MÜSTEMLEKE…

Müstemleke (Arapça, mlk kökünden türetilmiş); sömürge, tekel, koloni, mülk edinilen… Müstemleke, sömürülen ülke, bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke… Müstemleke; sahiplenilen, istimlak edilen yer ya da bölge, koloni veya bir ülkenin başka bir ülkede kurduğu sömürge faaliyetlerinin genel adı… Müstemlekeci; sömürgeci, sömürgesi olan, bir ülkeyi sömüren ülke… Hâlâ dünyayı sömürmeye devam eden ülkeler var günümüzde… Müstemleke ülkeler sözde bağımsızlar, lâkin ipler sömüren ülkelerin ellerinde… Kadim medeniyetimize bakıldığında, hiçbir zaman müstemlekecilik anlayışına iltifat edilmemiş, tâbi kavimlere âdalet, nizam ve vicdan hürriyeti verilmiş olduğunu görebiliriz… Kadim medeniyet kodlarımızla oynayanlar, maalesef tarihî hafızamızı talan etmişler, değerlerimizi yağmalamışlar, bizi bize düşman etmişler… Siyasî, iktisadî ve içtimaî anlamda tam bağımsız olduğumuzda, silkelenip kendimize geldiğimizde, farkında olmadan nasıl müstemleke hâline getirildiğimizi idrak edebileceğiz…

Müstemleke, tarih boyunca politik, ekonomik ve kültürel değişimlerle ilişkilendirilmiş ve farklı anlamlar kazanmış… Müstemleke, tarih boyunca birçok ülkede önemli etkilere yol açmış… Günümüzde, ‘müstemleke’nin etkilerinin açık ya da örtülü bir şekilde sürdüğü, inkâr edilemez bir geçek… Müstemleke dönemleri boyunca, sömürgeci güçler kendi kültürlerini ve dillerini baskın duruma getirmişler… Bu, yerel kültürlerin bastırılmasına ve bazı geleneklerin kaybolmasına yol açmış… Eski müstemleke ülkelerinde kültürel (dil, giyim tarzı ve yemek kültürü vb.) etkiler görülebilir… Müstemleke dönemlerinde, sömürgeci güçler yerel ekonomiyi kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmişler, sömürdükleri ülkelerin kaynaklarının üzerine çökmüşler… Eski müstemleke ülkelerinin, sözde bağımsız olmalarına rağmen, ekonomik olarak zorluklar yaşamaları, örtülü sömürünün hâlâ devam ettiğinin kanıtı… Mâlum, müstemleke dönemleri boyunca, sömürgeci güçler yerel yönetimleri denetlemiş ve kendi siyasî sistemlerini dayatmışlar… Eski müstemleke ülkelerindeki siyasî istikrarsızlıklar, kargaşalar ve iç çatışmalar; sömürgeci ülkelerin yaptıkları baskıların ve zulümlerin sonuçları… Maalesef, müstemleke dönemleri boyunca, toplumlar arasında ayrımcılık ve eşitsizlik yaygın hâle gelmiş, sömüren güçlerin sömürülenlere üstün olmuşlar… Bu nedenlerle, eski müstemleke ülkelerinde toplumsal eşitsizlik ve ayrımcılık sorunları devam etmekte… Unutulan tek şey, ‘zulüm ile âbâd olunmaz’ gerçeği…

Müstemleke ile ilgili, millet olarak ne olduğumuzu ne olmadığımızı sorgulayan bazı tespitler… “Bu da benim hayatta en mutlu olduğum şeylerden biri. Müstemleke sömürge demek oğlum. Bağımsızlıktan ödün vermek demek. Allah’ıma şükürler olsun siz bu kelimenin anlamını hiç öğrenmediniz. Bu gurur da bize yeter artar bile. Adam olun, siz de sizden sonraki neslin bu kelimeyi öğrenmemesi için çaba sarf edin.” (Liseden Arkadaşlar, Selçuk Aydemir -Sayfa 90)… “Şayet nihai zafer tahakkuk etse ve Almanlar galip gelse, yakın şarkta onlara verilen emsalsiz mevki dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu üzerinde yaşayacak bir nüfuzun Türklere göz açtırmayacağı ve memleketi bir müstemleke hâline getireceği muhakkaktı.” (İttihat Ve Terakki, Samih Nafiz Tansu -Sayfa 458 – İlgi Kültür Sanat)… “Osmanlı İmparatorluğu, Trakya’dan Erzurum’a doğru, koca gövdesini yan yatırmış, memelerini müstemleke ve milliyetlerin ağızlarına teslim etmiş, artık sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal idi…” (Enver, Murat Bardakçı -Sayfa 56 – Türkiye İş Bankası – Kültür Yayınları)…

Osmanlı İmparatorluğu, 16. yüzyıldan itibaren Arap Yarımadası, Kuzey Afrika ve Balkanlar’da farklı bölgeleri yönetmiş, ancak hiçbir şekilde müstemlekeci olmamış… 19. yüzyılda Avrupa devletleri, sömürgecilik faaliyetlerini artırmış ve dünya genelinde birçok bölgeyi (Afrika, Asya ve Amerika kıtalarında birçok ülkeyi) müstemleke olarak ilhak etmişler, dillerini zorunlu iletişim aracı yapmışlar… 1. ve 2. Dünya savaşları sonrasında, bazı ülkeler bağımsızlık mücadelesi vererek müstemleke yönetiminden kurtulmuşlar, bağımsızlıklarını ilan etmişler ve müstemleke dönemi görünürde sona ermiş… Sömürgeci ülkelerin örtülü sömürgeleri devam edegelmiş… Dünya 5’ten büyüktür yaklaşımıyla, yeni dünya düzeninde, sömürü döneminin bitmesi de çok uzak olmasa gerek… Demokrasi getirmek adına yapılanlar, aslında sömürülenleri daha kolay yutulur parçalar yapmaktan, onları mankurtlaştırmaktan öte bir anlam ifade etmeyen sömürü oyunları… Geçmişte bu oyunların adı Ali Cengiz idi… Ali Cengiz oyunlarıyla hükmetmek adâlet mi? Timsâl alınması gereken figür, ‘Ali Cengiz’ olmamalı! Timsâl alınması gereken lider/önder, Ali bin Ebî Tâlib, Hz Ali, Ebû Türâb (Toprağın babası) olmalı… Ali cengiz oyunlarından berî olan Hz Ali… İlmin, adaletin, cesaretin timsali Hz. Ali… Mazlumların timsali Hz Ali… “İbadet gibi, ticaret de hile kabul etmez.” (Hz. Ali)… “Hile yıldırıma benzer, onun ışığıyla yolcuların yolu görmelerine imkân yoktur… - Aklına hile tezgâhı dokuma. Aldatan, aldanır.” (Hz Mevlana)… Hile ile elde edilen sahte kazanımlar, Ali cengiz oyunu… Hile ile ilintili her bir söylem ve iş, Ali cengiz oyunu… Aslında, Ali cengiz oyunu ‘âdi cengiz oyunu’ diye bilinmeli… Âli olanın, hile ile alâkası olamaz… Sol yanımızı acıtan, sağduyumuzu törpüleyen engel ise, dost bildiklerimizin dost olmayan tavırları ve işleri… Güvenip ‘dostum’ deriz, sırrımızı, aşımızı paylaşırız, birlikte yola çıkarız, yoldaş oluruz, en kötü gününde destek çıkarız, hilebaz çıkınca verdiğimiz değere üzülürüz… Hile; belki kısa vadede bize oyunu kazandırır… Ancak, Hakk’ın hükmünü hile bozamaz… Kör ile yatıp şaşı kalkarız, sahtekâr ile arkadaş olunca, hilebaz oluruz… Başkasına hile yapmak, oyun tezgâhlamak, akıllı olduğumuzu göstermez… Mâsum da olsak hile, bizi sürükler kötülüğün girdabına bile bile… Hile ile aldatmak, hile ile aldanmaya sebeptir… Hile ile iş gördüğümüzde, minnet ile yaşarız, zillet ile can veririz…

Hile ile yatıp kalkanlar, birilerini kandırıp güç elde edenler, üç maymunu oynayanlar, neticede dördüncü - beşinci maymun olmanın tuzağına düşeceklerinin farkına varamazlar elbette… Mesele, gücümüzün farkına varmak meselesi… Mesele, farkına vardığımız gücün, harekete geçirilebilmesi meselesi… Maymunun gözü açılmaya görsün yeter ki, tuzaklar bir bir bozulur… Selam, sevgi ve saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Alp Saltuk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Dumlupınar Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Dumlupınar Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Dumlupınar Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Dumlupınar Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.