Kütahyalı genç bilim insanı Hidayet Pütün, Kütahya’dan başlayıp ABD’de Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın laboratuvarına uzanan bilim yolculuğunu Dumlupınar Gazetesi mikrofonuna anlattı.
Eğitim hayatından ABD’deki araştırmalarına, Aziz Sancar ile çalışma deneyiminden doktora eğitimine, gelecek hedeflerinden Kütahyalı gençlere verdiği mesajlara kadar birçok konuda açıklamalarda bulunan Pütün, başarının yalnızca akademik çalışmayla değil, azim, merak ve çok yönlü kişisel gelişimle mümkün olduğunu söyledi.
KÜTAHYA’DA BAŞLADI, ABD’DE DOKTORAYA UZANDI
Eğitim hayatına Kütahya’da başlayan Hidayet Pütün, 2017 yılında lise eğitimini tamamladıktan sonra Koç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünü kazandı.
Koç Üniversitesi’nin Anadolu Bursiyerleri Programı kapsamında özel bursla üniversite eğitimine devam eden Pütün, 2022 yılında mezun oldu.
Aynı yılın eylül ayında Amerika Birleşik Devletleri’ne taşınan Pütün, dünyanın önde gelen bilim insanlarından ve 2015 Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar’ın University of North Carolina Chapel Hill’deki laboratuvarında çalışma fırsatı yakaladı.
Yaklaşık bir yıl boyunca burada misafir araştırmacı olarak görev yapan Pütün, Eylül 2023’te University of Massachusetts Amherst’te Moleküler Biyoloji ve Hücre Biyolojisi doktora programına başladı.
Genç bilim insanı, doktora eğitiminin üçüncü yılını tamamlıyor.
AZİZ SANCAR’IN LABORATUVARINA GİDEN KAPI BÖYLE AÇILDI
Aziz Sancar’ın laboratuvarında çalışma fırsatının nasıl ortaya çıktığını anlatan Hidayet Pütün, Koç Üniversitesi yıllarında farklı araştırma laboratuvarlarında görev aldığını söyledi.
Birlikte çalıştığı akademisyenlerden bazılarının Aziz Sancar’ın eski öğrencileri olduğunu belirten Pütün, daha sonra Koç Üniversitesinde görev yapan Dr. Onur Öztaş’ın laboratuvarına dahil olduğunu ifade etti.
Pütün, hayatının yönünü değiştiren süreci şu sözlerle anlattı:
“Son sınıfa geçtiğim dönemdi. Mezun olduktan sonra ne yapacağımı, yüksek lisans mı yoksa doktora mı yapacağımı düşünüyordum. Akademide kalmayı istiyordum. Onur Hoca da beni Amerika’ya gitme konusunda teşvik ediyordu. Benden Aziz Hoca’ya bahsetmesinden yaklaşık iki ay sonra Aziz Hoca Türkiye’ye geldiğinde öğrenci aradığını söylemiş. ‘Hidayet’ten bahsetmiştin, Amerika’ya gelmek ister mi?’ diye sormuş. Benim için geri çevrilemeyecek bir fırsattı. Çok hızlı bir karar verdim ve kabul ettim.”
“KENDİMİ YENİ EMEKLEMEYİ ÖĞRENEN BİRİ GİBİ HİSSETTİM”
Üniversiteden yeni mezun olduktan sonra Aziz Sancar’ın laboratuvarında çalışmaya başlamanın kendisi için önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Pütün, ilk zamanlarda laboratuvardaki bilim insanlarının tecrübesi karşısında kendisini yetersiz hissettiğini söyledi.
Pütün, “Yeni mezun biriydim ve kendimden çok emin değildim. Çok tecrübeli insanların bulunduğu bir laboratuvara gittim. Başta Aziz Hoca olmak üzere herkes çok başarılı ve tecrübeli insanlardı. Başlarda kendimi bebek gibi, yeni emeklemeyi ve yeni deney yapmayı öğrenen biri gibi hissettim. Ancak kimse bana bunu hissettirmediği için çok hızlı adapte oldum” dedi.
Laboratuvardaki bir yıllık dönemin bilimsel gelişimine büyük katkı sağladığını vurgulayan Pütün, süreci “bilgi dolu ve yoğun” sözleriyle tanımladı.
“Başta Aziz Hoca olmak üzere herkesten çok fazla şey öğrendim” diyen Pütün, şöyle devam etti:
“Hem o yıl yaptığım araştırmalarda hem de daha sonraki süreçte doktora eğitimine başlamamda oradaki herkesin emeği oldu. Teşvikleri benim için çok değerliydi. Araştırmanın derinliğini en yoğun şekilde hissettiğim bir yıl oldu. İyi ki böyle bir şansa erişmişim.”
“AZİZ HOCA HEPİMİZDEN ÇOK ÇALIŞIYORDU”
Prof. Dr. Aziz Sancar’ın çalışma disiplininin kendisini en fazla etkileyen özelliklerden biri olduğunu ifade eden Hidayet Pütün, Nobel ödüllü bilim insanının laboratuvardaki yoğun temposuna dikkat çekti.
Pütün, “Aziz Hoca çok çalışkan bir insan. Hepimizden çok çalıştığını gördüm. Bilime karşı çok büyük bir tutkusu var. Siz de ister istemez o tutkuya kapılıyorsunuz. Gücünüz olmasa bile çalışmanız gerektiğinin farkına varıyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Başlangıçta bu kadar yoğun bir çalışma temposu beklemediğini ancak zaman içerisinde sisteme adapte olduğunu kaydeden Pütün, laboratuvardan ayrılmadan önce mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeye çalıştığını söyledi.
Pütün, “Belki o an bana doğrudan bir katkısı olmayacak ama bunu da öğreneyim, şunu da öğreneyim düşüncesine kapıldım. Laboratuvara gidip deney yapmak ve daha fazla şey öğrenmek istedim” diye konuştu.
AZİZ SANCAR’IN LABORATUVARINDA ÖĞRENDİĞİ EN ÖNEMLİ ŞEY: VAZGEÇMEMEK
Bilimsel araştırmalarda her deneyin beklenen sonucu vermediğini belirten Hidayet Pütün, Aziz Sancar’ın laboratuvarındaki en önemli kazanımlarından birinin başarısızlık karşısında vazgeçmemek olduğunu söyledi.
Pütün, “Bazı deneylerin sonucu istediğimiz gibi gelmedi. Buna rağmen devam etmeyi, sonuç ne olursa olsun tekrar denemeyi ve çabalamayı öğrendim. En önemli öğrendiklerimden biri buydu” dedi.
HEDEFİ KENDİ LABORATUVARINI KURMAK
Akademik kariyerine ABD’de devam eden Hidayet Pütün, doktora eğitiminin ardından doktora sonrası araştırmalar yaparak akademide kalmayı hedeflediğini açıkladı.
Uzun vadede akademik bir pozisyona geçerek kendi araştırma laboratuvarını kurmak istediğini belirten Pütün, Aziz Sancar’ın laboratuvarında geçirdiği dönemin gelecekte nasıl bir akademisyen olmak istediği konusunda da kendisine önemli fikirler kazandırdığını söyledi.
Pütün, “Köklü bir laboratuvarın nasıl işlediğini görmek benim için çok önemliydi. İleride nasıl bir hoca olacağım, nasıl bir laboratuvar kurmak istediğim, araştırma konularımı nasıl çeşitlendirebileceğim ve laboratuvardaki insanlara nasıl özgürlük alanı tanıyabileceğim konusunda fikirler edindim” ifadelerini kullandı.
Farklı yaş ve tecrübe seviyelerindeki bilim insanlarının ortak bir amaç için bir araya gelmesine de dikkat çeken Pütün, bilimsel üretimde ekip çalışmasının ve özgür araştırma ortamının önemini bu süreçte daha yakından gördüğünü kaydetti.
KÜTAHYALI GENÇLERE MESAJ: “OLAY SADECE DERS ÇALIŞMAK DEĞİL”
Dumlupınar Gazetesi aracılığıyla Kütahyalı gençlere seslenen Hidayet Pütün, başarının yalnızca yüksek notlar almaktan veya sürekli ders çalışmaktan ibaret olmadığını söyledi.
Öğrencilik yıllarında spor, tiyatro ve müzikle ilgilendiğini, farklı alanlarda projeler hazırladığını anlatan Pütün, gençlerin kendilerini farklı alanlarda geliştirmelerinin gelecekte karşılarına önemli fırsatlar çıkarabileceğini belirtti.
Pütün, şunları söyledi:
“Olay sadece ders çalışmaktan ibaret değil. Kendinizi ne kadar donattığınızla da alakalı. Ben o dönem bunları herhangi bir karşılık beklemeden yaptım. Yıllarca spor yaptım, tiyatroyla ilgilendim, enstrüman çalmayı öğrendim ve TÜBİTAK projeleri hazırladım. Sayısal bir alanda olmama rağmen edebiyatla ilgili projeler de yaptım. Daha sonra Koç Üniversitesindeki burs sürecinde bu zamana kadar yaptığım emeklerin karşılığını aldığımı düşündüm.”
“KÜTAHYA’NIN BİR KÖYÜNDE DE OLSANIZ KAPILAR AÇILABİLİR”
Kendi bilim yolculuğunun Kütahya’da başladığını hatırlatan Hidayet Pütün, gençlerin yaşadıkları şehir veya sahip oldukları imkânlar nedeniyle hedeflerinden vazgeçmemeleri gerektiğini vurguladı.
Pütün, “Kütahya’da da yaşayabilirsiniz, Kütahya’nın bir köyünde de olabilirsiniz. İstek, arzu ve çaba olduğu sürece bir şekilde önünüze kapılar açılıyor. Emeğinizi gören insanlar karşınıza çıkıyor” dedi.
Başarı yolculuğunda çevresinden aldığı desteğin de büyük önem taşıdığını belirten Pütün, “Benim en büyük şanslarımdan biri de çevremde beni destekleyen insanların olmasıydı. Ailem, arkadaşlarım ve hocalarım hiçbir zaman ‘Yapamazsın’ demedi. Ben ‘Acaba yapamaz mıyım?’ dediğimde beni desteklediler” diye konuştu.
“BİR KAPI KAPANIRSA BAŞKA BİR KAPI AÇILABİLİYOR”
Kütahyalı gençlere kendilerini tanımaları, araştırmaları ve ne istediklerini keşfetmeleri tavsiyesinde bulunan Hidayet Pütün, imkânsızlıkların ve fırsat eşitsizliklerinin hedeflerden vazgeçmek için gerekçe olmaması gerektiğini söyledi.
Pütün sözlerini şöyle tamamladı:
“İmkânsızlıklar ve fırsat eşitsizlikleri olabilir. İnsanların küsebileceği birçok durumla karşılaşılabilir. Ancak çaba ve azim gösterildiğinde bir kapı kapanırsa başka bir kapı açılabiliyor. Ne istediğini bilmek önemli. Bu her zaman çok net bir hedef olmak zorunda değil. İnsan kendisini sorgulamalı, araştırmalı ve ne istediğini anlamaya çalışmalı. Bunu ne kadar erken yaparlarsa gelecekleriyle ilgili o kadar sağlıklı karar verebilirler.”




