İyi niyetle paylaşılan yanlış bilgi, zarar verdiğinin farkında mısınız?

Ramazan'ın ilk günü, telefonunuza bir WhatsApp mesajı gelir. Uzun bir metin. "Bu ayeti 40 kişiye gönderin, dualarınız kabul olsun" der. Altında bir ayet tercümesi vardır. Mesaj annenizden gelmiştir. Siz de iyi niyetle, sevap kazanmak umuduyla, kendi gruplarınıza gönderirsiniz.
Bir hafta sonra aynı mesajın farklı bir versiyonunu görürsünüz. Bu sefer "7 kişiye göndermeyen pişman olur" yazıyor. Ertesi gün başka bir versiyonu: "Bu hadisi paylaşmayan büyük sevaptan mahrum kalır." Ve bir süre sonra fark edersiniz: Bu hadis, kaynaklarda yok.
Bu sahne, her Ramazan milyonlarca kişinin başına gelir. İyi niyetle başlar, bilgi kirliliğiyle biter.

İyi Niyet, Kötü Sonuç

Dijital dini dezenformasyon, kasıtlı bir saldırı değildir. Aksine, genellikle iyi niyetle, sevap kazanma amacıyla yayılır. İşte bu yüzden tehlikelidir. Çünkü insanlar sorgulamadan paylaşır.
Bir mühendis olarak sistemlere baktığımda şunu görüyorum: Bilgi kirliliğinin en hızlı yayıldığı alanlardan biri, dini içeriklerdir. Neden? Çünkü iki güçlü motivasyon bir araya gelir: Sevap kazanma arzusu ve sosyal onay arayışı. "Ben bu bilgiyi paylaşırsam hem sevap kazanırım hem de çevreme faydalı olurum" düşüncesi, doğrulama mekanizmasını devre dışı bırakır.

"Bir bilgiyi doğrulamadan paylaşmak, masum bir eylem değildir. O bilgi yanlışsa, yayılmasına katkıda bulunmuş olursunuz."

Ramazan'da Dezenformasyon Patlaması

Ramazan ayı, dijital dini dezenformasyonun zirve yaptığı dönemdir. İnsanların manevi hassasiyeti artar, ibadet etme arzusu güçlenir. Bu durum, doğrulanmamış içeriklerin yayılması için ideal bir ortam yaratır.
WhatsApp grupları, sosyal medya hesapları, e-posta zincirleri... Her platformda aynı senaryo tekrarlanır: Sahte hadisler, uydurulmuş faziletler, yanlış rivayetler. Bazen kasıtlı, bazen cahilce, ama her durumda zararlıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "sahte hadis" kategorisinde yüzlerce örnek bulunmaktadır. Ancak bu örneklerin büyük çoğunluğu, hâlâ dijital ortamda dolaşmaya devam etmektedir. Çünkü doğru bilgi, yanlış bilgi kadar hızlı yayılmaz.

• • •

Neden Bu Kadar Hızlı Yayılıyor?

Bilgi kirliliği araştırmalarında iyi bilinen bir gerçek vardır: Duygusal içerik, rasyonel içerikten daha hızlı yayılır. Korku, umut, sevap kazanma vurgusu içeren mesajlar, insanların refleksif olarak paylaşmasına neden olur.
Bir örnek: "Bu duayı okuyan kişinin ailesi korunur" mesajı, "Kur'an'da şu konuda şöyle geçer" mesajından çok daha hızlı yayılır. Çünkü birincisi duygusal bir güvence vaat eder, ikincisi bilgi aktarır.
Ayrıca, dini içeriklerde "kaynak sorma" kültürü zayıftır. Bir ekonomi haberi paylaştığınızda, karşınızdaki kişi "Kaynak nedir?" diye sorar. Ama bir ayet veya hadis paylaştığınızda, aynı soru çok daha az sorulur. Çünkü soru sormak, inançsızlık veya saygısızlık olarak algılanabilir. Bu algı, dezenformasyonun önünü açar.

Kaynak Doğrulama: Dijital Sorumluluk

Bir bilgiyi paylaşmadan önce doğrulamak, teknik bir beceri değil, ahlaki bir sorumluluktur. Özellikle dini konularda bu sorumluluk daha da artar. Çünkü yanlış bilgi, insanların inancını, ibadetini, manevi dünyasını doğrudan etkiler.
Kaynak doğrulama nasıl yapılır?

İşte basit ama etkili adımlar:

  • Mesajın kaynağı nedir? Mesajda bir ayet veya hadis geçiyorsa, hangi kitapta, hangi bölümde yer aldığı belirtilmiş mi? Eğer kaynak belirtilmemişse, şüpheyle yaklaşın.
  • Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi web sitesini kontrol edin. Diyanet, sahte hadisler, yanlış yorumlar ve yaygın dezenformasyon örnekleri hakkında düzenli bilgilendirme yapar.
  • Akademik kaynaklara başvurun. Hadis araştırmaları, tefsir eserleri gibi kaynaklara ulaşmak artık çok kolay. İnternet üzerinden güvenilir akademik platformlara erişebilirsiniz.
  • Zincir mesajlara asla güvenmeyin. "40 kişiye gönder", "paylaşmayanın başına kötülük gelir" gibi ifadeler içeren mesajlar, neredeyse her zaman dezenformasyondur.
  • Paylaşmadan önce düşünün: Bu bilgi yanlışsa, onu yaymış olmaktan sorumlu olacağımı biliyor muyum?

"Bir müminin sorumluluğu, yalnızca doğru yaşamak değil, doğru bilgiyi yaymaktır da."

• • •

Dijital Oruç: Bilgi Kirliliğinden Arınmak

Ramazan, sadece yemek ve içmekten değil, kötü sözden, kötü düşünceden, gereksiz tüketimden de arınma zamanıdır. Bu ilkeyi dijital dünyaya da uygulamak mümkündür.
Dijital oruç, sosyal medyadan tamamen uzak durmak anlamına gelmez. Bunun yerine, tükettiğimiz bilginin kalitesini artırmak, gereksiz gürültüden arınmak, doğrulanmamış içeriklerden kaçınmak anlamına gelir.
Her gün onlarca mesaj alıyoruz. Bunların kaçını okuyoruz? Kaçını doğruluyoruz? Kaçını düşünmeden paylaşıyoruz? Belki de bu Ramazan'da kendimize bu soruları sormalıyız.

Sonuç: Bilgiyi Doğrulamak da İbadettir

İslam, ilme, bilgiye, doğruluğa büyük önem verir. Kur'an'da "Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun" (Nahl, 43) ayeti, bilginin doğruluğunu araştırmanın bir emir olduğunu gösterir. Bir hadiste ise "Kim bilerek benim adıma yalan söylerse, cehennemdeki yerini hazırlasın" (Buhari, Müslim) uyarısı yer alır.
Bu ilkeler, dijital dünyada da geçerlidir. Bir bilgiyi doğrulamadan paylaşmak, o bilginin yanlış olması durumunda, onun yayılmasına katkıda bulunmaktır. Ve bu, hiçbir mümin için arzu edilen bir durum değildir.
Bu Ramazan, belki de en büyük ibadetimiz, bilgiyi doğrulamak olsun. Sevap kazanmak için değil, doğruyu yaymak için. İyi niyet yetmez, doğru eylem de gerekir.

• • •

Pratik Öneriler

Telefonunuza bir mesaj geldiğinde, paylaş butonuna basmadan önce kendinize şunu sorun: "Bu bilgiyi nereden biliyorum?" Eğer cevap "WhatsApp grubundan geldi" ise, durun. Doğrulayın. Eğer doğrulayamıyorsanız, paylaşmayın.
Diyanet'in Fetva Hattı'nı arayabilir, resmi web sitelerini ziyaret edebilir, güvenilir âlimlere danışabilirsiniz. Teknoloji bize bu imkanı sunuyor. Kullanmamak için bir mazeret yok.
Ramazan'da asıl oruç belki de budur: Gereksiz, doğrulanmamış, zararlı bilgiden arınmak. Çünkü bilgi, yalnızca aklı değil, kalbi de besler. Ve kalp, temiz bilgiyle beslenmeli.