Udaipur, Hindistan'ın çöl eyaleti Rajasthan'da, göller ile çevirili, yemyeşil ve engebeli Aravali Sıradağları ile çevrilmiş beyaz bir şehir, bazılarına göre Hindistan'ın en romantik şehridir , bazıları ona Doğu'nun Venedik'i der. Beş yapay göl ile çevirili olan şehir ,Hindistan'ın yüzölçümü bakımından en büyük eyaleti olan Rajasthan'ın en güney ucunda yer alır ve 650.000 kişilik yaklaşık nüfusuyla eyaletin 6. büyük şehridir.
Eski Rajputana Bölgesi'ndeki Mewar Krallığı'nın tarihi başkenti olan Udaipur, 1558 yılında Maharana Udai Singh II tarafından kurulmuştur.Udai Singh, Chittorgarh'ın Ekber Şah tarafından kuşatılmasının ardından başkentini Chittorgarh şehrinden Udaipur'a taşımaya karar vermiştir. Babür İmparatoru Ekber Mewar’ların peşini bırakmamış ve 18 Haziran 1576’da I Man Singh komutasındaki Babür ordusu ve Udai Singh II ‘nin oğlu Maharana Pratap komutasındaki Mewar ordusu arasında geçen Haldighati savaşında Babürler Mewar ordusuna ciddi kayıplar verdirmiş ve savaşı kazanmıştır.
Ancak savaşta kazanılan zafere rağmen Man Singh, imparatorluk ordusunun geri çekilen Mewar birliklerini ve Pratap'ı kovalamasına izin vermemiştir. Tarihçi Rima Hooja'ya göre, Man Singh bunu Pratap'a olan kişisel saygısından dolayı yapmıştır. Ancak Man Singh, Pratap'ı yakalamadığı için Babür İmparatoru Ekber bu duruma ciddi sinirlenmiş ve neticesinde Man Singh’i bir süreliğine Babür sarayından uzaklaştırılmıştır.1615’ler gelindiğinde ise , Maharana Amar Singh, Babür İmparatoru Cihangir’e bağlılık yemini edip ve bir anlamda Babür koruması altına girer. Babür İmparatoru Alemgir’in (Aurangzeb) 1707’de vefatı ile oğlu I Bahadur Şah tahta geçer , babasının geçmişte uyguladığı dini politikaları yürürlükten kaldırır ve yönetimi yeniden düzenlemeye çalışır.
Ancak, 1712'de ölümünden sonra Babür hanedanı kaosa ve şiddetli çekişmelere sürüklenir. Sadece 1719'da, dört imparator art arda tahta çıkar ve Babür’ün çöküşü hızlanır. Bu arada Batıdan gelen Maratha İmparatorluguda Mewar’a ciddi rahatsızlık vermeye başlar ,ancak bölgede artan İngiliz hakimiyeti ve koruması ile 1818'de Udaipur bir prenslik devleti haline gelir ve Mewar hanedanının başkenti olarak kalır. Daha sonra Mewar devleti, Hindistan'ın 1947'de bağımsızlığı ile Hindistan birliğine katılmaya karar vermiş ve Rajasthan'ın bir parçası haline gelmiştir.Udaipur’da hala Maharana’lar şehir sarayında yaşamaya devam etmektedir.16 Mart 2025’de 80 yaşında hayata veda eden Arvind Singh Mewar’dan sonra, Mewar’ın yeni Maharana’sı oğlu şu anda Lakshyaraj Singh Mewar olmuştur.
Dün gece şehir sarayının 1,5 km doğusunda kalan eski Surajpol Kapısının yanındaki Otogar ’da inip , bir rikşaya atlayıp Udaipur’da eski bir haveli ( geleneksel konak ) olan otelimize yerleşmiştik. Sabah kahvaltımızı otelimizin balkonunda Pichola gölüne karşı yapmak gerçekten çok keyifliydi. Ancak hava inanılmaz sıcak , sabahın erken saatleri yakmaya başladı , bana göre Udaipur'u ziyaret etmek için en iyi zaman, Eylül'den Mart'a kadar süren "kış" döneminin tam ortası Kasım ayı olmalı, tabi bizim açımızdan durum farklı uzun süredir Hindistan’da yollardayım ,Udaipur’a ulaştığımızda sıcaklık açısından ciddi fark bir meydana geldi , bizim gibi aşırı sıcaktan muzdarip olmak istemiyorsanız, kesinlikle kış sezonunda ziyaret etmenizi tavsiye ederim.
Romantik görünümlü Havelimizden sabah ayrılıyoruz ve Hindu tanrıları ve fillerin karmaşık oymalarıyla ünlü Jagdish tapınağına geçiyoruz. Eski şehrin kalbinde, hareketli bir kavşağın kenarındaki yükseltilmiş bir kaide üstünde yükselen Jagdish, 1651’de Maharana Jagat Singh tarafından inşa edilmiş olup, Udaipur'un en önemli ve etkileyici tapınağı.
Bu tapınak, büyük Hindu Tanrısı Vishnu'ya adanmış ve efsaneye göre tapınağın içindeki mermer levhanın iyileştirici güçleri varmış. Omuzlarınızı, dizlerinizi veya sırtınızı ona sürttüğünüzde ağrılarınız hafifliyormuş.32 basamaklı merdivenin tepesinde bulunan girişte sizi pirinçten yapılmış Vishnu’nun binek hayvanı mitik kuş Garuda karşılıyor, Tapınak iki büyük taş fil tarafından korunmakta. Mimarisi gerçekten göz alıcı ,yapının cephelerinde çok sayıda fil, atlı, müzisyen ve dansçı heykeli vardı.
Merdivenlerin tepesinde, Hint-Aryan tarzında inşa edilmiş, yemyeşil salonları, oymalı tavanları ve sütunları ve güzelce boyanmış salonları olan üç katlı bir tapınak olan ana yapının girişi yer almakta.Jagdish ziyaretimiz sırasında detaylı ve süslü oymalar karşısında hayrete düştük ve günde 7 kez yapılan aarti ayinine denk geldik , ilahiler ve adaklar ile süren aarti törenime şahit olmak ve tapınağın içinden yankılanan enerjiyi hissetmek farklı bir duyguydu. Tapınağın kutsalların kutsalı olan ana merkezinde tek parça siyah taştan oyulmuş dört kollu , çiçekler ile süslenmiş Lord Jagannath’ın idolü vardı.Ayrıca Lord Ganesha, Surya, Tanrıça Shakti ve Lord Shiva'ya adanmış dört küçük tapınak da, Lord Vishnu idolünü barındıran ana tapınağın etrafında bir daire oluşturmaktaydı.
Jagdish tapınağından ayrıldıktan sonra Pichola Gölü ve çevresini keşfederek yola devam ediyoruz.Pichola Gölü, şüphesiz Udaipur'un en ünlü turistik yeri.Udaipur, bu yapay göl sayesinde Rajasthan'ın en romantik şehri olarak kabul edilmekte.Pichola Gölü'nü ziyaret ederken kaçırmamanız gereken yerlerden bazıları Gangaur Ghat ve Ambrai Ghat'tır.Her iki yerden de gölün güzel manzaralarını izlenebilmekte.Ambrai Ghat'ı ziyaret etmek için küçük mini bir giriş ücreti ödemek gerekiyor bu arada hatta fotoğraf için extra bir rakam daha gerekiyor.
Bu arada gölden gün batımını izlemek için bot seçeneği var ,Udaipur Şehir Sarayı'ndaki Rameshwar Ghat’tan saat 15:00'te kalkıyor ve ücreti 800 Rupi (11 $). Göl kenarındaki bir adada bulunan Jag Mandir Sarayı'na götürülüyorsunuz, burada dolaşıp gün batımını izleyip, ardından tekneye atlayıp şehre geri dönüyorsunuz.Alternatif olarak, Lal Ghat'a gidip saat 17:00'de kalkan bir gün batımı turu da 300 Rupi civarında ,sadece gün batımını görebiliyorsunuz.
Udaipur’un tarihi merkezi ,rengarenk sokakları, boyalı binaları, antik haveli'leri ve tapınakları ile sayısız ara sokak ve caddesiyle Udaipur'un tarihi merkezi kesinlikle gezmeye değer. Klişeleşmiş bir söylem olabilir ama eski şehir sokaklarında yürümek, zamanda geriye gitmişsiniz gibi hissettiriyor.Dar sokaklarda okul çocukları kriket oynuyor ve yaşlılarla işaret dili ve gülümsemelerle konuşuyoruz. Biz Pichola Gölü'nden Bada Pazarı ve Mandi Pazarı'na doğru giden yolları kullandık. Eski şehrin inanılmaz çarşı ve pazarları var ,tekstil , özellikle el yapımı kağıt ,çantalar , keten ,minyatür tablolar ,takı ve aksesuarlar satan birçok dükkanı görebiliyorsunuz. Eski Şehir'de dikkat çekici diğer bir nokta ise şehrin her yerinde, beyaz badanalı duvarları süsleyen geleneksel resimler vardı ,çok dikkat çekici ve etkileyici idi.
Udaipur'un sunduğu birçok nokta arasında, güzelliği ve cazibesiyle öne çıkanlardan biri de Bagore ki Haveli'sidir( Geleneksel Konak).Bagore ki Haveli, 18. yüzyılda Gangori Ghat'taki Pichola Gölü kıyısında inşa edilmiş görkemli bir saraydır. Mewar Krallığı Başbakanı Amar Chand Badwa'nın ve daha sonra Maharana'nın akrabası olan Bagore'li Maharaj Shakti Singh'in ikametgahıydı. Haveli, restore edilerek Udaipur'un kraliyet ve sanat mirasını sergileyen bir müzeye dönüştürülmüş.
II Pratap Singh, II Raj Singh, Ari Singh ve Hamir Singh olmak üzere dört Maharana döneminde Mewar Krallığı'nın başbakanı olarak görev yapan Amar Chand Badwa tarafından 1751 yılında resmi ikametgahı olarak inşa ettirilmiştir. Mewar'ın idaresi ve diplomasisinde önemli bir rol oynayan güçlü ve nüfuzlu bir figürmüş kendisi , 1778'deki ölümünden sonra haveli, Mewar kraliyet ailesinin mülkiyetine geçmiş ve Maharana Bhim Singh'in akrabası Nath Singh'in ikametgahı olmuş.1878'de Maharana Sajjan Singh'in en küçük oğlu Bagore'lu Maharaj Shakti Singh, haveliyi satın almış ve üç kemerli bir kapı eklemiştir. O zamandan beri, Bagore ki Haveli olarak bilinmektedir.
Haveli, Hindistan'ın bağımsızlığını kazandığı 1947 yılına kadar Mewar eyaletinin elinde kalmış ,daha sonra Rajasthan hükümeti tarafından kamu çalışanlarının barınması için kullanılmış ancak bakımsızlık nedeniyle haveli zamanla yıpranıp ihtişamını kaybetmiş.1986 yılında restore edilmiş ve 1993 yılında haveli, Udaipur'un kültürünü ve tarihini sergileyen bir müze olarak halka açılmış.
Bagore ki Haveli, Rajasthan mimarisi ve işçiliğinin muhteşem örneklerinden. Karmaşık cam ve ayna işçiliği, renkli duvar resimleri ve tablolar, oyma ahşap kapı ve pencereler, antika mobilyalar ve eserlerle dekore edilmiş 138 odaya sahip.Dikkatimi çeken odalardan birisi Kraliçe Odasıydı, iki göz alıcı cam ve aynadan yapılmış tavus kuşu heykeli vardı. Tavus kuşları, ışığın açısına bağlı olarak farklı renkler yansıtan binlerce cam parçasından yapılmış. Odanın duvarlarında ayrıca Mewar'ın Maharanilerinin (kraliçelerinin) güzel resimleri vardı.
Diğer dikkat çekici oda ise türban Galerisi idi , bu galeride, Rajasthan'ın farklı toplulukları ve bölgeleri tarafından giyilen türban koleksiyonunu sergilelenmekteydi.Türbanlar boyut, şekil, renk ve stil bakımından çeşitlilik gösteriyor ve halkın çeşitliliğini ve kimliğini yansıtmakta.Galeride 30 kg ağırlığında ve 3 metrelik çevre ölçüsüne sahip dev bir türban vardı.Diğer gezilecek galeriler ise Kukla ,düğün ,silah ve müzik aletlerinin olduğu odalardı.
Bagore ki Haveli'nin en ilgi çekici yerlerinden biriside, her akşam Haveli avlusunda gerçekleşen Dharohar Dans Gösterisi'dir. Gösteri, Rajasthan halk danslarını ve müziğini sergileyen kültürel bir şölen niteliğindedir.Gün batımından hemen sonra başlayan gösteri, yerel müzisyenlerin kalabalığı büyülemesiyle yavaş yavaş başlıyor ve ardından bir renk patlaması ve dans gösterisi canlanıyor. Kukla gösterisi ve biraz mizah, büyüleyici finalle sona ermeden önce sizi güldürüyor.
Gösteri bitti , kendimizi ödüllendirme zamanı uzun süredir Hindistan’da sokak lezzetleri ve giriş seviyesi restoranlarda takılıyoruz , bugün iyi bir yere gidecez , gideceğimiz yerin adı Jagat Niwas Palace Hotel.Burası bir otel ve aynı zamanda çatı katı bir restoran.Şehir sarayının ve gölün muhteşem görüntüsü altında yemek yiyorsunuz , özellikle restoranın Tandoori seçenekleri oldukça iyi.Udaipur’da birinci günümüzü doldurduk ,artık otelimizin yolunu tutma zamanı.
Gösteriler her gün saat 19:00'da başlıyor ve biletler kişi başı 150 Rupi ve gene Hindistan standardı fotoğraf çekmek isterseniz ek 150 Rupi daha talep ediliyor.Yoğun sezonda gösteriler çok önceden doluyormuş, bu yüzden önceden rezervasyon gerekebilir.
Bir sonraki seyahatnamede görüşmek üzere herkese selamlar. Seyahatlerim ile ilgili güncel paylaşımlara erişmek isterseniz instagram ve youtube ‘da yolbizigozler hesaplarını takip edebilirsiniz.
Not: Bu makale ’de adı geçen yer ve marka isimleri sadece bilgilendirme ve kişisel deneyimi yansıtma amacı ile paylaşılmıştır, reklam değildir.5846 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında , Makale de kullanılan yazı ve görsel materyaller yazarın izni olmadan kesinlikle başka bir yerde kullanılamaz ,kopyalanamaz ve yeniden yayınlanamaz.