Karaağaç Köyü, dışarıdan bakıldığında sıradan bir Anadolu köyü gibi görünse de, iddialara göre Türkiye’nin en önemli tarih öncesi miras alanlarından birine ev sahipliği yapıyor. Ancak köylüler, bölgeyi yakından tanıyan isimler ve bazı bilim insanlarının aktardıklarına göre bu eşsiz miras, taş ocağı ruhsatları nedeniyle ciddi bir tehdit altında.
Her Kazmada Tarih Çıkıyor
Bölgeyi bilenlerin ve bilim insanlarının aktardıklarına göre Karaağaç Köyü ve çevresinde;
-
Fil ve mamut fosilleri,
-
Tarih öncesi hayvan kalıntıları,
-
Milyonlarca yıllık fosil yatakları
neredeyse toprağın her eşelendiği noktada ortaya çıkıyor. Yapılan değerlendirmelerde bu fosillerin 28–30 milyon yıl öncesine tarihlendirildiği ifade ediliyor.

“Bu Köy Bir Zamanlar Üreten Bir Fabrikaydı”
Karaağaç Köyü, geçmişte kendi kendine yeten, üreten bir Anadolu yerleşimi olarak biliniyordu. Köylüler;
-
Etini, sütünü, yoğurdunu, peynirini kendi üretiyor,
-
Ekmeğini, bulgurunu kendi yapıyor,
-
Toprağını ekiyor, biçiyordu.
Bugün ise temel gıdaların büyük bölümü zincir marketlerden temin ediliyor, yerel üretim ise yok olma noktasına gelmiş durumda. Köylüler, şimdi de tarihi ve bilimsel mirasın tehdit altında olmasından endişe ediyor.

“Başka Yer mi Kalmadı?” Tepkisi
Taş ocağı ruhsatı iddialarına karşı köylüler ve bölgeyi bilen isimler sert tepki gösteriyor. Tepkilerde şu sorular öne çıkıyor:
“Memlekette taş ocağı açacak başka yer mi kalmadı?”
“Milyonlarca yılda oluşmuş fosil yataklarına mı göz dikildi?”
Uzmanlara göre, söz konusu alanlar başka bir ülkede olsaydı, cam fanuslar içinde korunur, müze ve bilim merkezi haline getirilirdi.




