CHP Parti Meclisi Üyesi Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Ceza İnfaz Politikaları ve Suçun Sosyo-Ekonomik Dinamikleri” başlıklı raporda, Türkiye’de cezaevi nüfusunun son yıllarda ciddi şekilde arttığı belirtilerek, mevcut tablonun sosyal refah eksikliği, ekonomik kriz ve baskıcı politikalarla bağlantılı olduğu savunuldu.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde Özgür Özel’in güvendiği isimler arasında gösterilen CHP Parti Meclisi Üyesi Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, Türkiye’nin ceza infaz politikalarına ilişkin dikkat çeken bir rapor hazırladı.
“Türkiye’nin Ceza İnfaz Politikaları ve Suçun Sosyo-Ekonomik Dinamikleri” başlıklı raporda, Türkiye’de cezaevi nüfusundaki artış, tutukluluk oranları, cezaevlerindeki kapasite sorunu, hasta mahpuslar, çocuklar ve sosyal politikaların yetersizliği ele alındı.
“TÜRKİYE CEZA DEVLETİNE DÖNÜŞTÜ”
Raporda, Türkiye’nin son 25 yılda sosyal refah ağlarının zayıflaması, ekonomik kriz, yoksulluk, eşitsizlik ve siyasi baskılar nedeniyle “ceza devleti” anlayışına sürüklendiği savunuldu.
Şahbaz’ın raporunda, kamu güvenliği gerekçesiyle uygulanan cezalandırıcı politikaların suçla mücadelede yeterli sonuç üretmediği, aksine yoksulların, alt düzey faillerin ve siyasi muhaliflerin daha fazla hedef haline geldiği ifade edildi.
CEZAEVİ NÜFUSUNDA DİKKAT ÇEKEN ARTIŞ
Raporda yer alan verilere göre, Türkiye’de 2000 yılında 49 bin 512 olan cezaevi nüfusunun, 2026 yılı itibarıyla 412 bin 991 ile 433 bin 543 aralığına ulaştığı belirtildi.
Her 100 bin kişide 480’in üzerinde hapsedilme oranına işaret edilen raporda, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üye devletleri arasında en yüksek hapsedilme oranına sahip ülkelerden biri olduğu savunuldu.
Raporda ayrıca, cezası henüz kesinleşmemiş 64 binden fazla tutuklunun cezaevlerinde bulunduğu ifade edildi.
KAPASİTE AŞIMI VE YENİ CEZAEVİ ELEŞTİRİSİ
Şahbaz’ın raporunda, cezaevlerindeki kapasite sorununun da derinleştiği belirtildi. Aralık 2025 itibarıyla cezaevlerinin resmi kapasitesinin yüzde 42 üzerinde dolu olduğu aktarıldı.
Raporda, iktidarın yeni cezaevi yatırımlarına yönelmesi eleştirilerek, 2028 sonuna kadar yapılması planlanan yeni tesislerin “kitlesel hapsedilme mimarisini kalıcı hale getireceği” değerlendirmesine yer verildi.
ÇOCUKLAR, HASTA MAHPUSLAR VE KIRILGAN GRUPLAR
Raporda, cezaevlerinde bulunan çocuklar ve kırılgan gruplara ilişkin veriler de dikkat çekti.
12-18 yaş aralığında 4 bin 666’dan fazla çocuğun cezaevlerinde tutulduğu, 6 yaş altı 822’den fazla bebeğin ise anneleriyle birlikte cezaevlerinde yaşadığı belirtildi.
Cezaevlerinde 649’u ağır olmak üzere 1.605 hasta mahpusun bulunduğu kaydedilen raporda, Adli Tıp Kurumu’nun yapısına ilişkin eleştiriler de yer aldı.
TERÖR MEVZUATI VE TUTUKLU YARGILAMA ELEŞTİRİSİ
Raporda, Türkiye’de terör mevzuatının geniş ve muğlak şekilde uygulandığı öne sürüldü. Bu durumun yargı süreçlerinde siyasi baskı aracı haline geldiği savunuldu.
Şahbaz, tutuklu yargılamanın istisnai bir tedbir olmaktan çıkarak “peşin ceza” niteliğine dönüştüğünü belirtti.
“SUÇUN KAYNAĞI SOSYO-EKONOMİK ÇÖKÜŞ”
Raporda, suç oranlarındaki artışın yalnızca güvenlik politikalarıyla açıklanamayacağı vurgulandı. Ekonomik kriz, yoksulluk, işsizlik ve sosyal refah eksikliğinin özellikle gençler arasında suça sürüklenme riskini artırdığı ifade edildi.
Fransa ve Finlandiya gibi ülkelerde sosyal harcamaların yüksek olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye’de sosyal harcamaların yetersiz kalmasının suçla mücadelede önemli bir eksiklik oluşturduğu savunuldu.
CHP’DEN ACİL DEĞİŞİM ÇAĞRISI
CHP Parti Meclisi Üyesi Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, rapor kapsamında Türkiye’nin cezalandırıcı politikalardan uzaklaşarak sosyal refahı önceleyen bir modele yönelmesi gerektiğini belirtti.
Raporda, terör mevzuatının AİHM standartlarına göre yeniden düzenlenmesi, tutuklu yargılamanın istisnai hale getirilmesi, hasta mahpusların insani koşullarda tedavi edilmesi, tecrit cezaevlerinin durdurulması ve kaynakların cezaevi yatırımlarından sosyal refaha aktarılması gerektiği ifade edildi.
Şahbaz’ın raporu, Türkiye’de ceza infaz sistemi, sosyal adalet, yoksulluk ve insan hakları başlıklarını yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı.




