3 mart vurgusu eğitim tartışmalarını yeniden mi başlattı?
Kütahya’da 3 Mart Devrim Yasalarının 102. yıl dönümü dolayısıyla yapılan açıklama, eğitimde eşitsizlik başlığını yeniden gündeme taşıdı. Eğitim-İş Kütahya Şube Başkanı Alpaslan Kantarcıoğlu, laik ve bilimsel eğitim ilkesinin yalnızca tarihsel bir kazanım değil, günümüz eğitim politikalarının da temel referansı olması gerektiğini dile getirdi.
Kantarcıoğlu, Cumhuriyet’in eğitim alanında attığı adımların toplumsal eşitliğin en önemli güvencesi olduğunu belirterek, Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile sağlanan öğretim birliğinin her çocuğun eşit koşullarda eğitim almasının anahtarı olduğunu ifade etti.
Devlet okulları neden gündemde?
Açıklamada en dikkat çeken başlıklardan biri devlet okullarının fiziki ve ekonomik koşulları oldu. Kantarcıoğlu, okullarda yaşanan temizlik ve güvenlik personeli eksikliğinin eğitim ortamını doğrudan etkilediğini söyledi. Velilerden alınan bağışların eğitim hizmetinin devamı için zorunlu hale gelmesini eleştiren Kantarcıoğlu, bu tablonun kamusal eğitim anlayışıyla bağdaşmadığını belirtti.
Bazı öğrencilerin en temel ihtiyaçlara erişmekte zorlandığını dile getiren Kantarcıoğlu, bu durumun fırsat eşitliği ilkesine zarar verdiğini kaydetti.
Eğitim velinin cebine mi bırakılıyor?
Kantarcıoğlu’na göre eğitimde yaşanan sorunların temelinde kamusal sorumluluğun zayıflaması yer alıyor. Devletin eğitim alanındaki yükünün ailelere devredildiğini savunan Kantarcıoğlu, artan maliyetler nedeniyle velilerin borçlanmak zorunda kaldığını söyledi.
Özel okul sayısındaki artışın kamusal eğitimin gerilediğinin bir göstergesi olduğunu belirten Kantarcıoğlu, “Bağış adı altında zorunlu ödeme yapılan bir sistemde eşitlikten söz edilemez” görüşünü dile getirdi.
Çocuk işçiliği eğitim sistemini nasıl etkiliyor?
Açıklamada öne çıkan bir diğer başlık ise çocuk işçiliği ve MESEM uygulamaları oldu. Okul dışında kalan çocuk sayısının artmasının eğitim politikaları açısından ciddi bir sorun olduğunu ifade eden Kantarcıoğlu, mesleki eğitim kapsamında çalışan çocukların yaşamını yitirmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Bu tablonun yalnızca eğitim değil, sosyal politika alanında da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Okul ideolojik alan mıdır?
Okullarda pedagojik ilkelere aykırı uygulamaların gündeme gelmesine tepki gösteren Kantarcıoğlu, eğitim kurumlarının herhangi bir ideolojik yönlendirmeden uzak tutulması gerektiğini vurguladı. Laiklik ilkesinin farklı inanç ve yaşam biçimlerinin bir arada var olabilmesinin güvencesi olduğunu ifade etti.
Devletin görevinin öğrencilerin yaşam tarzını denetlemek değil, onlara nitelikli ve eşit eğitim imkânı sunmak olduğunu dile getirdi.
Ortadoğu’daki çatışmalar neden eğitim başlığında yer aldı?
Kantarcıoğlu, konuşmasında Ortadoğu’daki savaşlara da değinerek sivillerin ve eğitim kurumlarının hedef alınmasının insanlık suçu olduğunu söyledi. Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözünü hatırlatan Kantarcıoğlu, savaşların kazananının silah lobileri, kaybedeninin ise insanlık olduğunu ifade etti.
Bu vurgu, eğitimin yalnızca ulusal bir mesele değil, aynı zamanda barış ve insan haklarıyla doğrudan bağlantılı bir alan olduğuna işaret etti.
Cumhuriyetin eğitim mirası bugün ne ifade ediyor?
Kantarcıoğlu, Cumhuriyet devrimlerinin eğitim alanında oluşturduğu aydınlanma çizgisinin korunması gerektiğini belirterek, laik ve bilimsel eğitimin eşit yurttaşlık hakkının temelini oluşturduğunu söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunan Kantarcıoğlu, ideolojik tartışmalar yerine devlet okullarının güçlendirilmesine odaklanılması gerektiğini dile getirdi.




