Gedizli Yunus Hoca kimdir?
Kurtuluş Savaşı yıllarında işgal altındaki Anadolu’da yaşanan direnişin en çarpıcı örneklerinden biri, Gedizli Yunus Hoca üzerinden yeniden hatırlandı. Yunan ordusunda görev yapan askeri yargı başkanı Dimitri Ambleas’ın hatıralarında yer alan anlatımlar, Kütahya’nın manevi önderlerinden biri olarak kabul edilen Yunus Hoca’nın son anlarını gözler önüne serdi.
İzmir’in 15 Mayıs 1919’da işgaliyle başlayan süreçte, Anadolu’nun birçok noktasında olduğu gibi Kütahya ve çevresinde de halkın küçük çaplı direnişleri bile ağır cezalarla bastırılmaya çalışıldı. Bu dönemde kurulan Yunan askeri mahkemeleri, Türk halkının bağımsızlık mücadelesine destek veren isimleri idamla yargıladı.
Yunan askeri mahkemesinde neler yaşandı?
İdam kararını nasıl karşıladı?
Hatıralarda aktarıldığına göre, mahkeme sürecinde son derece sakin bir tavır sergileyen Gedizli Yunus Hoca, verilen idam kararını metanetle karşıladı. Sorgu sırasında söylediği sözler, işgal güçlerinin hafızasına kazınacak kadar etkili oldu.
“Yurdumu, istiklalimi, namusumu ve dinimi korumak için çalıştım. Siz bunu suç saydınız. Bir milletin kökünü kazıyamazsınız. Buradan hezimetle döneceksiniz” ifadeleriyle karara karşılık verdiği belirtilen Yunus Hoca’nın, idama giderken dahi vakur duruşunu koruduğu ve gülümseyerek yürüdüğü anlatılıyor.
Bu sözler, Milli Mücadele ruhunun yalnızca cephede değil, mahkeme salonlarında da sürdüğünü gösteren tarihi bir belge niteliği taşıyor.
İdam edilenlerin çoğu neden imamdı?
Direnişin manevi liderleri mi hedef alındı?
Hatıralarda yer alan bir diğer dikkat çekici detay ise kısa sürede verilen 14 idam kararının 9’unun köy imamları hakkında olması. Bu durumun, işgal güçlerinin Anadolu’daki direnişin manevi önderlerini etkisiz hale getirmeyi amaçladığı şeklinde yorumlanıyor.
Yunan komutanın, idam edilenlerin büyük bölümünün din görevlisi olmasından hareketle direnişin örgütlü bir yapıya sahip olup olmadığını sorguladığı da anlatımlar arasında yer alıyor.
Gediz’de neden bir simge haline geldi?
Yaşına rağmen işgale nasıl karşı durdu?
İlerleyen yaşına rağmen işgale karşı tavır alan Gedizli Yunus Hoca, yalnızca bir din adamı değil, aynı zamanda halkın moral kaynağı olarak görülüyordu. Bölgedeki direniş hareketine verdiği destek, onu Milli Mücadele’nin manevi önderlerinden biri haline getirdi.
Onun idam sehpasına yürürken sergilediği duruş, Gediz ve çevresinde kuşaktan kuşağa aktarılan bir hatıra olarak yaşamaya devam ediyor.
Osman Gazi’nin türbesindeki fotoğraf neden tepki çekti?
İşgal yıllarının sembol karelerinden biri neydi?
İşgal dönemine ilişkin hatıralarda yer alan bir başka olayda ise Yunan komutan Sofokles’in Bursa’da Osman Gazi’nin türbesine girerek kılıçla poz vermesi ve bu fotoğrafı Atina’ya göndermesi dikkat çekiyor. Fotoğrafın “Bizans’ın intikamını aldım” notuyla paylaşılması, işgalin sembol görüntülerinden biri olarak tarihe geçti.
Bu kare, Anadolu’da yaşanan işgalin yalnızca askeri değil, aynı zamanda manevi değerlere yönelik bir müdahale olarak da hafızalara kazındığını ortaya koyuyor.
Milli mücadele hafızasında nasıl yer aldı?
Gediz’de anlatılan direniş hikâyesi
Aradan geçen yıllara rağmen Gedizli Yunus Hoca’nın idam öncesi tavrı, Kütahya’nın ve Gediz’in yerel hafızasında canlılığını koruyor. Onun sözleri, Anadolu’da bağımsızlık için verilen mücadelenin inanç ve kararlılıkla nasıl birleştiğinin en güçlü örneklerinden biri olarak aktarılıyor.
Bugün bölgede anlatılan her hatırada, Yunus Hoca’nın sergilediği duruşun Milli Mücadele’nin manevi direniş cephesini temsil ettiği vurgulanıyor.




