Çiçekler en güzel hikâyelerini kelimelerle değil, açarak anlatır. Bir dalın üzerinde usulca beliriveren tomurcuğu görenler, eski bir bilgelikle gülümser:
"Yerini sevmiş..."
Ne kadar sade, ne kadar derin bir cümledir bu.
Çünkü yalnızca çiçekler değil, insanlar da sevdikleri yerde kök salar. Güven bulduğu iklimde yeşerir, değer gördüğü gönüllerde renklenir, anlaşıldığı bakışlarda sessizce çoğalır.
Bir insanın yüzüne düşen ışık, çoğu zaman güneşten değil, gönlüne değen güzel insanlardan gelir.
Kimi insanlar vardır; bir bahar sabahı gibi hayatınıza girerler. Sesleri telaşı susturur, sözleri yaraları incitmeden sarar. Yanlarında zaman yavaşlar, kalp hafifler, umut yeniden filizlenir. Onlar, toprağa düşen ilk yağmur damlası gibi ruhunuzu uyandırır.
Belki de hayat, doğru mevsimi ve doğru toprağı arama yolculuğundan ibarettir.
Öyle bir yere rast gelmeli ki insan; suskunluğu anlaşılmalı, eksikleri yargılanmamalı, sevinci paylaşılmalı. Öyle insanlar çıkmalı ki karşısına; yanında solmak değil, açmak mümkün olsun.
Çünkü bazı insanlar gölge verir, bazıları yağmur olur, bazıları ise farkında bile olmadan bir ömrün baharına dönüşür.
Dileğim odur ki yolunuz; kalbinize ferahlık veren, gözlerinize ışık düşüren, ruhunuzda papatyalar, güller ve erguvanlar açtıran insanlarla kesişsin.
Ve siz de bir gün, sizi görenlerin içinden şu cümleyi geçirecek kadar güzel yaşayın:
"Ne kadar değişmiş... Belli ki yerini sevmiş."
Ruhunuzda çiçekler açtıran insanlara rast gelmeniz dileğiyle... Çünkü dünya, çiçek açmayı unutmayan gönüller sayesinde hâlâ güzeldir.