Bir çocuk okul kapısından içeri girerken zil sesinden önce güven duymalıdır. Oysa bugün birçok çocuk sınıfa kitaplarıyla birlikte korkularını da taşıyor: “Bana bir şey olur mu?”, “Arkadaşım saldırır mı?”, “Öğretmenim güvende mi?” Çocukluk merakının yerini bu sorular alıyorsa okulun kapısında yalnızca güvenlik değil, toplumun vicdanı da sorgulanmalıdır.
Son aylarda yaşanan saldırılar, bu sorgulamayı zorunlu kılıyor. Şiddet bir anda ortaya çıkmaz. Evde bastırılan öfke, okulda görmezden gelinen zorbalık, sosyal medyada alkışlanan saldırganlık, güç gösterisini yücelten içerikler, silaha ve bıçağa kolay erişim, cezasızlık duygusu ve erkekliği şiddetle özdeşleştiren anlayış, aynı karanlık cümleyi büyütür: “Güçlü olmak için korkutmalısın.”
Çocuklar şiddetle doğmaz. Şiddeti izleyerek, ona maruz kalarak ve çoğu zaman korunamayarak öğrenir.
Bir Türkçe öğretmeni olarak beni en çok düşündüren çelişki burada başlıyor. Çocuklara sorunlarını konuşarak çözmelerini, karşısındakini dinlemelerini, öfkelerini kontrol etmelerini ve insan hayatına saygı duymalarını öğretiyoruz. Fakat hayat onlara başka bir dil gösteriyor: Bağıran, tehdit eden, saldıran ve güç kullananın kazandığı bir dil. Sınıfta anlattığımız değerler, sokağın gürültüsünde boğuluyorsa yalnızca çocukları değil, kendi sözümüzü de sorgulamalıyız.
Okulları yalnızca kameralarla, kilitli kapılarla ve güvenlik görevlileriyle koruyamayız. Fiziksel önlemler gereklidir; ancak güvenli okul, sadece tehlikenin içeri giremediği okul değildir. Güvenli okul; çocuğun zorbalığa uğradığında konuşabildiği, öğretmenin tehdit edildiğinde yalnız bırakılmadığı, öfkenin saldırıya dönüşmeden fark edildiği ve yardım istemenin utanç sayılmadığı okuldur.
Bunun için okul-aile iş birliği göstermelik toplantılardan çıkarılmalı; psikolojik danışmanlık güçlendirilmeli, öğretmen korunmalı, şiddetin ilk işaretleri ciddiye alınmalıdır. Silaha ve bıçağa erişim zorlaştırılmalı, tehdit dili normalleştirilmemeli, her saldırının ardından birkaç gün süren öfkeyle yetinilmemelidir.
Çünkü okul, toplumun yarınını kurar. Bir çocuk okul kapısından korkarak giriyorsa orada yalnızca eğitim aksamıyor; gelecek yaralanıyor.
Ve unutmayalım: Bir okulda güven yoksa ders başlayamaz. Zil çalar, sınıflar dolar, kitaplar açılır; fakat çocuklar korkuyorsa eğitim çoktan susmuştur.