Harita üzerinde yaptığı çizimlerle sunumunu somutlaştıran Nazlı, Kütahya'nın yalnızca fiziksel bir yerleşim alanı değil, aynı zamanda duygusal ve zihinsel bir deneyim alanı olduğuna vurgu yaptı. Psikocoğrafya kavramı çerçevesinde kentin insan üzerindeki etkilerini değerlendiren sunum, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi.
Seminerde ayrıca Kütahya'nın tarihi komşuluk ilişkileri, içinden geçen antik yollar, kale kapıları ve topoğrafik özellikleri de ele alındı. Arşiv niteliğindeki eski fotoğraflar üzerinden kentin geçirdiği dönüşüm gözler önüne serildi.
Nazlı, yaklaşık beş yıllık bir çalışmanın ürünü olan proje kapsamında, Kütahya'nın tarihi merkezindeki sokak dokusunun Bizans, Selçuklu, Germiyan ve Osmanlı dönemleri boyunca nasıl şekillendiğini bilimsel verilerle ortaya koyduklarını ifade etti.
Konuşmasında disiplinlerarası yaklaşıma da değinen Nazlı, bir gıda fabrikasının üretim organizasyonu, insan beynindeki nöron ağları ve şehirlerin sokak sistemleri arasında benzer örüntüler bulunduğunu belirtti. Bu kapsamda geliştirilen 'Kütahya'nın Psikocoğrafyası' projesinin; kentin tarihi mirasının korunması, turizm stratejilerinin geliştirilmesi ve şehir içi ulaşım planlamaları gibi alanlarda kullanılabilecek özgün bir model sunduğunu dile getirdi.
Etkinlik sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Abdullah Reha Nazlı'ya teşekkür edildi. Katılımcılar, Kütahya'nın tarihi ve kültürel değerlerini çok yönlü ele alan bu tür çalışmaların artırılması gerektiğini vurgulayarak organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirdi.




