Türkiye’de uzun yıllardır aşılama programlarıyla kontrol altında tutulmaya çalışılan kızamık hastalığı, son dönemde artan vaka iddialarıyla yeniden sağlık gündeminin önemli başlıkları arasına girdi. 2026 yılında vaka sayılarının yükseldiğine ilişkin açıklamalar, bulaşıcı hastalıklara karşı alınması gereken önlemleri yeniden tartışmaya açtı.
Özellikle aşılanmamış bireylerde hızla yayılabilen kızamık virüsü, yalnızca çocukları değil bağışıklığı bulunmayan yetişkinleri de tehdit ediyor.
KIZAMIKTA BULAŞMA RİSKİ ÇOK YÜKSEK
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre kızamık, insanlar arasında en kolay yayılan bulaşıcı hastalıklardan biri olarak biliniyor.
Tek bir kızamık hastası, bağışıklığı bulunmayan 12 ila 18 kişiye virüsü bulaştırabiliyor. Hastalığın hava yoluyla yayılması ve enfekte kişinin döküntüler başlamadan önce de bulaştırıcı olması, salgınların kontrolünü güçleştiriyor.
Virüsün kapalı ortamlarda havada iki saate kadar bulaşıcılığını koruyabilmesi de riski artırıyor.
TÜRKİYE’DE 2026 YILI KIZAMIK VAKALARI GÜNDEMDE
Türkiye’de kızamık vakalarının yeniden yükselişe geçtiğine ilişkin haberlerde, 2026 yılı ekim ayı itibarıyla vaka sayısının 3 bin sınırına yaklaştığı öne sürüldü.
Ancak bu rakamın güncel ve resmî ulusal vaka toplamı olduğu bağımsız olarak doğrulanamadı. DSÖ'nün vaka izleme sistemi, ülkelere ait bildirimlerin gecikmeli güncellenebildiğine dikkat çekiyor.
Uzmanlar, aşılanmamış kişilerin birikmesinin ve aşılama oranlarındaki düşüşün salgın riskini artırabileceğini vurguluyor.
SADECE DÖKÜNTÜYLE SINIRLI DEĞİL: ÖLÜMCÜL SONUÇLARI OLABİLİR
Kızamık genellikle yüksek ateş, öksürük, burun akıntısı, gözlerde kızarıklık ve vücutta döküntüyle kendisini gösteriyor. Ancak hastalık bazı kişilerde çok daha ağır seyrediyor.
Zatürre, beyin iltihabı, ciddi solunum sorunları ve bağışıklık sisteminin zayıflaması, kızamığın yol açabileceği komplikasyonlar arasında bulunuyor.
Hastalığın en ciddi sonuçlarından biri ise SSPE (Subakut Sklerozan Panensefalit) olarak biliniyor. Kızamık enfeksiyonundan yıllar sonra ortaya çıkabilen bu nadir nörolojik hastalık, ilerleyici beyin hasarına ve ölüme neden olabiliyor.
ÇOCUKLAR KADAR YETİŞKİNLER DE RİSK ALTINDA
Kızamığın yalnızca çocukluk çağında görülen bir hastalık olmadığına dikkat çekiliyor. Daha önce hastalığı geçirmemiş veya yeterli aşı korumasına sahip olmayan yetişkinler de enfekte olabiliyor.
Özellikle 5 yaşından küçük çocuklar, 30 yaş üzerindeki yetişkinler ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerde ciddi komplikasyon riski daha yüksek olabiliyor.
UZMANLARDAN AŞI UYARISI: İKİ DOZ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR
Kızamıkla mücadelede en etkili korunma yöntemi aşılama olarak gösteriliyor.
DSÖ verilerine göre iki doz kızamık içeren aşı, enfeksiyona karşı yaklaşık yüzde 97 koruma sağlıyor.
Uzmanlar, çocukların aşı takvimlerinin kontrol edilmesini, eksik aşıların tamamlanması için aile hekimlerine başvurulmasını ve kızamık belirtileri görülen kişilerin sağlık kuruluşlarıyla iletişime geçmesini öneriyor.
Kızamığın yeniden yayılmasını önlemede yüksek aşılama oranlarının korunması ve şüpheli vakaların erken tespit edilmesi kritik önem taşıyor.




