Kütahya’da düzenlenen Kuvây-ı Aile Kongresi’nde Dumlupınar Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulunan Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yüksel Okşak, sosyal medyada sergilenen kusursuz yaşamların bireylerde mutsuzluk oluşturduğunu söyledi. Okşak, ebeveynlere sosyal medya ve yapay zekâ okuryazarlığı çağrısında bulunarak, “Tek derdimiz aynı evde ayrı hayatlar yaşamak değil, aynı hayatı paylaşmak olmalı” dedi.

Kütahya’da gerçekleştirilen Kuvây-ı Aile Kongresi, dijitalleşmenin aile yapısı, çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerinin ele alındığı önemli değerlendirmelere sahne oldu.

Kongrenin ardından Dumlupınar Gazetesi’ne konuşan Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yüksel Okşak, sosyal medyanın bireylerin yaşam algısını değiştirdiğini ve gerçek hayatla dijital dünyadaki görüntüler arasında ciddi bir kopuş oluşturduğunu belirtti.

“Sosyal medyada her şey kusursuz gösteriliyor”

Sosyal medya platformlarında paylaşılan yaşamların büyük ölçüde kusursuz ve pürüzsüz biçimde sunulduğunu ifade eden Okşak, bireylerin bu görüntüleri kendi hayatlarıyla karşılaştırmasının mutsuzluğu artırdığını söyledi.

Okşak, “Sosyal medyada kıyafetler, telefonlar, otomobiller ve yaşam alanları kusursuz gösteriliyor. Bireyler bu pırıltılı hayatları kendi yaşamlarıyla eş değer hâle getirmeye çalışıyor. Bunu başaramadıklarında ise mutsuz oluyorlar” dedi.

Gerçek hayatın kusurlarıyla birlikte anlam taşıdığını vurgulayan Okşak, sosyal medyadaki yapay mükemmellik algısının insanların kendi yaşamlarından memnuniyetini azalttığını kaydetti.

“Mutluluk enflasyonu oluşuyor”

Sosyal medyanın insanlar üzerinde meydana getirdiği bu etkiyi “mutluluk enflasyonu” kavramıyla açıkladıklarını belirten Okşak, kullanıcıların sürekli daha iyi, daha pahalı ve daha gösterişli yaşamları görmesinin beklentileri yükselttiğini ifade etti.

Okşak, “Gerçek hayat kusurlarla birlikte yaşanır. Ancak sosyal medya hayatımızın içine girdikçe gerçek yaşamdan kopmaya başlıyoruz. Oradaki görüntüler bize sürekli daha fazlasına sahip olmamız gerektiği duygusunu aktarıyor” diye konuştu.

Gençler sosyal medya akımlarının etkisi altında

Sosyal medyada sporcuların, sanatçıların ve yüksek takipçili kişilerin yaşamlarını gören gençlerin benzer davranışları taklit etmeye başladığına dikkat çeken Okşak, bazı akımların özellikle küçük yaş grupları açısından ciddi riskler barındırdığını söyledi.

Ticari amaçla gerçekleştirilen tanıtımların dijital dünyanın bir parçası olduğunu belirten Okşak, buna karşın çocukları tehlikeli, mahremiyeti ihlal eden veya anlamsız davranışlara yönlendiren akımlara karşı önlem alınması gerektiğini ifade etti.

Okşak, “Bazı sosyal medya akımları yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın sorunu. Bireylerin kendi iradeleriyle katıldığı ancak özellikle çocuklar açısından ciddi riskler taşıyan içerikler bulunuyor. Bunlara karşı hem hukuki hem toplumsal tedbirler geliştirilmesi gerekiyor” dedi.

“Yalnızca telefonu kapatmak çözüm değil”

Ebeveynlerin çocuklarını dijital dünyanın risklerinden korumaya çalışırken yalnızca yasaklama yöntemine başvurmaması gerektiğini vurgulayan Okşak, interneti veya telefonu kapatmanın sorunu çözmediğini söyledi.

Çocuklarla ebeveynler arasında dijital bilgi açısından ciddi bir fark oluştuğunu belirten Okşak, küçük yaştaki çocukların sosyal medya uygulamalarını ve yapay zekâ araçlarını birçok yetişkinden daha iyi kullanabildiğine dikkat çekti.

Okşak, “Çocuğun telefonunu veya internetini kapatarak süreci yönettiğinizi düşünüyorsunuz. Ancak bazen bu yaklaşım çocuğu daha da yanlış bir noktaya sürükleyebilir. Ebeveynlerin önce dijital dünyayı öğrenmesi, ardından çocuklarını bilinçli şekilde yönlendirmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya ve yapay zekâ okuryazarlığı çağrısı

Ailelerin sosyal medya ve yapay zekâ konusunda eğitim alması gerektiğini belirten Okşak, yalnızca çocukların değil, ebeveynlerin de dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesinin önem taşıdığını söyledi.

Okşak, “Gençlerimize ve ailelerimize sosyal medya okuryazarlığı ile yapay zekâ okuryazarlığı alanında destek vermeliyiz. Ebeveynlerin farkındalığını yükseltmezsek çocukları korumamız mümkün olmaz” dedi.

Kongrede sosyoloji, psikoloji, iktisat, din sosyolojisi ve uluslararası ilişkiler gibi farklı alanlardan akademisyenlerin aynı soruya yanıt aradığını belirten Okşak, temel meselenin ailelerin ve gençlerin dijital dünyada nerede durması gerektiği olduğunu ifade etti.

“Sosyal medya doğru kullanılırsa faydalı olabilir”

Sosyal medya ve yapay zekânın tamamen zararlı araçlar olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Okşak, doğru amaçlarla kullanıldığında dijital teknolojilerin önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti.

Yabancı dil öğrenme, uzaktan eğitim ve canlı ders uygulamalarını örnek gösteren Okşak, sosyal medya platformları üzerinden insanların eğitim imkânlarına daha kolay ulaşabildiğini belirtti.

Okşak, “Sosyal medya ve yapay zekâ artık hayatın bir parçası. Önemli olan bunları doğru amaçla kullanmak. Eğitimden yabancı dil öğrenimine kadar yüzlerce faydalı örnek bulunuyor. Asıl mücadele, gençlerimizi ve aile yapımızı tehdit eden içeriklerden kendimizi koruyabilmektir” diye konuştu.

“Aynı evde ayrı hayatlar yaşamayalım”

Ailelere önemli bir çağrıda bulunan Okşak, ebeveynlerin dijital dünyadan uzak durmak yerine bu alanı öğrenmesi ve çocuklarıyla ortak bir iletişim dili geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Kütahya pazarına çevre illerden gelenler şaşkına döndü: Sofraların vazgeçilmezinde fiyat 40 TL düştü!
Kütahya pazarına çevre illerden gelenler şaşkına döndü: Sofraların vazgeçilmezinde fiyat 40 TL düştü!
İçeriği Görüntüle

Okşak sözlerini şöyle tamamladı:

“Sosyal medya ve yapay zekâ konusunda lütfen bir şeyler öğrenin. Bu alandaki projeleri, araştırmaları ve kitapları takip edin. Çocuklarınıza yalnızca yasak koymak yerine onları bilinçli biçimde yönlendirin. Aksi hâlde aileleri daha büyük sorunlar bekleyebilir. Tek derdimiz aynı evde ayrı hayatlar yaşamak değil, aynı evde aynı hayatı paylaşmak olmalı.”

Muhabir: Hüseyin GEZGİN