Bir teşekkürün ardındaki büyük anlam: İnsan büyüdükçe küçülmeyi, yükseldikçe mütevazı kalmayı başarabiliyorsa gerçekten büyüktür.

Bazı insanlar vardır; büyüdükçe küçülür, yükseldikçe mütevazılaşır. Asıl büyüklük de tam burada başlar.
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada karşıma çıkan bir haber, beni uzun uzun düşündürdü.
Türkiye’nin önemli iş insanlarından Rahmi M. Koç, zor bulunan kalkan balığını hazırlayan Balıkçı Kahraman’a gönderdiği teşekkür mektubuyla gündeme gelmişti.
Bir düşünün… Ücreti ödenmiş bir hizmet. İş bitmiş. Her şey olması gerektiği gibi yapılmış. Ama Rahmi Koç, emeği geçen kişiye bir teşekkür mektubu göndermeyi tercih ediyor. Üstelik bunu sıradan bir teşekkürle de geçiştirmiyor; el yazısıyla, samimi ifadelerle duygularını aktarıyor.
İşte insanı düşündüren de bu. Çünkü gerçek büyüklük, insanın sahip olduklarıyla değil; karşısındaki insana verdiği değerle ölçülüyor.
Bu mektubu görünce benim de yakın zamanda yaşadığım çok kıymetli bir hatıra aklıma geldi.

Rahmi M. Koç’un, Kahraman Balıkçılık’a gönderdiği el yazısıyla teşekkür mektubu.
Bir köşe yazısı ve gelen beklenmedik teşekkür…
11 Ağustos 2026 tarihinde gazetemizde “Bir Taraftarın Gözünden Kütahyaspor” başlıklı bir köşe yazısı kaleme almıştım. Bir taraftar olarak Kütahyaspor’a olan sevgimi, tribünlerin heyecanını ve Kütahya insanının takımına duyduğu bağlılığın, Nafi beyin,Erkan beyin Ng Topluluğun Kütahyaspora yapmış olduğu destekleri anlatmaya çalışmıştım.
Yazı yayımlandıktan sonra, NG Grubu’nun kurucusu Sayın Nafi Güral’dan gazetemize bir teşekkür e-postası ulaştı. Sayın Güral, yazıyı okuduğunu ve beğendiğini ifade ederek şahsıma teşekkür etmişti.
Açıkçası böyle bir geri dönüş benim için son derece anlamlıydı. Çünkü bir iş insanının, yoğun çalışma temposunun içerisinde bir yerel gazetede yayımlanan köşe yazısını okuyup, üstelik yazıyı kaleme alan kişiye ayrıca teşekkür etmesi, bana göre yalnızca bir nezaket göstergesi değildir.
Bu, insana ve emeğe verilen değerin göstergesidir. Tıpkı Rahmi Koç’un, kendisine hizmet sunan bir balıkçıya teşekkür etmesi gibi…

Nafi Güral’ın, “Bir Taraftarın Gözünden Kütahyaspor” yazısına gönderdiği teşekkür e-postası.
16 yaşında başlayan bir yolculuk
Nafi Güral’ın hayat hikâyesine baktığımızda, bugün gelinen noktanın ardında büyük bir emek ve uzun yıllar olduğunu görüyoruz.
1945 yılında Kütahya’da dünyaya gelen Nafi Güral, eğitimini Erkek Sanat Enstitüsü Makine Bölümü’nde tamamladı. Henüz 16 yaşındayken çalışma hayatına atıldı.
1961 yılında ağaç sanayi sektöründe başlayan iş yaşamı; madencilik, kiremit ve tuğla sanayi gibi farklı alanlarla devam etti. 1970’li yıllarda aile şirketlerinin kuruluş ve gelişim sürecinde aktif rol aldı.
Bugün ise onun öncülüğünde büyüyen NG Grup; porselen sofra eşyasından seramiğe, ambalajdan makine üretimine, endüstriyel minerallerden turizme kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük bir yapıya dönüşmüş durumda.
Fakat bana göre Nafi Güral’ın hikâyesinin en önemli tarafı yalnızca fabrikalar, yatırımlar ve rakamlar değil. İnsan yetiştirmek, eğitim kurumları kazandırmak, şehrine değer katmak ve toplumun ihtiyaç duyduğu alanlarda sorumluluk almaktır.
Kütahya’ya bıraktığı iz
Nafi Güral’ın Kütahya’ya yaptığı katkıları saymaya başladığımızda uzun bir liste ortaya çıkıyor.
Nafi Güral Eğitim Vakfı aracılığıyla eğitime verdiği desteklerin yanında; Nafi Güral Fen Lisesi, Ali Güral Lisesi, Gülsüm Güral Diş Hekimliği Fakültesi, Kızılay Gülsüm Güral Anaokulu, NG Koleksiyon Müzesi gibi önemli eserlerin şehrimize kazandırılmasında büyük katkıları bulunuyor.
Çeşitli cami, sosyal tesis ve kamu yararına projelerde de imzası var.
Bütün bunların yanında, Kütahyaspor denildiğinde de Nafi Güral’ın adı mutlaka anılıyor. Çünkü o, şehrinin takımına sadece bir iş insanı olarak değil, bir Kütahyalı olarak sahip çıkıyor.
Kütahyaspor’un zor günlerinde verilen desteklerin, şehrin takımına duyulan bağlılığın ve yıllardır sürdürülen katkıların Kütahya insanının hafızasında özel bir yeri var.
“Dolu başak eğik durur…”
Atalarımızın çok güzel bir sözü vardır: “Dolu başak eğik durur, boş başak dik durur.”
Bazen bir insanın kim olduğunu anlamak için sahip olduğu servete, makamına veya unvanına bakmaya gerek yoktur. Bir garsona nasıl davrandığına, bir işçiye nasıl baktığına, bir gazetecinin yazısını okuyup okumadığına, kendisinden küçük ya da büyük gördüğü insanlara nasıl hitap ettiğine bakmak yeterlidir.
Çünkü insanın gerçek karakteri, gücünün karşısındaki davranışında ortaya çıkar.
Sayın Nafi Güral’ın bir köşe yazısını okuyarak teşekkür etmesi benim için işte bu yüzden çok değerlidir. Belki kendisi açısından birkaç dakikalık bir nezaket; ama karşısındaki insan açısından unutulmayacak bir hatıra…
Teşekkür etmek küçültmez, büyütür
Bugün toplum olarak belki de en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri, birbirimizin emeğini fark etmek. Bir teşekkürün bazen ne kadar büyük bir anlam taşıdığını yeniden hatırlamak…
Çünkü teşekkür etmek insanı küçültmez. Tam tersine, insanı büyütür.
Rahmi Koç’un bir balıkçıya gönderdiği mektupta da bunu gördük. Nafi Güral’ın bir yerel gazetede yayımlanan köşe yazısına gönderdiği teşekkürde de…
İki farklı insan, iki farklı hikâye… Ama aynı ortak değer: Mütevazılık.
Ve belki de bize anlatılan en güzel ders şu: İnsan yükseldikçe etrafındaki insanları küçültmüyorsa, işte o zaman gerçekten büyümüştür.
|
“Bazı insanlar şehirlerinde yalnızca eser bırakmaz. |
Sayın Nafi Güral… Kütahya’nın yetiştirdiği, üreten, istihdam sağlayan, eğitime, spora ve sosyal hayata katkı sunan bir değer.
Ama benim için bütün bunların yanında başka bir özelliğiniz daha var: İnsana değer veren bir Kütahyalı olmanız.
Bir köşe yazısını okuyup teşekkür edecek kadar mütevazı… Şehrinin insanına, gençlerine, eğitimine ve sporuna sahip çıkacak kadar da vefalı…
Şahsım, gazetemiz ve Kütahya adına size teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız Sayın Nafi Güral.
Çünkü bazı insanlar şehirlerinde yalnızca eser bırakmaz. Aynı zamanda bir duruş bırakır. Ve o duruş, yıllar geçse de hatırlanır.
Kütahya’nın değerlerine sahip çıkmak, onların kıymetini bilmek ve güzel davranışlarını anlatmak da bizim görevimizdir.
Teşekkürler Nafi Güral… Teşekkürler insanlığa değer katan güzel insanlar.