Çok para, az emek, yüksek beklenti… Yeni nesil gerçekten zor mu, yoksa biz mi yanlış yetiştirdik?
Şimdi biraz duralım.
Bu kez sopayı sadece sisteme değil, gençlere de hafifçe değdirelim.
Çünkü adil olmak bunu gerektirir.
Kütahya’da –aslında Türkiye’nin her yerinde– artık Z kuşağıyla karşı karşıyayız.
Zeki olduklarını inkâr edemeyiz.
Bilinçliler.
Dünyayı takip ediyorlar.
Ama gelin görün ki, iş pratiğe gelince tablo biraz karışıyor.
Herkes çok para kazanmak istiyor.
Bu anlaşılır.
Ama aynı anda çalışmaktan kaçınmak gibi bir beklenti de var.
Maaş yüksek olsun,
mesai olmasın,
stres hiç olmasın,
sorumluluk minimumda kalsın…
İş görüşmesinde CV parlak.
İşe girince iki hafta sonra soru geliyor:
“Ben bu işe uygun değilmişim galiba.”
En ufak eleştiride küsen,
en küçük zorlukta “ben oynamıyorum” diyen bir refleks oluşmuş durumda.
Oysa hayat, tutorial izleyerek geçilen bir oyun değil.
Sorsan herkes çok bilinçli.
Ama iş bilen genç sayısı, maalesef cümle içinde kaldığı kadar çok değil.
Teori var,
özgüven var,
ama tecrübe yok.
Ve tecrübesizliğe tahammül de yok.
Peki bu sadece teknoloji yüzünden mi?
Her şeyin hızlı tüketilmesi,
her şeyin tek tıkla ulaşılır olması,
sabır eşiğini düşürdü mü?
Evet.
Ama işin tamamı bu değil.
Bir de biz büyükler varız.
“Ben çocukken çok çektim, çocuğum çekmesin” diyerek
her taşı önceden kaldıran,
her düşüşü engelleyen,
her sorunu çocuk adına çözen aileler…
Travmalar yaşanmasın istedik,
ama dayanıklılık da öğretemedik belki.
Eğitim desen, o da ayrı bir dosya.
Diploma var ama yön yok.
Bilgi var ama beceri yok.
Herkes bir şey olmak istiyor ama
bir şey olmanın bedelini ödemek istemiyor.
Şimdi soru şu:
Bu döngüyü kim kıracak?
Sistem mi?
Aile mi?
Eğitim mi?
Gençlerin kendisi mi?
Cevap can acıtıcı ama basit:
Hepsi.
Çünkü kimse kusursuz değil ama
herkesin payı var.
Gençlere düşen;
hayatın her zaman adil olmadığını kabullenmek,
öğrenmeye tahammül etmek,
en başta da “bilmiyorum” demekten utanmamak.
Büyüklere düşen ise;
korumakla yetiştirmek arasındaki farkı yeniden hatırlamak.
Kim bu yeni nesli bilinçlendirecek diye soruyorsak,
önce aynaya bakmamız gerekiyor.
Çünkü bir nesli sadece eleştirerek değil,
doğru örnek olarak da yetiştiriyoruz.