FİKİR Mİ, KÜFÜR MÜ?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsanların istiaplarından fazla bir şey alabilmeleri ve üretebilmeleri mümkün değil… Bir bardağa bir deryâyı sığdırmanın mümkün olmadığı gibi… Dil/lisan da bir kap, beyin de bir kap, görmede göz de bir kap, hissetmede kalp de bir kap… Acziyet… Neticesi fikrin aczidir/acziyetidir1… Eski tabirle “fikr-i küfri2”dir. “Fikir olmayan kafada, küfür olur.” (Neyzen Tevfik)…

Ucuz davranış tarzı lafebeliği/lafazanlık/demagoji… Küfre kapı aralayan yaklaşımdır demagoji… Demagoji bir kimsenin veya birilerinin hislerini tahrik ederek, kamçılayarak, okşayarak, kişi ya da kişilere gerçekdışı şeyler söyleme hokkabazlığıdır, gerçekleri çarpıtmadır… Ağzı laf yapmaktan ibaret iletişim çarpıklığı, iletişimde bir sonraki adım olan fikr-i küfriyi başrole taşır… Kafamızda zaten yargılayıp karar haline dönüştürdüklerimize ve dogmalara/doğru diye öne sürülen öğretilere göre kendimizi kilitlediğimiz durum farklı söylemlere hayat imkânı vermez… Tahammülsüzlük girdabına sürükler konuşanı, dinleyeni ve okuyanı, yazanı… Sözlerin yüksek sesle söylenmesi değil, vücut ve gönül diliyle ve doğru aktarılması daha tesirlidir… Muhatabımızı, eşimizi, dostumuzu fikrimizle ikna etmeliyiz… İletişimsizliktir, sevgi ve saygıyı katletmektir demagoji ve küfre meyletmek… Hele hele bir insan ekmeğini, aşını, yorganını, hayatını paylaştığı birine nasıl küfredebilir? Necip Fazıl Kısakürek’e sormuşlar “Kırılan kalp yine sever mi?” “Evet” demiş. Yine sormuşlar: “Siz hiç kırılan bardaktan su içtiniz mi?” Yine cevap vermiş: “Peki sen hiç bardak kırıldı diye su içmekten vazgeçtin mi?” Kırılan bardaktan su içmeye devamdır, demagoji ve küfre teslim olmak… Konuştuklarımızdan dolayı hesâba çekileceğimiz için “Ya hayır söyle ya da sus” ve “İnsanları yüzüstü Cehenneme sürükleyen, dillerinin söylediğinden başka nedir ki? Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, ya faydalı söz söylesin veya sussun, zararlı söz söylemesin.” (Hadis-i Şerif) buyruğuna tabi olmak gerek…

Densiz ve doğru olmayan üslupla uygunsuz bir şekilde hakkı, doğruyu söylemek ne kadar doğru? Kimin söylediği, ne söylendiği, ne zaman söylendiği bir yere kadar doğru…  Önemli olan söylenen sözün nasıl söylendiğidir… Fikri olmayan, basma-kalıp alıntı fikirlerle karşıt olmayı meşgale haline getirenler; nefretle dayanaksız eleştiri yapanlar, ne kadar haklı olduklarını ne kadar halt yaptıkları noktasına taşıyabilseler, farkı fark edebilecekler. Önyargı temelli ve mesnetsiz suçlamalar… Hakaret ve küfürler… Fikir adına lafı olmayanın gafı çok olur… Pişkinlik ve aymazlık da cabası… Feraset sahibi olanlar, yoldaki taşlardan ve engellerden şekva etmez; taşları ve engelleri kaldırır ve gereğini yapar. Mesele büyük düşünerek, ihya ederek taş üstüne taş koymaktır; laf üstüne laf koymak değildir. Hakiki dost, kusuru kapayan ve hakikate yol verendir; her fırsattan bir kapı bulup kendi hesabına yol bulan değildir…

Bir girdi olduğunda üretken bir beyinde, çıktı olarak görülecektir değişim ve gelişim. Önemli olan girdinin ve çıktının ne olduğu ve ne olmadığı bilincinde olmaktır. Yediklerimize dikkat ettiğimiz kadar, beynimize ve dilimize de aynı özeni gösterebilelim ki, girdiler ve çıktılar anlam kazanabilsin. Gönül süzgecinden geçmeyen girdi, düşünce dünyamızda büyük hasarlara sebep olabilir. Öğrenim ve eğitim sürecinde, girdinin niceliğinden çok niteliği öne çıkar… Ucuzcu yaklaşımlara avans vermeden fikir çilesi çekilerek elde edilecek bize bizlik katacak girdilerin çokluğundan çok kalitesiyle başımız ağrısın… Bu bize sonrasında huzur verecek tek çıkar yol… Yoksa takıntılar haline gelen girdiler, bizi bizden koparan çıktılar haline dönüşür… Söylemeden ve yazmadan önce sabırla anlamak için dinlemeliyiz ve okumalıyız… “Söz dediğin yaş deridir, nereye çekersen oraya gider.” (Atasözü)… Söylemeden ve yazmadan önce enine boyuna tartmalı ve değerlendirmeliyiz… Söylediklerimize ve yazdıklarımıza sevgi katmalıyız… Sevmek, sevebilmek, sevgiyi ve saygıyı sürdürebilmek emek ister…

Söz biliyorsan söyle, inansınlar; bilmiyorsan söyleme, seni bir adam sansınlar.” (Atasözü)… Derdimiz fikir mi, küfür mü? Elbette fikir…      “Bende yok sabır ü sükûn, sende vefâdan zerre. İki yoktan ne çıkar, fikredelim bir kerre.” (Nabi)3…      Fikredelim, zikredelim ve şükredelim…                                             Selam, sevgi ve saygılarımla.

1 fikrin acziyeti: 1. Acz, Âcizlik. 2. Becerisizlik, kâbiliyetsizlik, güçsüzlük, yapamamak. 3. Fakirlik, tevâzû.

2 fikr-i küfri: Küfür olan fikir

3 Nabi: Nâ ve Bî… İki yok demektir.

Zafer NEFER, 11.05.2021 14.05, Kütahya

FİKİR Mİ, KÜFÜR MÜ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Dumlupınar Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin