İnsan bazen en büyük yenilgisini başkalarına karşı değil, kendi içinde yaşar.
Bir zamanlar savunduğu değerleri terk ettiğinde, doğrularından vazgeçtiğinde; merhametini öfkeye, alçakgönüllülüğünü kibire, sevgisini çıkara teslim ettiğinde aslında kime yenildiğini de ortaya koyar.
Çünkü insanın gerçek kimliği, anlattıklarıyla değil, zaman içinde dönüştüğü insanla anlaşılır.
Kimi makamına yenilir, kimi paraya… Kimi hırsına, kimi öfkesine… Kimi de birilerinin gözüne girebilmek uğruna kendi özüne yabancılaşır.
Oysa asıl mesele hayatta ne kazandığımız değil, kazanırken nelerimizi kaybettiğimizdir.
Bir zamanlar haksızlığa karşı duran insanın haksızlık yapmaya başlaması, bir zamanlar eleştirdiği davranışları kendisinin sergilemesi, insanın yaşayabileceği en büyük yenilgilerden biridir.
Elbette insan değişir. Değişmek, hayatın doğal bir parçasıdır. Önemli olan hangi yönde değiştiğimizdir.
Daha anlayışlı, daha merhametli, daha adaletli bir insana dönüşüyorsak bu bir olgunlaşmadır. Ancak çıkarlarımız uğruna vicdanımızı susturuyor, menfaatimiz uğruna dostluğumuzu, hırsımız uğruna insanlığımızı kaybediyorsak durup kendimize bakmamız gerekir.
Unutmayalım ki insanın en büyük sınavı, eline güç geçtiğinde nasıl davrandığıdır. Çünkü karakter, insanın güçsüzken söylediklerinde değil, güçlü olduğunda yaptıklarında belli olur.
Bazen insan başkasına yenildiğini sanır. Oysa asıl yenilgi, kendi özünden uzaklaşmasıdır. Bu nedenle insanların nereden geldiğine, ne söylediklerine ya da neye sahip olduklarına değil, zaman içinde kime dönüştüklerine bakmak gerekir.
Çünkü insanın dönüştüğü kişi, hangi değerlerine sahip çıktığının ya da hangilerine yenildiğinin en açık göstergesidir.
İnsanın en büyük zaferi, hayatın bütün değişimlerine rağmen kendini kaybetmeden insan kalabilmesidir.
Öyleyse mesele yalnızca kime yenildiğimiz değil, nasıl bir insana dönüştüğümüzdür. Hayatın bütün sınavlarına rağmen kalbimizi kötülüğe kapatmadan, merhametimizi yitirmeden, adaletten ve doğruluktan ayrılmadan yol alabilmektir asıl başarı.
Öfke yerine hoşgörüyü, kin yerine affediciliği, kibir yerine tevazuyu, bencillik yerine paylaşmayı seçelim. Her geçen gün daha iyiye, daha güzele, daha doğruya dönüşelim.
Çünkü insanın en güzel değişimi, özündeki iyiliği büyütmesidir.
Unutmayalım; insan iyiliğe dönüştükçe güzelleşir. En büyük zafer, kendini kaybetmeden daha güzel bir insan olabilmektir.
“İnsan, kazandıklarıyla değil; değişirken kaybetmediği değerleriyle büyür.”