Kütahya’da savaş gündemi: Güney asya hattında neler oluyor?

Kütahya’ya gelen gazeteci-yazar Cem Küçük, Dumlupınar Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamalarda Afganistan–Pakistan geriliminin geldiği noktayı değerlendirdi. Son aylarda sınır hattında art arda yaşanan saldırılar, karşılıklı suçlamalar ve Pakistan’ın Taliban hedeflerine yönelik geniş kapsamlı operasyonlarıyla tansiyonun yükseldiğini belirten Küçük, sürecin fiilî çatışma ortamına dönüştüğünü ifade etti.

Küçük’e göre gerilim yeni değil; eylül ayından itibaren biriken güvenlik sorunları, sahadaki askeri hamlelerle açık bir çatışma sürecine evrildi.

Çatışmanın arkasında uluslararası güçler mi var?

Savaşın küresel aktörler tarafından başlatıldığı yönündeki iddialara da değinen Küçük, bu yönde somut bir verinin bulunmadığını söyledi. ABD ve İsrail’in süreci başlattığına ilişkin yorumların kamuoyunda konuşulduğunu ancak mevcut bilgilerle bunun doğrulanamayacağını vurguladı.

Küçük, çatışmanın daha çok sınır güvenliği, ideolojik farklılıklar ve Pakistan’ın Taliban yönetimine yönelik suçlamaları üzerinden şekillendiğini belirtti.

Kütahya’da mükellef uyumu artıyor: Denetimde algı değişti
Kütahya’da mükellef uyumu artıyor: Denetimde algı değişti
İçeriği Görüntüle

Güç dengesi kimin lehine?

İki ülke arasındaki askeri kapasiteye dikkat çeken Küçük, Pakistan’ın nükleer silah gücü, düzenli ordusu ve nüfus avantajıyla Afganistan’a kıyasla çok daha güçlü bir konumda olduğunu söyledi. Afganistan’ın ise Taliban yönetimi altında altyapı ve askeri imkânlar açısından sınırlı bir tabloya sahip olduğunu ifade etti.

Bu nedenle uzun süreli bir savaş senaryosunda sonucun büyük ölçüde öngörülebileceğini dile getiren Küçük, çatışmanın kısa sürmesinin daha olası olduğunu kaydetti.

Savaş uzarsa bölge nasıl etkilenir?

Küçük’e göre asıl risk, savaşın süresi ve yayılma ihtimali. Hindistan, İran ve Çin gibi bölgesel aktörlerin süreçte alacağı pozisyonun dengeleri değiştirebileceğini belirten Küçük, Güney Asya’dan Orta Doğu’ya uzanan hatta yeni bir istikrarsızlık dalgası oluşabileceği uyarısında bulundu.

Enerji hatları, ticaret yolları ve güvenlik politikalarının bu gelişmelerden doğrudan etkileneceğini ifade eden Küçük, zincirleme bir kriz ihtimaline dikkat çekti.

İran başlığı neden kritik?

Orta Doğu’daki gelişmelerin bu tabloyla bağlantılı olduğunu belirten Küçük, son dönemde ABD’nin İran’a yönelik açıklamalarının dikkatle izlenmesi gerektiğini söyledi. Bu sürecin yalnızca İsrail’in güvenliğiyle açıklanamayacağını ifade eden Küçük, Çin’in enerji kaynaklarına erişiminin sınırlandırılması ihtimalini de jeopolitik bir başlık olarak değerlendirdi.

Uluslararası medyada yer alan saldırı iddialarına değinen Küçük, İran’da üst düzey isimlere yönelik suikast haberlerinin gelmesinin sürpriz olmayacağını belirtti.

Türkiye arabulucu olabilir mi?

Türkiye’nin olası diplomatik rolü de Küçük’ün değerlendirmeleri arasında yer aldı. Daha önce İran ile ABD arasında arabuluculuk girişiminde bulunulduğunu hatırlatan Küçük, bugün böyle bir sürecin gerçekleşmesinin büyük ölçüde ABD’nin tutumuna bağlı olduğunu söyledi.

Bölgedeki çatışmanın büyümesi halinde göç hareketlerinin hızlanabileceğini ve bunun Türkiye’nin sınır güvenliği ile Avrupa’yı doğrudan etkileyeceğini dile getirdi.

Küresel güvenlik açısından hangi riskler öne çıkıyor?

Küçük, Afganistan–Pakistan hattında yaşanan gerilimin yalnızca iki ülke arasındaki askeri mücadele olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, göç dalgası, enerji güvenliği ve ekonomik dengeler açısından geniş bir coğrafyayı etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Sahadaki askeri gelişmeler kadar diplomatik adımların da belirleyici olacağını vurgulayan Küçük, sürecin önümüzdeki günlerde atılacak hamlelerle netleşeceğini ifade etti.

Kaynak: Çağla CANBAZ