Son yıllarda hızla artan sosyal medya kullanımı, bireylerin günlük yaşamını doğrudan etkilerken, psikolojik sonuçlarıyla da dikkat çekiyor. Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan kıyaslamaların, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkilediği yönünde uzmanlar uyarılarını artırıyor. Dumlupınar Gazetesi’ne özel değerlendirmelerde bulunan Psikolojik Danışman Oğuzhan Duman; “Şu anda insanlığın neredeyse tamamının kullandığı bir ortamdan bahsediyoruz: sosyal medya. Herkes sosyal medyaya bir şekilde maruz kalıyor. ‘Ben sosyal medya kullanmıyorum’ diyen biri bile çevresinden gelen içeriklerle bu dünyanın içine çekiliyor” dedi.
Günümüzde hayatın merkezine yerleşen sosyal medya, bireylerin psikolojisini nasıl etkiliyor? Bu soruya yanıt veren Psikolojik Danışman Oğuzhan Duman, yaptığı açıklamalarda sosyal medyanın görünenden çok daha derin etkiler yarattığını ortaya koydu.
Sosyal medyanın artık kaçınılmaz bir gerçek haline geldiğini belirten Duman, konuşmasının başında konunun kapsamını net şekilde ortaya koyarak, “Şu anda insanlığın neredeyse tamamının kullandığı bir ortamdan bahsediyoruz: sosyal medya. Elbette bunun içinde ayıklanması gereken bazı durumlar var. Herkes sosyal medyaya bir şekilde maruz kalıyor. ‘Ben sosyal medya kullanmıyorum’ diyen biri bile çevresinden gelen ‘Şunu gördün mü?’ gibi sorularla yine bu dünyanın içine çekiliyor” ifadelerini kullandı.
"SOSYAL MEDYA İNSANLARI MUTSUZ EDEN ORTAMLARDAN BİRİDİR "
Sosyal medyanın mutluluk üzerindeki etkisini değerlendiren Duman, dikkat çeken ifadeler kullandı. Konuşmasında sosyal medyanın bireylerde oluşturduğu psikolojik baskıya değinen Duman, “Mutluluk konusu burada kritik bir noktada duruyor. Sosyal medya kullanan insanlar gerçekten mutlu mu, yoksa mutsuz mu? Genel tabloya baktığımızda sosyal medyanın insanları çoğunlukla mutsuz ettiğini söyleyebiliriz. Çünkü insanlar sürekli olarak kendi hayatlarını başkalarıyla kıyaslıyor. Üstelik sosyal medyada gördüğümüz şeylerin büyük bir kısmı gerçeği yansıtmıyor” dedi.
Duman, sosyal medyaya tamamen karşı olmadıklarını belirterek, doğru kullanımın önemine dikkat çekti. “Sosyal medyaya karşı değiliz ama doğru kullanımı gerekiyor. Kısacası sosyal medya, insanları mutsuz edebilen ortamlardan biridir. Mutsuz insanlar da sosyal medyayı kullanır ve çoğu zaman bu durum onların mutsuzluğunu daha da pekiştirir” diyerek sözlerinin altını çizdi.
"İNSANLAR KENDİ HAYATLARINDAN KOPUYOR "
Sosyal medyanın bireyleri gerçek hayattan uzaklaştırdığına dikkat çeken Duman, konuşmasının bu bölümünde süreci detaylı şekilde anlattı. “İnsanlar başkalarının hayatlarını izlerken ister istemez kendi hayatlarıyla kıyaslama yapıyor. Aslında biz duyguları paylaşmayı severiz; mutluluğu da hüznü de paylaşmak isteriz. Ancak sosyal medyada gördüğümüz içerikler – örneğin bir influencer’ın deniz kıyısından fotoğraflar paylaşması ya da bir sosyal deney videosu – bizi kısa süreliğine kendi gerçekliğimizden koparıyor. O an zihnimiz adeta boşalıyor” ifadelerini kullandı.
Duman, insanların ekran karşısındaki davranışlarına da dikkat çekerek, “Karşımızda gördüğümüz ekranlarda insanlar bazen güler, bazen üzülür, bazen kızar. En yoğun tepkilerini orada verirler” dedi.
Bu durumun zamanla ciddi bir kopuşa yol açtığını belirten Duman, “Sosyal medyada herkes her şeyi bilen ve konuşma hakkına sahip olan bir konumda. Ancak kişi gerçek hayatına döndüğünde bu durumun karşılığını bulamıyor. Bu da bireyin kendi hayatından uzaklaşmasına neden oluyor” şeklinde konuştu.
"SOSYAL MEDYA BİR KAÇIŞ ARACINA DÖNÜŞÜYOR "
Gerçeklik algısına da değinen Duman, sosyal medyanın bireyler için bir kaçış alanı haline geldiğini vurguladı. “İnsanlar gerçek hayata döndüklerinde kendi dertleriyle, kaygılarıyla ve problemleriyle uğraşıyor. Sosyal medya ise bir kaçış aracı olarak kullanılıyor. Zaten amaç da bir süreliğine kendi hayatından kopmak. Bunu da gerçekleştiriyorlar” ifadelerini kullandı.
“HERKES MUTLU BEN DEĞİLİM” ALGISI GERÇEK DEĞİL
Sosyal medyada oluşan algılara dikkat çeken Duman, bu algının tamamen yapay olduğunu belirtti. Konuşmasında bu konuya geniş yer veren Duman, “Yansıtılmaya çalışılan mutluluk algısı gerçek değil, yapaydır. Sosyal medya artık çok geniş kitlelere ulaşan bir mecra haline geldi. Eskiden insanlar arkadaşlarını bulmak için kullanıyordu ama şimdi herkes kullanıyor. Reklamlar ve algoritmalarla birlikte insanların karşısına sürekli belirli içerikler çıkıyor” dedi.
Duman, bu içeriklerin bireylerde yanlış bir kıyaslama yarattığını vurgulayarak, “İnsanlar bu içeriklere bakarak ‘Onlar çok mutlu, ben değilim’ sonucuna varıyor. Ancak onların gerçekten mutlu olup olmadığına dair elimizde kesin bir bilgi yok. Sadece görünen kısmı izliyoruz. Kendi hayatımızı bu görüntülerle kıyasladığımızda yanlış bir sonuca ulaşıyoruz. Bu algı kesinlikle gerçek değil” ifadelerini kullandı.
"ALGORİTMALAR DOĞRUDAN DEĞİL, DOLAYLI ETKİLİYOR "
Sosyal medya algoritmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan Duman, bu sistemlerin çalışma mantığını anlatarak, “Algoritmalar temelde sizin ilgi alanlarınıza göre çalışır. Ne ararsanız, ne izlerseniz, neyle ilgilenirseniz karşınıza benzer içerikler çıkar” dedi.
Bu durumun dolaylı etkiler oluşturabileceğini belirten Duman, “Algoritmalar doğrudan ruh halini bozmak için çalışmaz ancak dolaylı olarak etkileyebilir. Burada en büyük etken kullanım şeklimizdir” diyerek önemli bir noktaya dikkat çekti.
"KARŞILAŞTIRMA PSİKOLOJİK OLARAK EN BÜYÜK ZARAR "
Sürekli kıyaslamanın birey üzerindeki etkisine de değinen Duman, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Her insan biriciktir, tektir. Hiçbir bireyin düşünme biçimi, duyguları ya da yaşam tarzı bir başkasıyla aynı değildir. İnsanların kendilerini başkalarıyla kıyaslaması gerçekçi değildir” dedi.
Duman, yanlış mutluluk arayışına dikkat çekerek, “Onlar mutluysa ben de onların yaptıklarını yaparsam mutlu olurum düşüncesi tamamen yanlıştır. Bu nedenle kıyaslamadan kaçınmak gerekir” diyerek vurguladı.
KİMLİK ÇATIŞMASI VE PSİKOLOJİK SORUNLARA YOL AÇIYOR
Sosyal medyanın uzun vadeli etkilerine dikkat çeken Duman, kimlik çatışmalarına işaret etti. “İnsanların sosyal medyada sergiledikleri yüzleriyle gerçek hayattaki yüzleri arasında ciddi farklar oluşuyor. Bu da bireyin nasıl davranması gerektiğini bilememesine neden oluyor” dedi.
Duman, bu durumun sonuçlarını ise şu sözlerle anlattı:
“İnsanlar kendi içlerinde bir kişilik çatışmasına giriyor. Bu da mutsuzluklara, hatta daha ileri düzeyde psikolojik çöküşlere neden olabiliyor” ifadelerini kullandı.
HALO ETKİSİ GENÇLERİ DERİNDEN ETKİLİYOR
Son olarak sosyal medyada oluşan “halo etkisi”ne dikkat çeken Duman, “İnsanlar takip ettikleri kişilerin en iyisi olduğunu düşünüyor. Buna halo etkisi diyoruz. Bir kişi güzelse yaptığı her şeyin de doğru olduğu düşünülüyor” dedi.
Bu durumun özellikle gençler üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Duman, “İnsanlar bu olaylardan etkilenerek kendi hayatlarına dair kaygılar geliştirebiliyor. Günlük yaşamlarını bile etkileyen psikolojik süreçlere girebiliyorlar” diyerek sözlerini tamamladı.





