zemininde mücadele edebildiğini

tüm dünyaya gösteren tarihi bir emsal olarak kayıtlara geçti.

Muhabir: Saadet Nihan Özdamar