8 puan farkla önde girilen bir haftada, sahadan Uşakspor karşısında beraberlikle ayrılmak… Kağıt üzerinde “kötü sonuç” gibi görünür belki. Ama futbol öyle bir oyun ki, bazen bir puan bile yüreğe işleyen bir hikâyeye dönüşür.

Biz Ayvalıkgücü maçına sadece 3 puan için çıkmadık. Biz o maça geçmişin yüküyle, “ya yine olursa” korkusuyla çıktık. Çünkü bu şehir, bu taraftar daha önce nice travmalar yaşadı. Tam “oldu” derken kaybettiklerimizi unutmadık. O yüzden Uşakspor karşısında alınan beraberlik sadece bir skor değildi… İçimizdeki o eski korkuların yeniden yüzeye çıkmasıydı.

Ramazan hocayla yolların ayrılması, ardından İlker Avcıbay ile yeniden anlaşılması… Ama onun yasağı nedeniyle takımın başında sahaya çıkamaması… Derken Erdem Genç yönetiminde sahaya çıkan kadro… Ve en önemlisi; Ayvalıkgücü karşısında takımın en iyilerinden Sedat, Veysel Karani ve Abdullah’ın yedek başlaması…

İşte o an dedik ki: “Yine mi?”

Yine aynı senaryo mu yazılıyor?

Tribünde herkesin gözünde aynı endişe… Aynı sessiz çığlık…

Ama futbol böyle bir oyun işte. Tam umudun kırıldığı yerde bir anda yeniden ayağa kaldırır seni.

Son dakika…

Dakikalar geçmek bilmiyor…

Ve o an…

Aykut Çift!

Attığı gol sadece skoru değiştirmedi…

İçimize su serpti.

Belki de bir şehrin kaderine dokundu.

O golle sadece bir puanı kurtarmadık. O golle inancımızı tazeledik. “Biz bu işi bırakmayacağız” dedik.

Şimdi önümüzde 4 maç var.

Ve biz hâlâ lideriz.

Tam 6 puan farkla.

En yakın takipçimiz Eskişehirspor bu hafta Karşıyaka deplasmanına gidecek. Futbol bu… Oradan puan kaybı da gelebilir.

Ama artık hesap yapmaktan çok, inanma zamanı.

Çünkü biz bu yola korkarak değil, mücadele ederek geldik.

Ve şampiyonluk… artık sadece bir ihtimal değil.

Çok yakın.

Ve şimdi…

Yeni bir hikâyenin eşiğindeyiz.

Pazar günü Denizli İdman Yurdu’nu Dumlupınar Stadyumu’nda ağırlıyoruz.

O stat…

Sadece bir maç izlemeyecek.

Tarihe tanıklık edecek.

Dumlupınar, belki de yıllar sonra hatırlanacak o anları yaşayacak.

Bir şehrin ayağa kalkışını, bir takımın şampiyonluğa yürüyüşünü yazacak.

O yüzden çağrımız net:

Son saniyeye kadar, tek ses, tek yürek olalım!

Susmayalım.

Geri çekilmeyelim.

Bir an bile desteği bırakmayalım.

Çünkü bu kapı Vazo’ya açılacak.

Ve o kupa… Vazo’da kalkacak!

Artık geri dönüş yok.

Bu hikâyenin sonu belli…

Şampiyonluk geliyor.