● Kapan
● Kapan Çayı
● Kapan Köprüsü
● Kapan Hanı
● Kapan Meydanı
● Kapanaltı

Tarih kitaplarında ya da eski Kütahya anılarında bu ismleri duyduğunuzda nereden bahsettiğini anlamak önemli. Çünkü bu bölgeler bir zamanlar şehrimizin en bilinen meydanı, en büyük hanı, en önemli köprüsü ve en önemli çayının isimleri idi.
Anadolu Beylerbeyi Karagöz Ahmet Paşa, Kütahya’da Mevlevihane önüne dükkanlar yaptırmıştı. Aşağı Çarşı’nın dışındaki ilk dükkanlar, bugün Dönenler Cami’den Ziraat Bankası’na giden yoldaki dükkanlardır. Eski 30 Ağustos Okulu’nun karşısı olan bölge, çarşının başıydı.

Bu dükkanların yanına da bir “Kapan” kurduruldu. Çarşıların girişlerinde kapan olması önemliydi. Kapan, tüccarların mallarını tarttırdığı yapılardır. Burada şehre giren mallar kayıt altına alınıyordu. İstanbul’daki “Unkapanı” ismi de böyle bir kapandır.
Mevlevihane önüne -bugün Dönenler Cami deniyor- yüzyıllarca “Kapan Bölgesi” denmesinden dolayı, biraz daha aşağıda olan Aşağı Çarşı’ya “Kapanaltı” denmiştir. 90’larda Mevlevihane önündeki Kapan kaldırıldı ve buranın bir zamanlar “Kapan Meydanı” olduğu unutuldu.

Kütahya’daki “Kapan”, şehrin güney ve doğu girişlerinden gelen yol üzerinde idi. Yani aslında esas ticaret rotasındaydı. Roma döneminde ticaret, şehrin büyük komşusu Aizano ile yapıldığı için batı girişleri önemliydi. Ama Selçuklu, Germiyan ve Osmanlı döneminde şehrin doğu girişleri daha önemliydi. Dolayısıyla “Kapan”, müthiş önemli bir yere, tam çarşının girişine kurulmuştu.
Bugün bu yollara Cumhuriyet Caddesi ve Ahi Erbasan Cadddesi diyoruz. Aşağı Çarşı’da da bir kapan vardı. Bu kapan TRT’nin 80'lerde çektiği “Acımak” dizisinde gözükür. Ama esas kapan yukarıda olduğu için buraya “Kapanaltı” denirdi.

Aşağı Çarşı’ya girişler olan Köprübaşı ve Uzun Çarşı‘nın hemen yakınındaydı. Uzun Çarşı’ya bugün Hisarlı Ahmed Caddesi deniyor. Köprübaşı ismi de kayboldu. Hacı Ahmed -Analıca- Mescidi’nin önündeki köprünün olduğu, Pekmez Pazarı’nın girişi olan bu bölgeye “Köprübaşı” denirdi.
Kütahya’nın ortasından geçen ana akarsu olan Kapan Çayı da ismini “Kapan”dan almıştır. Evliya Çelebi, Kütahya’nın büyüklüğünü Kapan Çayı üzerinden anlatır. Çayın geçtiği yerleri tarif ederken “…ve Mevlevihane ve Kapan Köprüsü’nden…” diye bahseder.

Kapan Hanı da Evliya Çelebi’ye konu olmuştur. Bu han için “…kale gibi…” tabirini kullanır. Kapan Hanı, 1800'lerde yanmıştır. Bugün sadece kapısı durmaktadır. Bu kapı “Menzilhane Kapısı” olarak anılır. Kapan Hanı’nın bir bölümü sonradan menzilhane yapılmıştır. “Menzilhane”, Osmanlı’da atlı posta ve haberleşme sistemidir. Tarihçiler Kapan Hanı için “kervansaray” tabiri kullanır.

Osmanlı döneminde Kütahya, Anadolu’da ticaretin en önemli birkaç merkezinden biriydi. 3 kervansaray, 2 bedesten, 17 han ve 800 dükkan ile çok geniş çarşıları vardı. Ana çarşı olan “Aşağı Çarşı”ya bugün “Saman Pazarı” dense de, Saman Pazarı koca çarşının küçük bir bölümüdür. “Küçük Çarşı” ise bugün Cumhuriyet Caddesi olarak anılmaktadır.
Ahmet Yakupoğlu’nun Kapan’ı ve önündeki çınarı ve Küçük Çarşı’daki ilk dükkanları gösteren bir resmi vardır. Ayrıca Kapan Köprüsü’nü Ulu Cami’ye doğru çizdiği bir resim de vardır. Üstelik Menzilhane Kapısı’nı da çizmiştr.

Kapan sonradan kaldırılmış ve yerine “Vakıf Apartmanı” yapılmıştır. Menzilhane Kapısı, bu apartmanın arkasında durmaktadır. Bir zamanlar Küçük Çarşı’daki ilk dükkanlar olan dükkanların olduğu yerde yüzlerce yıllık ahşap dükkanlar durmaktadır. Kapan Çayı, 1970'lerde yerin altına alınmıştır, hala alttan akmaktadır. Kapan Köprüsü tamamen unutulmuştur. Kapan bölgesinin bir zamanlar şehrin en önemli noktası olduğu bugün bilinmemektedir.
// Abdullah Reha Nazlı, 28.07.2026


