Öğretmenini gördüğünde oturuyorsa ayağa kalkan, ceketinin önü açıksa ilikleyen bir nesil olarak büyüdük. Dersimize girip girmediğine bakmadan öğretmene saygıda kusur etmeyen öğrencilerdik. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” Sözünü kulaklarımıza küpe etmiştik. Ne oldu da öğretmenine tüfekle ateş eden, bıçakla saldıran, dövmeye çalışan bir caniye dönüştü gençlerimiz? Bunun son örneğini geçtiğimiz hafta yaşadık. İstanbul Çekmeköy'de meydana gelen ve ülkeyi yasa boğan olayda 17 yaşındaki 11. sınıf öğrencisi F.S.B., elindeki bıçakla sınıfta ders veren Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik'e (44) saldırdı ve onu sırtından bıçaklayarak ağır yaraladı. Hastaneye kaldırılan öğretmen hayatını kaybetti.

Şunu en başından belirtmek isterim. Okullardaki gerek öğrenci gerekse de öğretmen için kıyafet serbestisiyle eğitimde erozyon başladı. Okullarımızın bahçesinden girdiğinizde kimin müdür, kimin öğretmen, kimin öğrenci ya da veli olduğu belli değil. Bu karmaşa eğitimin kalitesine de sirayet ediyor.

Öğretmenlerin tek hedefi, öğrencilerini milli ve manevi değerlerle donatıp vatana ve millete hayırlı bireyler olmasını sağlamaktır. Bu uğurda bütün fedakarlıkları da yapar öğretmenlerimiz. İşini okulda bırakmaz, evine de götürür. Başını yastığa koyduğunda öğrencilerinin dertleriyle dertlenir. Çocuklarına gösteremediği şefkatini öğrencilerine gösterir

Fatma Nur öğretmen de öğrencileri için mutlaka dertleniyordu. Ortada öğretmeni doğrudan ilgilendiren bir konu yokken saldırıya uğradı ve aramızdan ayrıldı.

Ülkemizde kötü bir olay yaşanınca bazı sorunlar gündeme geliyor, kamuoyunda konuşulmaya başlıyor. Burada da öyle oldu ve sorular art arda gelmeye başladı. Okullardaki güvenlik sorunları, psikolojik açıdan sorunlu öğrenciler için alınması gereken önlemler, bu olayın öznesi durumunda. Oysa birçok okulda da benzeri şiddet olayları yaşanabiliyor.

Sayın bakan okullardaki en önemli sorunları çözmeye odaklanacağına ramazan davuluyla, iftar sofrası fotoğraflarıyla ilgileniyor. Kimin oruç tutup kimin tutmadığının çetelesini tutturuyor. Bunu yaparken öğrencileri ayrıştırdığının farkında değil.

Beş yüz bin öğrenci okullarına devam etmiyor. Yüz binlerce atanamayan öğretmen varken kölelik düzeni gibi çalıştırılan ücretli öğretmenliği ortadan kaldırmıyor.

Velhasıl ölen ölüp gidiyor ama sorunlar artarak devam ediyor. Fatma Nur ve görevleri başında öldürülen (şehit olan) öğretmenler için sadece taziye mesajları yayınlıyor ismini okullara veriyoruz ve unutup gidiyoruz. Bu da öyle olacak!..

“Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar.” diyor Doğan Cüceloğlu. Bunun için de eğitim ortamlarının huzur ve güven içinde sürdürülmesi, öğretmenlerimizin görevlerini emniyet içinde yerine getirebilmeleri ve öğrencilerimizin sağlıklı bir eğitim ikliminde bulunmaları temel öncelik olarak ele alınmalı ve gereği vakit geçirilmeden yapılmalıdır. Ayrıca veli ve öğrenci karşısında öğretmenine sahip çıkan bir anlayışı hakim kılmalıyız. Hem öğrencilerimizi hem de öğretmenlerimizi korumak zorundayız. Aksi durumda bu acıları yaşamaya devam ederiz.

Mekanın cennet olsun Fatma Nur öğretmenim. Sadece sen ölmedin; geleceğimiz de ölüyor.