● Musalla Namazgahı

● Musalla Çeşmesi

● Musalla Mezarlığı

● Musalla Caddesi

Yıllar önce Kütahya’nın tarihteki mimari sınırları kafamda şekillenmeye başlamıştı. Doğuda bugünkü Zafer Meydanı sondu. Redif Kışlası, Pembe Ev, Merkez Han’dan sonra hiçbir şey yoktu. Güneyde Özbek Cami, Deveyayağı Cami, Beşikkaya Değirmenleri sondu. Batıda Sultanbağı tarafında Çatal Çeşme Mescidi ile Ahi Arslan Cami sonrası sadece bağlar vardı. Kalenin diğer tarafında ise Ahi Arslan Cami’den sonra bir şey yoktu.

Kuzeyde ise Meydan Cami vardı. Arslan Bey’in yaptırdığı bu cami sınırdı. Buradan aşağısı bomboş çayırdı. Tek istisnası; Musalla Mezarlığı idi. Mimariyi aşıp doğaya da bakınca şehrin her yönünde binalar bittikten sonra da şehir için önemli yerler olduğunu keşfetmeye başladık. Müderris Bahçesi, Böcü Deresi, Fettah Söğütleri, Ok Meydanı, Sultan bağları, Kunduören, Aksu, Koru Çayırı, Kobak Çayırı gibi. Musalla bölgesi de bunlardan biriydi.

12248Be3 86C8 4651 9D68 16A91F0865Ac

Zamanla Musalla ile ilgili detaylar birikti. Burada çok kıymetli bir tarihi çeşme vardı. Eski bir fotoğrafı olan, Ahmet Yakupoğlu’nun çizdiği, Meydan mahallesinde dedesi yaşamış olanların bahsettiği bu çeşme maalesef yıkılmıştı. Gaybi Türbesi, önce Ahmet Yakupoğlu sonra da kurumlar tarafından restore edilmişti. Ama şairlerin mezarları kayıptı. Halil Ölmez hoca, Kütahya şairlerinin büyük kısmının buraya defnedildiğinin tarihi bilgilerde yer aldığını ama hepsinin mezar taşının kaybolduğunu söyledi. Ayrıca definler bugün bile devam ettiği için ne Seçluklu’dan ne Germiyan’dan hiç mezar taşı kalmamış. Osmanlı’dan kalma taşlar da her gün yok olmakta.

Ama Musalla’nın en büyük kaybı bu kadar da değildi. Ahmet Yakupoğlu’nun Musalla Namazgahı resmini fark ettikten sonra sürekli içimde gidip görmek vardı. Ama projenin başında o kadar çok eseri arıyorduk ki, nasılsa yanıbaşımızda diye bir türlü Musalla’ya sıra gelmemişti. Geldiğinde ise çok geç oldu.

B3Afe4Bf 42D5 4252 8981 0A0053Bb85Ef

2023 yılında Musalla çeşmesini ve namazgahı aramaya gittim. Mezarlık duvarı henüz yenilenmişti. Bu yenilenmenin namazgahı götürdüğünü o gün anlamadım. Eski Kütahyalılara soruşturup namazgahın tam yerini öğrenmeye çalıştım. İnsanların tarifi ile bugün sokak ve caddelerin olduğu düzen arasında çok fark vardı. Sadece şunu dediler; “Dedemler orada cuma namazı kılardı.” “Açık havada mı?” “Evet, açık havada”.Ben yine de Musalla Namazgahını çizip KÜTOPYA’ya ekledim. Sadece yerini kesinleştirmek kalacaktı.

4B458Cca 8563 453C Bac7 A6Edf7Eb476B

Bir gün bir gravür bulduk. 1833 tarihinde Kütahya manzarası. Aynı zamanda Macar devrimci Lajos Kossuth’un odasında asılı olan gravür. Keyifle inceliyoruz. Solda Redif Kışlası, binbir minare, Kale-i Bala, Kale-i Sagir ve Yellice Dağı. En sağda Lala Hüseyin Paşa minaresi. Sağ alta bir baktım ki, şaştım kaldım. Bir mezarlık. Yıllarca Kütahya’yı 3 boyutlu düşünürken kafamda daima “Meydan Cami’nin altında sadece Musalla Mezarlığı” var hissi edinmiştim. Bu gravürde Musalla Mezarlığı özellikle eklenmişti. Bu mezarlığın çok daha büyük önemi olmalıydı.

6F12F453 7Ef3 405A Ae15 77Dec6E28F74

Bu konuya tam odaklanıp artık bulabildiğimiz her şeyi taramaya başladık. Literatürde Emine Gedik hocanın “Yakupoğlu’nun Resimlerinde Kütahya’nın Kaybolan Mekanları” yazısı karşımıza çıktı. Musalla Namazgahı’nın 15.09.2018 tarihinde çektiği fotoğrafını yazıya eklemişti. Artık mezarlık duvarıyla bütünleşmiş, kalıntısı kalmış, perişan halde bir eser. “Eyvah” dedim. Mezarlık duvarları etrafında dönerken neden bulamadığımızı anlamaya başlamıştım.

Emine hocanın fotoğrafındaki tam açıyı bulabilmek için Google Streetview’da gezmeye başladım. Ağaçları, binaları tutturmak için her yöne bakıyordum. Google, Eylül 2023’te fotoğrafları çekmişti. Tam bulamadığımı düşünüp ertesi gün yerinde araştırma yapmayı düşünürken birden tarihi geri almak aklıma geldi. Google, eski fotoğraflara da ulaşım sağlıyordu. Tarihi 2015’e almamla namazgahı bulmam bir oldu. Çocuk parkının yanında orada duruyordu. Evet, tarihi yenileyince kayboluyordu. Son kalan kalıntılar mezarlık duvarı yenilenmesi ile birlikte tamamen kaldırılmıştı.

E3D60B59 11F0 4442 B22E 12279183B0Cc

35 yıl Musalla Namazgahı’nı bir kez bile görememiş olmamdan dolayı kendime kızdım. Namazgah, bir ömür önünden geçip bir kez bile dikkatli bakmadığım için tekrar görme şansımı yitirdiğim yüzlerce eser, konak, çeşme, ağaçtan sadece biriydi. İşte bu sebeple Kütahya’da gezerken her şeye son kez görüyormuş gibi bakıyorum.

Mezarlığa gidip fotoğraflar çektim. KÜTOPYA’da tam coğrafi noktasına namazgahı yerleştirdim. Evet, namazgah tam olarak güney doğuya, yani kıbleye bakıyordu. Mezarlığın o duvarı da kıble yönündeydi. Şimdi çocuk parkının olduğu yerde yüzlerce yıl namaz kılınmıştı. Yakupoğlu’nun resminin üstünde Kayı Boyu sembolleri vardı. Meydan mahalleli ahali Selçuklu’dan beri 700 yıldır burada cuma namazı kılındığını, 1950’lerde bu geleneğin son bulduğunu anlatıyordu. Ama bu sıradan bir gelenek değildi.

935Cce7E 3Be9 4Ec9 992C 3D7E89B79779

Yıllar geçti. Şehre, tarihe bakışımız şekillendi. Artık sadece tarihe daha yoğun bakıyorduk ama sadece Kütahya’nın her dönemde nasıl göründüğünü tespit edebilmek için.

Selçuklular’da cuma namazı şehrin ulu camisinde kılınıyor. Şehirde iki yerde kılınamıyor; tüm erkekler tek bir camide kılıyorlar. Bugünkü Ulu Cami, Selçuklu’dan kalma Ulu Cami’nin üstüne Yıldırım Bayezid’in yaptırmış olduğu cami. Yani şehirde pek çok mescid var, vakit namazları kılınıyor ama cuma namazı için tek bir camide toplanılıyor. Bugünkü çoğu tarihi camimiz, Selçuklu döneminde mescid imiş. Yüzyıllar sonra nüfus artınca, cuma namazı kılınan cami sayısı artırılmış.

Ama bir şehri fethettikten sonra henüz Ulu Cami olmadığı için, önce bir namazgah yapılıyor. Burası “toplanma yeri”. Düğünler burada yapılıyor, yağmur duaları burada yapılıyor, savaşa uğurlama burada yapılıyor ve cenazeler buradan kaldırılıyor. En önemlisi; cuma namazı burada kılınıyor. “Mescid” zaten “secde edilen yer” demek. Kütahya’nın çayırı, Kütahya’daki ilk mescid imiş. Kütahya’nın fethi sonrası ilk cuma namazı burada kılınmış, 1950’ye kadar da kılanlar olmuş.

E3046B63 Ddb8 46F4 9B14 073A4D079D20

Hatta “Musalla” aslında “mezarlık” değil “namazgah” demek. Namaz kılmak için toplanılan yer. Kütahya’daki ilk cuma namazı kılınan yer, ilk mescid, ilk toplanma yeri, ilk tarihi eser “Musalla Namazgahı” idi. Biz bu kadar önemli eserin kıymetini bilemedik.

1950’lere kadar Kütahya hala Selçuklu dönemindeki gibi gözüküyordu. Pınarlarla dolu çayırlar, Yellice Dağı, Kale, ağaçlar arasında evler. Dolayısıyla Selçuklu döneminde Musalla bölgesini çizmek çok kolaydı. Coğrafya simülasyonumun üstüne namazgahı yerleştirmem yetti. O kadar güzel bir görüntü oluşturdu ki.

İşte böyle bugünkü Kütahya’da artık olmasa da KÜTOPYA’da Musalla Namazgah’ı tarihteki haliyle duruyor. Hem Selçuklu’daki gibi toplanma yeri ve çayır haliyle, hem de Osmanlı’daki gibi tarihi mezarlık ve ağaçlarla dolu haliyle. O ağaçlar bugün duruyor. Bir gün gidip bakın. Şehrimizdeki en müthiş meşe ve çınarların bazıları orada. Her mevsim ayrı bir ihtişam, ayrı bir huzur.

3F42Ef6B 1E8F 4728 8E36 5D0545E385C4

Tarihçi hocam Halil Ölmez, Kütahya’da tarihi mezarlık denilebilecek beş mezarlık olduğunu ama dördünün neredeyse tamamen yok olduğunu; geriye tek kalan yerin Musalla Mezarlığı olduğunu söylüyor. Buranın artık tarihi bir bölge olarak korunması gerekiyor.

Günün birinde Kütahya yeniden tarihiyle buluşurken bu yazıya bakılacağını umuyorum. Oraya yeniden bir namazgah yapılacak, “Burası Selçuklu’nun şehri fethi sonrası ilk cuma namazını kıldığı yerdi” yazan bir bilgilendirme levhası yer alacak. Belki de KÜTOPYA’da oluşturduğumuz bu görüntü oraya yerleştirilecek. Musalla Çeşmesi’nin de aslına uygun bir şekilde kendi yerine, yani şadırvanın oraya yapılacağını umuyorum.

// Abdullah Reha Nazlı, 25.08.2026