Bazı geceler vardır; takvim yaprağında sıradan görünür ama insanın kader defterine sessizce dokunur. Berat Gecesi işte böylesi bir duraktır. Arınmanın, affın ve yeniden başlamanın ilahî davetidir.
Berat; yükten kurtulmak, temize çıkmak ve ilahî rahmete sığınmak demektir. Istılahî anlamda ise Allah’ın rahmetiyle kulun bağışlanmasını ifade eder. Bu yönüyle Berat Gecesi, yalnızca takvimde yer alan mübarek bir zaman dilimi değil; insanın iç dünyasına yöneldiği, kendisiyle yüzleştiği ve yeniden niyetlendiği müstesna bir gecedir.
Hicrî takvime göre Şaban ayının on beşinci gecesi idrak edilen Berat Gecesi, Allah’ın affının ve bağışlamasının bol olacağı müjdelendiği için bu isimle anılmıştır. İslâmî kaynaklarda rahmet, mağfiret ve umut gecesi olarak zikredilmesi, bu gecenin manevî derinliğini açıkça ortaya koymaktadır.
Modern hayatın gürültüsü içinde vicdanın sesi çoğu zaman bastırılır. Oysa Berat Gecesi, insanın kendi içine dönmesi için bir fırsattır. Bu gece; insanın kendisiyle yüzleştiği bir muhasebe gecesi, kulun Rabbiyle baş başa kaldığı, sözden çok niyetin konuştuğu bir zaman dilimidir.
Tasavvuf geleneğinde arınma; yalnızca günahlardan değil, benlikten de uzaklaşmayı ifade eder. Berat Gecesi, “ben”den “biz”e, hırstan hikmete geçişin kapısını aralar. Ümitsizliğin değil, tövbenin; vazgeçişin değil, dönüşün gecesidir. Kul, samimiyetle yöneldiğinde ilahî rahmetin kapılarının ardına kadar açık olduğunu idrak eder.
Günümüzde ferdi ve toplumsal hayatımızda maddî ve manevî değerler arasındaki denge büyük ölçüde sarsılmıştır. Aşırı dünyevîleşme, bencillik ve tüketim merkezli yaşam anlayışı, insanın ruh dünyasında derin yaralar açmaktadır. Oysa İslâm, insanı bir bütün olarak ele alır; onun maddî ihtiyaçları kadar ruhî ihtiyaçlarını da gözetir ve Yüce Yaratan ile sürekli bir bağ içinde olmasını esas alır.
Berat Kandili’nin aydınlattığı manevî iklim, bizlere dengeli bir hayat kurma bilinci kazandırır. Bu gece; kendimizi sorgulamak, niyetlerimizi tazelemek ve yönümüzü yeniden hakikate çevirmek için önemli bir fırsattır. İslâm’ın hedeflediği insan modeli; akıl, duygu, bilgi ve vicdanın ahenk içinde olduğu bir hayatı esas alır.
Berat Gecesi; geçmişe takılı kalmadan, geleceğe umutla bakabilmenin adıdır. Affedilmeyi isteyen, affetmeyi bilmelidir. Temize çıkmayı dileyen, kalbini temiz tutmalıdır. Bu mübarek gecede yalnız kendimiz için değil; bütün Müslümanlar ve insanlık için dua etmek, affa, merhamete ve iyiliğe kapı aralamak gerekir. Zira rahmet, paylaşıldıkça çoğalan bir nimettir.
Berat Gecesi; geçmişin yüklerinden arınma, bugünü idrak etme ve geleceğe umutla yürüme iradesini kuşanma vaktidir. Kalplerin yumuşadığı, duaların semaya yükseldiği bu gecenin; bireysel ve toplumsal dirilişimize vesile olması temennisiyle…